Barbarlığın 12 canı kurşuna dizmesinin ardından saldırganlar aranmaya devam ederken farklı saldırılar gelişmeye başladı. Bu kez Fransa'daki ırkçılar devreye girdi. Camilerin yakınlarında patlamalar meydana geldi.
Sokaklarda 80 bin polis, yollar kontrol noktaları, önemli mekanlar polis duvarı... Sokaklardan meydanlara akan "Charlie" çığlıkları ve mumlarla bezenmiş alanlar...
Ve Le Pen'e gün doğuyor
Siyasi mesajlar birbirini izlerken sağ politikaya uzun süredir dümen kırmış hükümet partisi Sosyalist Parti, Pazar günü anma amacıyla yapılacak Büyük Cumhuriyet yürüyüşüne aşırı sağcı lider Le Pen'i katmayı tartışıyor.
Le Pen ise saldırı sonrası ırkçı ağzını en ileri sevide açmış durumda. Hatta idam cezasının Fransa'da yeniden uygulanması için referandum önermesi ise önümüzdeki günlerde Fransa'da sağı giderek büyütecek yeni bir dönüm noktasında olduğumuzu gösteriyor. Diğer taraftan camileri hedef alan saldırılar ise Fransa'da yaşayan halklar arasında yeni bir gerilimli sürecin boyut kazanacağı yönünde sinyaller veriyor.
Toplantıya ABD Adalet Bakanı katılacak
Bütün bu tartışmalar devam ederken özellikle ibadet yerleri, havaalanları, tren garları, kamu binaları, diplomatik temsilcilikler, turistik bölgeler, stratejik kamu binalarındaki güvenlik tedbirleri olağanüstü hale getirildi.
Önümüzdeki pazar günü 'terörle mücadele' konusunun ele alınacağını, bakanlar düzeyinde uluslararası bir konferans düzenleneceği İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve tarafından duyuruldu.
Toplantıya ABD Adalet Bakanı Eric Holder de katılım sağlayacak. Tüm bu gelişmeler, Fransa'nın 11 Eylül'ünü yaşadığını gösteriyor.
Charlie Hebdo haftalık mizah dergisine yapılan saldırıyı, demokrasinin temel değeri olan ifade özgürlüğüne yapılmış bir saldırı olarak gören sol partiler, Fransız Komünist Parti, NPA vb örgütlenmeler bu saldırıların ırkçı ve sağ politikaların malzemesi haline getirilmemesi yönünde çaba harcıyor. Her eylemin büyük katılımcısı olan bu partiler, halkların kardeşliği vurgusunu öne çıkarıyor.
Diğer taraftan saldırı öncesi hem kriz hem de Ortadoğu konusunda giderek köşeye sıkışan hükümetin bundan böyle nasıl bir yol izleyeceğini Pazar günü yapılacak terör konferansından sonra görmek mümkün olacak.
Geri dönüşümü kanlı ve ağır
Bugün Ortadoğu'yu kana bulayan DAİŞ ve El Kaide gibi örgütlerin yaygınlaşabilmesinin temel sebebinin, 11 Eylül sonrası geliştirilen emperyalist saldırganlık, Ortadoğu'ya dönük işgal politikası olduğu açık.
Ve geri dönüşüm, kanlı ve ağır biçimde batının kentlerine geldi. Özellikle ABD, 11 Eylül sonrasında uyguladığı politikayla bugün yaşanan ortamı yarattı. Arap devrimlerine müdahale etmeye çalıştı. Devamında Mısır'da darbeye destek oldu. Libya'da NATO'yu devreye soktu.
Taliban, El Kaide veya Saddam Hüseyin ve devamında Ortadoğu'yu kendi aralarındaki rekabetin sahası haline getiren emperyalist devletler, bugün mezhepçi DAİŞ’in katliamlarının kendilerine geri dönüşümüne yönelik yeni müdahale biçimleri geliştiriyorlar. Bu arada en ağır bedeli sivil insanlar, Charlie gibi muhalif çizerler, Ortadoğu'nun ateş çemberindeki başta Kürtler olmak üzere halklar tarafından ödeniyor.
Fransa'da Çarşamba günü yaşanan ve ağır bedel ödenen barbarlığın saldırısına karşı Fransa hükümetin önünde iki seçenek var; ya rotasını ABD gibi kendi ülkesinde terör yasaları vb ile ülkeyi polis devletine diğer taraftan ise Ortadoğu'da yeni işgallere doğru kıracak ya da içte ve dışta demokrasinin değerlerini inşaya girişecek.
SELMA AKKAYA