Halk, ülkedeki göçmen oranını binde 2’ye, yılda 16 bine indirmeyi ve başta Afrika olmak üzere göç alınan yoksul ülkelere "Aile planlaması yardımı" gibi klasik sömürgecilik dönemi uygulamalarını hatırlatan yasa önerisine yüzde 74.1 oranında "Hayır" dedi. Geçtiğimiz 9 Şubat’ta, göçmenlerin serbest dolaşım hakkını kısıtlayan, "Kitlesel göçe hayır" referandumunun yaklaşık 20 bin gibi bir oyla kabul edilmesi karşısında şoka uğrayan sol partiler bu kez ihtiyatlı davrandılar.
Ülkenin siyasi tarihine "9 Şubat şoku" olarak geçen ve İsviçre ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde ciddi krizlere yol açan referandumun etkileri henüz geçmeden, sağ popülist parti SVP/UDC’nin paravan yapılanması Ecopop (Çevre ve Nüfus) derneğinin inisiyatifiyle toplanan 110 binden fazla imza sonucu halk 30 Kasım Pazar günü referanduma gitti. Fakat "eşeği sağlam kazığa bağlamak" isteyen sol partiler son bir aydan beri yoğun bir çalışma temposuna girdiler.
Bir yandan liberal ekonominin kayıplarını önlemek, diğer yandan ülkenin muhtaç olduğu, ucuz ve nitelikli iş gücünü kaybetmek istemeyen sağ partiler de bu kez milliyetçi sağa karşı solu desteklemek zorunda kaldılar. Merkez ve liberal sağı (Radikal-Liberal Parti ve Hıristiyan Demokratlar) Sosyalist ve Yeşiller’e destek vermeye götüren bir diğer etken de SVP’nin ardı kesilmeyen yabancı ve AB karşıtı referandumlarıydı.
Son 12 yılda dokuz kez halkı yabancılar karşıtı politikalarda sandığa götüren milliyetçi parti diğer sağ partileri de kaygılandırmaya başladı.
SVP/UDC’nin giderek toplumsal barışa ve komşu ülkelerle olan siyasi ve ekonomik anlaşmaları da tehlikeye soktuğuna ikna olan sağ bu kez kararlı durarak Ecopop’a karşı keseyi açarak ciddi bir kampanya başlattı.
Diğer yandan sol partiler de Şubat’ta olduğu gibi rehavete kapılmadılar. 9 Şubat’ta, Radikal-Liberal Parti ile Hıristiyan Demokratlar ve Federal hükümetin de İsviçre Halk Partisi'nin (SVP) inisiyatifine karşı olduğunu düşünen Sosyalist ve Yeşiller, halkın SVP/UDC’ye prime vermeyeceği yanılgısına düştü. Bu rehavetle ciddi bir karşı kampanya yürütmeyen sol partilerin tavrına UNIA gibi en büyük işçi sendikasının sessizliği de etkili oldu. "AB ve eski Doğu bloku ülkelerinden gelen göçmenlerin iş piyasasinda dampinge yol açtığını" savunan sendikanın bu politikası sandığa yansımış ve yüzde 50.34 gibi bir oranla halk oylamayı kabul etmişti.
İsviçreliler’in aşırı sağa verdiği bu kararlı mesajından, Ekim 2015 genel seçimleri oncesi sol partiler büyük bir moral aldılar. Bu arada SVP/UDC’nin 2015’te hangi "uğursuz referandum" önerisiyle geleceği de merakla bekleniyor!
İhsan KURT