
Doğalgaz boru hattı projesi ilk olarak 2009'da Katar'ın Şam'a, kendi Kuzey Kubbesi Bölgesi'nden, İran'a ait Güney Pars bölgesine doğalgaz boru hattı inşa etme önerisiyle başladı. Tasarıya göre gaz AB'ye ulaşmak üzere, Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye'den ve devamından Türkiye'den geçecek bir boru hattından bahsediliyordu. Aynı dönem Nabucco projesi devreye girdi. Katar'ın önerdiği boru hattı Nabucco boru hattına bağlanacaktı. Nabucco projesine göre, Hazar Denizi'nden Azerbeycan doğalgazı Avusturya üzerinden Avrupa pazarına taşınacaktı.
Rusya'nın rolü
Moskova söz konusu projeninin hayat bulmasını istemiyordu. Çünkü Rusya doğalgaz üzerindeki kontrolünü kaybetmek istemiyor ve Türkiye'nin alandaki artan etkinliğini frenlemeye çalışıyordu.
Esad yönetimi Moskova'nın da talebiyle 2009'da söz konusu projeyi reddetti. Aynı dönem Suriye'de kendini 'muhalif güç' olarak tanımlayan birçok çetenin özellikle Fransa, Türkiye, Katar tarafından mali ve askeri olarak desteklendiği biliniyordu.
Suriye'nin stratejik
önem kazandığı 2012 yılı
Proje savaşları altan alta bölgede kaosu körüklerken, 2012 yılında Suriye, Irak üzerinden İran ve Lübnan'ı birbirine bağlayacak rakip bir boru hattı projesine destek vermeye başladı. Aynı dönem Suriye'de iç savaş başladı ve söz konusu iç savaş sırasında İran yanlısı güçler Esad'ı açıktan destek sundu. Ortadoğu'da "Şii Hilali” olarak tanımlanan projenin ilk dillendirildiği görüşme ise Suriye iç savaşının başladığı ilk günlerde Suudi İstihbarat Şefi Prens Bandar Bin Sultan'ın Moskova'da gerçekleştirdiği ziyaretin sırasındaydı.
Görüşmede, Körfez ülkelerinden yapılan gaz ihracatının Rusya'nın Avrupa'nın başlıca tedarikçisi olma konumunu tehdit etmeyeceği konusunda Rusya'ya güvence veriliyordu.
Suriye'deki iç savaş hızlanırken, 2012'de İran'la memorandum imzalandı. Bu tarihe kadar Suriye, Körfez'de bulunan diğer ülkelere kıyasla ülkede petrol ve gazı olmadığı için jeostratejik olarak pek önemsenmiyordu. Ancak petrolü olmayan Suriye bir stratejik geçiş noktası olarak artık başka bir öneme sahipti.
Bütün bunlar yaşanırken, ABD ve Avrupa Birliği İran'a nükleer yaptırımlar dayatarak İran'ı bir enerji kaynağı haline getirmek istiyordu. Bu aynı zamanda Tahran-Şam ve devamında eklenen Moskova ittifakını bozma amaçlıydı. İran için nükleer kozu, Suriye için "Esad gitmeli" sloganı giderek hız kazandı.
Bu savaş hali, önce bölgede faaliyet yürüten 'selefi cihatçılar'ın desteklenmesiyle daha da büyütüldü. Suriye bir kaos cenneti yapılırken, Katar, CIA, Suudi Arabistan ve Türkiye'nin de lojistik desteğiyle enerji tekellerinin savaşı giderek Suriye coğrafyası üzerinden kızıştırıldı.
Nüfuz mücadelesinin
aygıtı DAİŞ!
80'li yıllarda Moskova'ya karşı kullanılmak üzere Afganistan'da icra edilen benzer bir projeyle, ççok sayıda ülkeden Suriye'de faaliyet gösteren çetelere para ve silah yağdırıldı. Türkiye kayıt dışı petrol karşılığı DAİŞ'in arka bahçesi olurken, ABD, İngiltere, Fransa ve İsrail başta olmak üzere tüm güç dengeleri bölgede rol oynuyordu.
1.7 milyar varil petrol ve 122 trilyon kübik doğalgaz karşısında Suriye'de ölen yüzbinlerin önemi yoktu.
Dinci grupların, 'Arap Baharı' denilen bölgedeki alt üst oluş sırasında Mısır'dan İsrail'e gaz ihraç eden boru hatlarına saldırılar düzenlemesi, Azerbaycan-Ermenistan çatışması, Rusya ve Türkiye arasındaki uçak krizi ve daha birçok süreç bununla bağlantılı olarak bölgede yeniden oluşan nüfuz mücadelelerinin dışa vurumuydu.
Özellikle Suriye'yi Türkiye'ye bağlayan sınır şeridi, hem emperyalist güçler hem de bölgedeki gerici güçleri açısından 'Kürtlerin eline bırakılamayacak kadar önemli olduğu için' DAİŞ önce Kürtleri vurdu.
Yaşanan savaş hali içerisinde DAİŞ nüfuz mücadelesinde bölge gerici güçleri, bölge üzerinde emelleri olanların ortaya çıkardığı melanetti. Bölgedeki güç dengeleri değiştikçe, DAİŞ'in hedefleri de değişkenlik gösterdi.
Savaş derinleşiyor
Bu nedenle bugün petrol ve doğalgaz dalaşı, Suriye'deki bir iç savaşın ötesine geçerek, daha karmaşık bir satranç tahtası üzerinde oynanan oyun haline geldi. Rusya ve İsrail'le çıkar savaşına giren Türkiye geçtiğimiz günlerde bu satranç oyununda yeni bir pozisyon alırken, Büyük Ortadoğu Projesi, artık 21. yüzyılın dünya enerji savaşına dönüşmüş durumda.
Bu oyunda doğalgaz meselesi Rusya, Fransa, ABD, Almanya, Irak, İsrail, Mısır, Lübnan ve Kıbrıs gibi ülkelerin de meselesiydi artık. Fransa da kuşkusuz bu satranç turnuvasının önemli güçlerinden biri.
Bölgesel güç savaşı derinleştikçe, Fransa masada çıkardığı kartları nedeniyle radikal İslamcı grupların hedefi oldu ve olmaya da devam ediyor.
SELMA AKKAYA