KCK Siyasi Komitesi, Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’ın “anadilde eğitim kesinlikle gündemimizde yok” açıklamasına “Şu çok iyi bilinmelidir ki, anadilde eğitimi tartışmak, Kürt halkı için artık onur kırıcı bir durumdur” şeklinde yanıt verdi. Kürtleri retçi yaklaşımlar karşısında sokaklara dökülmeye çağıran KCK, “hiçbir gücün Kürt kimliği ve kişiliği ile özgürlüğü ve anadilde eğitim hakkının önüne geçemeyeceği açıktır” dedi.
KCK Siyasi Komitesi, Demokratik Çözüm Süreci ve Batı Kürdistan’a ilişkin dün yazılı bir açıklama yaptı. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın başlattığı Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Süreci’nin, büyük fedakarlıklarla tek taraflı bugüne kadar getirildiği belirtilen açıklamada, 8 ayı aşkın bir zamandır ne gerilla, ne de karşı taraftan ölümlerin olmamasının hiç kuşkusuz demokrasi, çözüm ve özgürlükten yana olan tüm kesimlerin arzuladığı olumlu bir durum olduğunun altı çizildi. Ne var ki, bu durumun kendi başına kesinlikle bir çözüm olmadığı vurgulanan açıklamada, “Çözüm ve sürecin gelişmesi, AKP’nin atacağı adımlara bağlıdır. AKP, çözümden ve süreçten yana adım atmak şurada kalsın, çözümsüzlüğün ve şiddetin dili ve zihniyetinden vazgeçmemiştir” denildi.
Erdoğan’ın açıklamaları
Türkiye’de, yeni anayasa tartışmalarının sürdüğü bugünlerde Başbakan Erdoğan ve yardımcılarının yaptığı açıklamaların, sürecin nasıl ve ne kadar gelişip – gelişmeyeceğinin açık ifadesi olduğu belirtilen açıklamada, özellikle Erdoğan’ın “anadilde eğitim kesinlikle gündemimizde yok” yönündeki sözleri hatırlatıldı. Açıklamaya şöyle devam edildi: “Birincisi; bu müzakere ve çözüm ruhuyla hiçbir şekilde bağdaşmayan bir tutumdur. İkincisi sormak gerekiyor; sen hangi uluslararası hakla, hangi insani duyarlılıklarla ve hangi yetkiyle nasıl bir halkın dilini, kültürünü, kimliğini ve kişiliğini kabul etmez, reddedersin? Zaten 40 yıllık savaş da bunun için değil miydi? Kürt halkı, parya bir halk mıdır, sen de efendi misin ki ‘şunu veririm bunu vermem, anadilde eğitim asla olmaz’ diyorsun? Bu ret ve inkar, zulüm ve zorbalık değil midir? Yüzyılın bu döneminde, anadilde eğitimi reddetmek, ya uluslararası ve bölgesel gelişmelerden bihaber olmaktadır, ya da egemen sömürgeci zihniyetin ta kendisidir.”
Tartışma bile onur kırıcı
Anadilde eğitimi tartışmanın, Kürt halkı için artık onur kırıcı bir durum olduğu vurgulanan açıklamada, 40 yıllık özgürlük mücadelesinden sonra hiçbir gücün Kürt kimliği ve özgürlüğü ile anadilde eğitim hakkının önüne geçemeyeceğinin altı çizildi. Açıklamada, şunlar belirtildi: “Kürt halkı, dilini, kültürünü, kimlik ve kişiliğini reddeden her açıklama, tutum ve davranış karşısında elbette ki tepkisini en üst düzeyde ortaya koymalı, bu tür açıklamalara radikal serhildanlarla karşılık vermelidir. Egemen sömürgeci zihniyet, Kürtlerden serhildanlar düzeyinde bir karşı koyuş görünce ancak daha sağlıklı düşünebilecektir. Bunun için Kürtler hiç kimseden, hiçbir yerden özel bir talimat beklemeden her şeyden önce insan ve halk olmaktan kaynaklı direniş hakkını sonuna kadar geliştirmelidirler.
