Gürcistan

19 Temmuz tarihinde Ankara’da Başbakan Binali Yıldırım ile Gürcistan Başbakanı Giorgi Kvirikaşvili, Türkiye ve Gürcistan arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi kurulmasına ilişkin Ankara Bildirisi’ne (1) imza attı.

Bildirinin ana eksenini ekonomi, taşımacılık, çalışma hakları, adalet, terörizmle mücadele gibi  başlıklar oluşturuyor. Anlaşma kapsamında gerek enerji koridoru olması gerekse de mal taşımacılığı için Gürcistan’ın öneminin bir kez daha altı çizilmiş. 

Bu anlaşma ile birlikte zayıf ekonomisi ile Gürcistan’ın Türkiye’ye bağımlılığının daha fazla artacağını söylemek mümkün. Ayrıca Azerbaycan’la enerji bağlantısının (TANAP, Güney Kafkasya Doğalgaz Boru Hattı) garanti altına alınması açısından da önemli. 

Gürcistan'la geliştirilen bu ilişkilerin Türkiye’nin  egemen sermaye kesimlerinin politik ekseni haline gelen yeni osmanlıcı yaklaşıma uygun olduğunu da söylemek yanlış olmaz. 

NATO ile de güçlü bağlara sahip olan Gürcistan’ın, Erdoğan rejiminin Rusya ile geliştireceği ilişkilerde  bir pazarlık unsuruna dönüşme olasılığı ise bu ülkenin halkı açısından ciddi bir risk.

Ayrıca darbenin etkisi burada da görülmeye başlanacak. Türkiye Fetullahçı organizasyonların kapatılmasını bu ülkeden de istedi. Gürcistan’da oldukça güçlü pozisyonda olduğu bilinen Fetullah Gülen organizasyonuna (2) karşı Gürcistan yönetiminin bir hayli zorlanacağı açık.


Azerbaycan

Azerbaycan-Türkiye ilişkileri açısından dikkat çeken bir gelişme "askeri üs" tartışması etrafından yaşandı. Geçtiğimiz hafta içinde İlham Aliev tarafından daha önce ön anlaşması yapılan, Türkiye’ye Azerbaycan'da askeri üs açma hakkı tanıyan anlaşmanın onaylandığı haberi basında yer aldı. 

Daha sonrası ise yalanlama geldi: "Azerbaycan Cumhuriyeti Savunma Bakanı yardımcısı Ramiz Tahirov, Bakü askeri havalimanının 1999'dan beri  faal olduğunu ve buradan Afganistan'a asker gönderildiğini ve bu havalimanının aynı zamanda Türkiye askerlerinin geçici olarak dinlenmesi için de kullanıldığını ve bunun havalimanının Türkiye ordusunun yetkisine verildiği manasına gelmemesi gerektiğini söyledi."

Bu açıklamanın ne derece gerçeği yansıttığını bilmiyoruz. Düzeltmenin içinde "üs vermedik, sadece TSK’ye kullanıma açtık" ifadelerinin ne tür bir rahatsızlığı yansıttığı şimdilik açık değil.

Çünkü daha önce 3 Temmuz’da böyle bir protokolün imzalandığı haberleri basında yeraldı ve bu yalanlamıyor. Hem Türkiye’nin Azerbaycan'la geliştirdiği askeri-ekonomik-siyasi ilişkilerin boyutu düşünüldüğünde (Turan Ordusu vb. şeyler de hesaba katılabilir) bu garipsenecek bir gelişme olmazdı.

Ama Erdoğan iktidarına karşı ordu tarafından düzenlenen darbenin sonrası bu meselenin gündeme gelmesi asıl sıkıntı kaynağı olabilir.

Başka ülkelerde olduğu gibi Azerbaycan’da da FETÖ'cü avı başladı. ANS TV'nin kapatılmasından sonra Kafkas Üniversitesi de kapatıldı. Bu üniversite Fetullah Gülen’in yurt dışındaki ilk üniversitesi olarak biliniyor.

Türkiye ile ilgili bunlar yaşanırken, yine geçtiğimiz hafta içinde Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliev (adeta Erdoğan’ı taklit edercesine) iktidarı bütünüyle kendisinde toplayan anayasal değişiklikler arayışına girişti. 

Yeni tasarı bu hafta içinde parlamentonun gündemine gelecek. Aliev yanlılarından oluşan parlamentodan, kendilerini  tamamen Aliev’in insafına bırakacak bu gelişme karşısında direnmeleri beklenmiyor. Tasarı yasallaşırsa zaten devlet kaynaklı baskının yoğun olarak yaşandığı ülkede basın özgürlüğünün daha da sınırlandırılması ve insan hakları ihlallerinde artış bekleniyor.

Erdoğan’la simgelenen Türkiye’deki rejimin Kafkasya’daki hegemonya arayışlarının kolayca Türkiye’nin lehine sonuçlanacağını düşünmek yanıltıcı olur. 

Çünkü bölgede şu an ön plana çıkan tartışma konuları, Dağlık Karabağ’ın geleceği ve Hazar Denizi’nin statüsü sorunu da hesaba katıldığında, Rusya, ABD, İran, İngiltere ve İsrail’in de bölgedeki gelişmeler kapsamında söz sahibi olmak isteyecekleri aşikar. Bu çerçevede bölgenin yeni gerilimlere gebe olduğunu görülebilir. Özellikle Güney Osetya ve Abhazya meselelerinin ısıtılmaları gündeme gelebilir.    


1)http://tbilisi.emb.mfa.gov.tr/images/localCache/12/639e318d-889a-4373-9a4d-6c8c647467a2.pdf


2) Küçük bir ülke olan Gürcistan’da Fetullah Gülen organizasyonu kapsamında biri üniversite olmak üzere 8 okul, iş yerleri ve çeşitli derneklerin olduğu yandaş basın tarafından dile getirilen iddialar arasında.


AYKAN SEVER