İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünde Veli Kahraman’ın yönetmenliğini yaptığı „Ana Dilim Nerede?“ filmi de var. Daha çok sanat yönetmeni olarak çalışmış olan Kahraman’ın ilk filmi.
„Ana Dilim Nerede?“ filminde, gerçek mekan ve kendilerini oynayan gerçek karakterler var karşımızda. Karakterler, yönetmen Veli Kahraman’ın annesi ve babası... Filmin oluşturulma süreci kimi zorluklardan dolayı iki seneyi bulmuş. Filmin müziğini de Kemal Kahraman yapmış.

Çıkış noktası UNESCO raporu
Filmin çıkış noktası, 2008 yılında UNESCO’nun diller üzerine yayınladığı rapor. Çünkü burada Türkiye’den 18 dilin yok olmak üzere olduğu yazılıyordu. Bu dillerden biri de yazarın da anadili olan Kirmanckî’ydi (Zazaca). Yönetmen Kahraman, anne ve babasının hikayesinden yola çıkarak kaybolmaya yüz tutan bu dilin izini sürüyor.
Anadilinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu öğrenen ihtiyar Mustafa, çocuklarına öğretemediği bu dilin unutulmaya terkedilmesinden kendisini sorumlu tutar. Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle dinlenmesi gerektiği bu dönemde, hayatının sonuna geldiği düşüncesiyle yeniden yüzleşmek zorunda kalırken, hafızasında kaldığı kadarıyla yitip giden dilini kaydetmeye karar verir. Mustafa’nın anadilinin yok olmaya yüz tutmasından duyduğu çaresizlik giderek umutlu bir üretme çabasına dönüşür. 


Kültürel travma

„Ana Dilim Nerede?“, evde dahi kendi dilinde konuşmanın yasak olduğu yıllardan sonra, artık saklanamayacak olan ‘anadil’ gerçeği ve Türkiye’de, asimilasyoncu politikaların yarattığı kültürel travma anlatılıyor. Zira yönetmenin ailesi de bu travmanın yaşayanlarıdır. Babasıyla eşzamanlı bu  konu üzerine kafa yormaya başladıklarını belirten Kahraman, „İlkokula gidince ilk kez Türkçeyi öğrenen bir adamdan söz ediyoruz. Kendi diline yabancılaşma meselesi babamın da yıllarca içinde tutmuş olduğu bir sorundu. Babamla bu konuları konuştukça, onun içindeki, bizden gizlediği hikâyeler ortaya çıktı“ diyor.
Kahraman’ın annesi-babası da diğer Kürt aileleri gibi yıllarca  yasaklanan anadillerini çocuklarından gizli konuşurlar. Kahraman, kendisi üzerinde de iz bırakan bu durumu şöyle anlatıyor: „Benimki gibi anne-babalar, anadil meselesini, horlanmayı, dışlanmayı çocuklarına çok hissettirmemeye, yansıtmamaya çalışırlar. Geçmişin öfke biriktirmesine izin vermemek için böyle davranırlar. Çocukları için daha çok gelecekle ilgilenmek isterler. Neden gizlediklerini sorduğumuzda ise bizim iyiliğimiz için yaptıklarını söylerler. Bizim yanımızda konuşmazlardı, sadece çok özel durumlarda kendi aralarında konuşurlardı.“


Anadil varoluşsal bir problem
Ancak film, dilin politik bir araç olarak kullanılmasına da karşı çıkıyor. Veli Kahraman, bu konuya şöyle açıklık getiriyor: „Türkiye’de ne zaman ‘anadil’ denilse hemen politik bir konu olarak algılanıyor. Anadil varoluşsal bir problem. Anadil, doğumla gelir. Politikanın indirgemeciliğiyle tartışılabilecek bir konu değil bence. Belki politikacılar da bu çeşit bir algıyla çalışsalar Türkiye de dünya da daha güzel bir yer olur. Diller problem olmaktan çıkarılmalı, her tür dil özgürleşmeli, her alanda.“
Filmin konuya dikkat çekilmesi açısından Festival’de gösterilmesinden sevinç duyduğunu belirten Kahraman, son olarak „Yalın ve doğal bir şekilde derdimi anlatmaya çalıştım. Bir problem vardı ve bunu anlatmak istedim, başka bir niyetim yoktu. Belki de psikolojik bir problemdir bu. Bir şekilde açığa çıkması beni de rahatlattı“ şeklinde konuşuyor.

KÜLTÜR SERVİSİ