Sokaklara dökülmeli
Bu tür açıklamalar karşısında derhal sokaklara dökülmeli, her yerde ve her fırsata tepkilerini olanca güçleriyle ortaya koymalıdırlar. Kürt aydınları, hukukçular, sivil toplum örgütleri ve Türkiyeli dostlar; devrimci, sosyalist ve demokratlar seslerini yükseltmelidirler. Bunun için ne kadar serhildan, demokratik ve meşru eylemlilik geliştirilirse azdır. Her şey anadilde eğitim için deyip, ayağa kalkınmalıdır.”
Avukatların görüştürülmemesi
Kürt Halk Önderi Öcalan’ın, 2 yılı aşkın bir süredir avukatlarıyla görüştürülmediği; gerekçe olarak da, “gemi bozuk” denildiği hatırlatılan açıklamada, “Bu açıkça halkımıza, Reber Apo’ya ve hukukçulara karşı büyük bir saygısızlık ve gerçeklerle alay etmektir. Yurtsever – devrimci, demokrat, binlerce ve onbinlerce hukukçu, bu büyük haksızlığa karşı sesini yükseltmeli, hukuksal mücadele kadar, meşru demokratik tepkilerini de ortaya koymalıdır. Halkımız, Reber Apo’ya karşı uygulanan bu haksızlığa haftanın her Çarşamba ve Cuma günleri büyük protestolarla karşılık vermelidir” denildi.
Rojava’ya saldırılar
KCK Siyasi Komitesi açıklamasında Batı Kürdistan’daki duruma da dikkat çekildi. Rojava halkının, soylu bir direniş örneğini göstererek, destansı bir mücadele verdiği belirtilen açıklamada, savaşı Kürdistan’a taşırmak isteyen El Nusra çetesinin, bu gücü Türk evletinden aldığının ortaya çıkan belgelerle kesinleştuıu kaydedildi. Türkiye’de, çözüm sürecine gelmeyen AKP’nin, Rojava’da halkların lehinde doğru bir politika izlemesinin mümkün olmadığı ifade edilen açıklamada, “Tüm amaçları, halkımızın Rojava’da demokratik özerk statüsünü engellemek ve devrimin kazanımlarını tasfiye etmektir” diye vurgulandı.
Kuzeyliler isyan etmeli
Kürt hlakının Rojava’da kendi demokratik özerk statüsünü ilan ve inşa etmesi kadar doğal hiçbir şey olmadığı dile getirilen açıklamada, Kürtlerin kendi toprakları dışında hiçbir güce ve kimseye saldırmadığı anımsatıldı. Açıklamaya şöyle devam edildi: “Bilakis Ermeni, Asuri – Süryani, Arap ve diğer tüm inanç ve etnik topluluklarla özgürce bir arada yaşama mücadelesini vermektedir. Halkımızı, Rojava’da ekonomik, siyasi ve askeri ambargo altında tutarak adeta zorla göçertmek, Rojava devrimi ve demokratik özerk statüye karşı tutum almak demektir. Rojava’daki halkımız, devrimi gerçekleştirdiği kadar, savunmasını da kararlı bir biçimde yapacaktır. Kürdistan’ın dört barçasındaki tüm halkımızın ve yurt dışında ki tüm Kürtlerin ve dostlarının Rojava’daki halkımıza maddi ve manevi desteklerini esirgemeden tüm gücüyle sahip çıkmalıdır. Özellikle Kuzey Kürdistan’daki halkımız, hain çetelerin Kürdistan’da dolaşmalarına, eğitilmelerine ve savaşmak için Rojava’ya gönderilmelerine isyan etmelidir. Rojava’daki devrim, aynı zamanda kuzeyin devrimidir. Kuzeydeki devrim ise, tüm Kürdistan’ın devrimidir. Bu bilinçle ve sorumlulukla her düzeyde Rojava’yı desteklemek ve savunmak bir ulusal onur görevidir.”
ANF/BEHDİNAN