Bu ayrıca işlenilmesi gereken konulardan biri. Ama bugün Avrupa devletlerini derinden etkileyen borç krizine dair asıl gündem Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın oluşturduğu örgüt olan BRICS’in AB’ye mali borç verebileceği teklifi. 22 Eylül’de yapılan IMF toplantısı, Fransa ve Almanya liderlerinin krize çözüm arayışıyla sık sık bir araya gelmeleri ve G-20 Avrupa’da yaşanan krizin derinliğine işaret ederken diğer taraftan AB hala BRICS bir birlik olarak görmemek için ısrar ediyor. 
BRICS ülkeleri, AB’ye borç vermeyi tartışıyor bugünlerde. BRICS ülkeleri kim ve kimlerden oluşuyor; Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın oluşturduğu grup. Bugün gelinen aşamaya dair öngörüleri ilk olarak ekonomist Jim O’Neill 2001 yılında yapmıştı. O’Neill dünyanın en geniş dört ekonomisini tanımlarken, önümüzdeki elli yılda küreselleşmeyi şekillendirecek ve küresel ekonomiye hakim olacak aktörlerin Brezilya, Hindistan, Rusya ve Çin olacağı öngörüsünde bulunmuştu. BRICS ülkeleri, siyasi, güvenlik, ekonomik ve ticari alanlarda aralarında tam bir anlaşma sağlayamasalar da, üzerinde anlaştıkları temel nokta dünya ekonomisinin artık sadece ABD tarafından yönetilmemesi gerektiği fikri. Yani tüm konularda anlaşmasalar da BRICS üyeleri, ABD’nin yıllardır oynadığı emperyalist role soyunmuş durumdalar. ABD ve IMF borçla kendine bağlama sistemine şimdi BRICS aday. Bugün BRICS ülkeleri IMF bünyesinde daha fazla oy hakkına sahip olmak için görüşmeler yürütüyor. Bugünlerde ekonomistlerin sıkça BRICS’in yükselişinden bahsetmesinin ana nedeni ise BRICS’in AB’nin içinde bulunduğu borç krizine karşı hem Avrupa devletlerine yardım etmek, hem de küresel ekonomik istikrarın yeniden sağlanması için mali destek yapmayı teklif etmeleridir.
Ekonomistler; BRICS ülkelerinin Euro Bölgesi’ne yardım etme taleplerinin altında yatan üç temel sebep öngörüyorlar: Avrupa’daki bankaların iflas etme riski ve bunun olası sonuçları gelişmekte olan ülkeler için önemli bir tehlike olarak görülmesi. Bir diğer nokta ise Asya sermayesinin büyük bölümünün Avrupa topraklarında yatırım yapmış olması, ödeme sıkıntısı olması durumunda yine önemli bir soruna neden olacağı gerçeğinin ortada durması. Sonuncu olarak da Avrupa’da ekonomik durgunluk evresine girilmesi riskinin olması. Çünkü BRICS Avrupa’nın en önemli ticari ortağıdır ve Avrupa büyük bir pazar imkanı sunmaktadır. Dolayısıyla BRICS ülkeleri için ihracat açılımı açısından son derece önemlidir.
BRICS ülkelerinin Euro Bölgesine yardım etmek çabası aynı zamanda AB’ye yardımdan çok kendi ekonomik istikrarlarını esas alıyor.
Avrupa BRICS ülkelerine geniş bir pazar sunarak en önemli ticari ortak olma sıfatını taşımaktadır. Bütün bu sürecin siyasi sebebine gelince ilk ayağını uluslararası çok taraflı kurumlarda aktif ve etkin rol oynayan Avrupa ülkelerinin ekonomik olarak düşüşe geçmelerinin siyasi olarak da onları zayıflatacağı düşüncesi oluşturmaktadır. Siyasi açıdan güçsüz Avrupa devletleri ise, BRICS ülkelerinin çıkarlarıyla tam anlamıyla örtüşmemektedir. Siyasi sebebin ikinci ayağı ise ABD ve Avrupa ikilisi karşısında artık üçüncü güç olma istemidir.
22 Eylül’de toplanan BRICS maliye bakanları, Euro Bölgesi’ndeki mevcut krizi ve büyümenin devamının sağlanması için yardım seçeneklerini görüştüler.
BRICS toplantı sonrasında Ekim ayında yayınladığı bildiride, mali istikrarın korunması adına destek sağlamaya hazır olduğunu ilan etmiştir. Bu teklife rağmen AB ise borç kriziyle mücadelede ve ekonomik istikrarın sağlanmasında G-20 ülkelerinden destek ve küresel çözüm bulunması talebinde bulundu. Kriz derinleştikçe emperyalist bloklar, yeni işbirlikleri ve yeni pazarlar üzerine dalaşmalar önümüzdeki günlerde giderek kızışacağa benziyor. Dün AB’nin kullandığı yöntemler, şimdi yeni rakiplerinin güç ve iktidar arayışında yöntem oluyor. BRICS ise dünyanın yeni gücü olma temelinde kendi temellerini atmaya çalışıyor. Bu pazarlıklar, yarışlar sürerken Avrupa çatısı altında olan işçi ve emekçilere ne düşeceği her zaman aşikar... Krizin faturası onlara ödedilecek!

SELMA AKKAYA