Anadolu Quartet müzik grubu, Anadolu ezgilerini klasik müzik formunda yorumlayarak müziğe farklı bir soluk getiriyor. Dört kişiden oluşan ve yolları üniversite eğitimleri sırasında kesişen grup üyeleri Anadolu halklarının ezgilerini yorumluyorlar. Oda müziği formundaki repertuvarlarında ise, halk ozanlarının eserleri, Anadolu halklarının anonim ezgileri, etnik dünya müzikleri ve film müzikleri yer alıyor.


Erkin'den Anadolu Quartet'e

Anadolu Quartet, dört kişiden oluşan ve yaylı enstrümanlarla Anadolu ezgilerini klasik müzik formunda yorumlayan bir grup.  Grup üyeleri Ahmet Tirgil, Utku Barış Andaç, Ozan Nabi Akın ve Ruşen Arslanargun Türkiye'nin farklı şehirlerinde büyümüş, müzik eğitimi almış ve Marmara Üniversitesi'nde okurken tanışmış müzisyenler. Grup üyeleri, öğrenim gördükleri süre içinde kendilerini geliştirmek ve ortaya çıkaracakları eserleri sahnelemek için 2008 yılından bu yana birlikte çalışıyorlar. Çalışmalarının başlarında sadece klasik müzik çalan grup, Türkiye'de klasik müzikle özdeşleşmiş olan Ulvi Cemal Erkin'den esinlenerek önceleri Erkin Quartet olarak kuruldu. Ancak zaman içinde grubun müzik tarzının değişmesi ve birçok kültürden ezgilerin çalınmasıyla grubun adı da değişerek Anadolu Quartet oluyor. Grubun isminin Anadolu Quartet olarak değiştirilmesinin nedenini açıklayan Ahmet Tirgil, "Quartet, müzik terimi olarak dörtlü demek. Biz de dört kişilik bir ekip olduğumuz için kendimizi Quartet olarak adlandırıyoruz, Anadolu halklarının ezgilerini çaldığımız için de Anadolu Quertet'iz" diyor.

Klasik ve Anadolu ezgileri

Oda müziği formundaki repertuvarlarında Âşık Veysel'den Aram Tigran'a, Nurettin Rençber'den Neşet Ertaş'a uzanan halk ozanlarının eserleri, Anadolu halklarının anonim ezgileri, etnik dünya müzikleri ve film müzikleri bulunan Anadolu Quartet, seslendirdikleri eserlerin düzenlemelerini de kendileri yapıyor. Anadolu Quartet grubu olarak Anadolu ezgilerine yönelmelerindeki nedenlerden birisinin Anadolu'nun müzik gerçekliği olduğunu belirten grup üyelerinden Ahmet Tirgil, "Türkiye'de halkların gerçekliklerini görememek bir gelenek haline gelmiş. Mesela hepimiz müzik öğretmenliği bölümünde okuduk.  Anadolu'da öğretmenlik yapacağız. Ama bir türkü çaldığımızda, kendi yöremizden bir ezgi söylediğimizde öğretmenlerimiz bize kızardı. 'Neden klasik müzikten başka bir şey çalıyorsunuz' derlerdi. Biz buradan mezun olduğumuz zaman Meksika'da veya Kanada'da çalışmayacağız. Dêrsim'e, Amed'e atanacağız. Anadolu'daki halklarla muhatap olacağız. İşte bu düşüncelerden yola çıkarak insanlara klasik müzik ve Anadolu ezgilerini bir arada vermek için böyle bir müzik yapıyoruz" şeklinde konuştu.

'Müzik yaparken mesaj kaygımız yok'
Yaptıkları sanat çalışmalarında mesaj verme kaygısıyla müzik yapmadıklarını belirten Tirgil, "Fakat, Türkiye'nin siyasi yapısı gereği en küçük şeyler bile mesaj niteliği taşıyabiliyor" dedi. Tirgil, çaldıkları ezgilere ve içeriklerine ilişkin olarak, "Örneğin biz Çênêy adıyla Dêrsim'e ait bir ağıt okuyoruz. Bu ağıtta, 38 Katliamı'nda kızını kendi eliyle boğmak zorunda kalan bir kadının yaşadıkları anlatılıyor. Biz bunu söylerken siyasi mesaj vermeye çalışmıyoruz, sadece parçanın hikayesini anlatıyoruz" ifadelerine yer verdi.


'Müzik yapabilecek alanlar yok'
Ayrıca Tara Jaff, Sakina Teyna, Hîvron, Mehmet Atlı ve Şêrko Kanîwar ile çalışmalar yapıp aynı sahneyi paylaşan grup üyelerinden Tirgil, bölgedeki gelişmelere de değinerek, "Biz 2000 yılından beri Kürt coğrafyasındayız. Kürtler eskiden etkinlik yapacak salon bulamazdı.Şu an durum farklı. Artık Kürt belediyelerinin kendi salonları var. Örneğin Amed'de ve Dêrsim'de çok sayıda salon var" dedi. Kürt müzisyenlerinin sorunlarına da dikkat çeken Tirgil, "Kürt müzisyenlerin sahne alabilecekleri alternatif alanlar yok. İşte bu durumlar insanları yıldırıyor. Sanatçılar projeler yapıyor, ancak insanlara ulaştıramadıkları için bekletiyorlar. Bizim isteğimiz, kurumlarımızın özellikle de belediyelerimizin sanat çalışmaları için belirli bir bütçe ayırıp halkı, kaliteli sanat ve müzikle doğru salonlarda buluşturmalarıdır. Kürdistan coğrafyasında bu durumun eksikliğini birçok müzisyen yaşıyor" diye konuştu.
Anadolu Quartet bugüne değin, Mehmet Atlı, Tara Jaff, Şerko Kaniwar, Siavash Shahani  gibi sanatçılarla aynı sahneyi paylaşarak izleyenleri farklı formlarla etkilemeyi başarmış ve konser programları içerisinde zaman zaman emprovizasyonlara yer vererek gerçekleştirdikleri performanslarla dikkatleri üzerine çekti.

JİNHA / AMED