
Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Hamit Kurt, Ortadoğu'da ve Kürdistan'da tüm yer altı ve yer üstü kaynaklarının talan edildiğine işaret ederek, “Yabancı firmalara peşkeş çekiliyor. Kuraklaşma başladı. İklim dengesi altüst oldu. Bu konularla ilgili sadece sendika olarak değil Anadolu'da farklı kurumlar var bu konularla ilgili mücadele eden. Bizim asıl amacımız bu talana karşı mücadele etmek” diye konuştu.
'Anadil insanın derisi gibidir'
Kurt, bunu yaparken de gittikleri yörelerde hangi dil konuşuluyorsa o dille bu mücadeleyi yürüteceklerini vurgulayarak, “Karadeniz'de Lazca yapacağız. Kürdistan'da bunu Kürtçe yapacağız. Anadilde anlatamadığınız zaman eksik kalıyor. Anadilin önemli olduğunu düşünüyoruz. Kürtlerde 'insanın anadili insanın derisi gibidir, insanın yabancı dili elbisesi gibidir' diye bir laf vardır. İnsan derisini atamaz. Çünkü yaşamının bir parçasıdır. Ama elbisesini üzerinden atabilir. Anadil önemini buradan ortaya koyduk ve vurguladık. Bu coğrafyada hangi yörede kim hangi dili konuşuyorsa o dilde hizmet vereceğiz” ifadelerinde bulundu.
Hakkari köylerinin tamamının kendi anadilinde tarım yaptığını kaydeden Kurt, şunları söyledi: “Ekipmanlarını alıp gittiğinizde Türkçe konuşursanız o köylü ne söylediğinizi anlamaz. Bin defa traktör, pulluk deyin, bilmez. Kendi dilinde konuşur. Dolayısıyla sen onu anadilinde anlatmalısın ki senin neyden bahsettiğini ve bu şekilde o tekniği nasıl kavraması gerektiğini bilebilsin.”
Bu noktada da devleti yasal anlamda düzenleme yapması için teşvik edeceğiz” diyen Kurt, şunları dile getirdi: “Şu an Türkiye'de her tarafta nereye bakılırsa hormonlu ürünler piyasadaki varlığını koruyor. Biz, doğal tarımı savunuyoruz. Hiçbir şekilde ilaç kalıntısı olmayan, kültürel önlemlerin dışında hiçbir şeyin karışmadığı doğal tarımın alternatifi için meclisleşme modeline gittik. Hem Anadolu'da hem Kürdistan'da nasıl bu modeli nasıl oturtacağız, karşılığı nasıl olacak üzerinden bir çalışma yürütüyoruz.”
'Ürünlerin yüzde 100'ü hormonlu'
“Kürdistan'da Amed merkezli olarak odalarla ve sendikalarla platform oluşturduk'' diyen Kurt bazı köylerde yaptıkları çalışmaların başarılı olduğunu belirtti. Kurt, organik kelimesini pek kullanmadıklarını belirterek, bakanlığın sistemi içinde “organik tarım yapıldığı”nın ifadelendirildiğini söyleyerek, ancak tüketiciye gelen ürünlerin neredeyse yüzde 100'ünün hormonlu olduğunun altını çizdi.
Türkiye'de evsel, kendi ihtiyacı için yapılan tarımdan değil ticari amaçla yapılan tarımdan bahsettiğini söyleyen Kurt, ticari anlamda köylerde yapılan tarımda dahi zirai ilaçların kullanıldığına dikkat çekti. Doğal tarım yapılmadığını dile getiren Kurt, doğal gübre kullanımının çok nadir olduğunu belirtti.
Kurt, çalışmalarının ekseninde kooperatifleşmenin de önemli yer tuttuğunu ifade ederek, şunları ifade etti: “Kooperatifleşmeye de gideceğiz. Köylerde, şehirlerde yapacağız. Bir köyde ürettiğimiz doğal olarak ürünlerin pazarını yapacağız. Sadece kendini döndürebilecek, kapitalizmin yaptığı gibi azami karla değil, uzun vadede daha büyük ve kapsamlı kooperatiflere gideceğiz. Bu konuda belli bir şey yapıldığında da devlet buna yanıtsız kalamayacak.”
Yanlış tarım politikaları göç ve işsizliği tetikliyor
Tarım ve hayvancılık politikalarının tarımsal üretimin önemli bir parçası olan köylerde insanların kentlere göç etmesini, üretimin değerini, biçimini etkilediği kadar işsizliği de büyüttüğünü belirten Kurt, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye'de işsizler ordusu giderek büyüyor. Bir kente gidin yüzlerce insan kahve köşelerinde. Köyünden kopup gelmiş çarpık kentleşmenin içinde. Dünya kadar verimli arazi boş kalmış. Sonuçta Türkiye dışa bağımlılığını karlı lanse ediyor ama birileri istediği için öyle gösteriyorlar. Köylerden kopmanın nedeni budur.''
İBRAHİM AÇIKYER/ANF/ANKARA