
Bu sakinlik Suriye'ye karşı bir askeri müdahale tehdidine ve Suriye'ye karşı bir savaşı durdurmak için kullanılmalı. Suriye'ye yapılmak istenen saldırı Mart 2011'de Libya'ya karşı yapılanın aynısıydı. Sonuçta bugün Libya devlet olarak çökmekle karşı karşıya, Kaddafi'nin elindeki silahlar Ortadoğu ve Afrika'da birçok çatışmalı bölgeye yayıldı. Kimyasal silahlar dahil. Suriye'nin kaderi Libya benzeri olmamalı. El Nusra ve El Kaide Suriye devletini parçalamak ve İslamist bir hükümranlık kurmak istemekteler. Bu grupların sosyal bir ayaklanma veya demokratik bir dönüşüm diye dertleri, yani bildiğimiz anlamda 'devrim' diye bir dertleri yok. Tam tersine şiddet, baskı, tahammülsüzlük yanlıları.
Dış güçler zaten savaşın içinde
Amerika'nın askeri saldırısı, Suriye ordusunu dağıtıp, devleti güçsüzleştirip, güçler dengesini ayaklanmacılar lehine çevirecekti ve tıpkı Mali örneğinde olduğu gibi bu seferde ayaklananlara karşı savaşacaklardı. Direk ya da dolaylı olarak ABD, Fransa, İngiltere, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve özellikle de Türkiye ayaklananları silahlandırdılar ve silahlandırmaya devam ediyorlar. Politik ve askeri olarak bu ülkeler çoktandır bu savaşın içindeler. Suriye'de yaşananlar artık bir iç savaş değil, bölgede güç ve etki alanlarının genişletilmesi için verilen bir ikameci çatışma yaşanmakta.
Cenevre görüşmeleri canlandırılmalı
Suriye'ye karşı savaşa 'HAYIR' diyen Esad'a 'EVET' demek zorunda değil. Eski, "düşmanımın düşmanı dostumdur" teorileri artık geçersizdir. Bu, barışı sağlamıyor, düşmanlıkları bitirmiyor, kendi kaderini tayin etmeyi güçlendirmiyor, demokrasiyi geliştirmiyor. Bugün Suriye'ye karşı yapılacak bir askeri saldırıya ya da Esad'a taraf olmanın ötesinde üçüncü bir yol var, o da silahların susması, insani yardım kanallarını açılması, mültecilere yardım ve halkın ihtiyaçlarının teminidir. Bu tüm çatışan kesimlerin katılmasını kapsayacak barış görüşmelerinin ilk adımı olabilir. Şimdi, Kürt sorununu da gündemine alacak, Suriyeliler üzerine değil Suriyelilerle görüşülecek Cenevre görüşmeleri fikrini yeniden canlandırmanın tam zamanı.
Kürtlerin özerklik talebi kabul edilmeli
Baas rejimi Kürtleri hep baskı altında tuttu. Bu politik olarak kabul edilebilir değil ve büyük bir hataydı. Bugün Kürtler savaşın her türlü olumsuzluklarına rağmen bölgelerini kendileri idare etmekteler, sınırlarını, şehirlerini cihatçılara karşı güvence altına alırlarken, Suriye ordusunun da bölgelerine girmesine izin vermemekteler. Görüşülmesi gereken bir paketin içerisinde Kürtlerin özerklik talebi de olmak zorunda. Başka türlü ifade etmek gerekirse: Kürt sorununun Kürtlerin istemleri doğrultusunda çözümü olmaksızın Suriye'de demokratik bir dönüşüm olmayacaktır.
WOLFGANG GEHRKE / Wolfgang Gehrke: Die Linke (Sol Parti) Milletvekili, Dış İlişkiler Komisyonu'nda Die Linke'nin baş temsilcisi. 22 Eylül Federal Meclis seçimlerinde Die Linke partisinin Frankfurt adayı.