Sosyalistler, demokratlar, işçiler, köylüler, kadınlar, azınlıklar vb. birçok kesim 1 Mayıs’ı karşılamaya hazırlanıyor. Sokaklara çıkarak taleplerini haykırmaya, devasa kalabalıklarla gücünün büyüklüğünü görmeye hazırlanıyor. Benimse her 1 Mayıs’ta anamın nasırlı elleri düşer aklıma. Sabah saat 5’ten gece saat 10’a kadar bir hayalet gibi oradan oraya koşuşu gelir gözlerimin önüne. Ev, temizlik, bulaşık, çamaşır, yemek, tarla, çayır, ahır derken bitkin halde kendini mindere atışını; kurulmuş bir saat gibi neyi, ne zaman, nerede yapacağını hiç şaşırmadan, bıkmadan, şikayetsiz, beklentisiz yapışını hiç unutamam. Gece sabahlara kadar inleyişini, sabah ise işlerine kaldığı yerden devam etmesini insan üstü bulurdum. O koşulsuz ve karşılıksız emeği, tanrı vergisi görevlerine dört elle sarılışı takılır aklıma.
Oysa ben 1 Mayıs sokaklarında anamın emeğiyle karşılaşmadım hiç. Hiç bir pankart, döviz yazmıyordu anaların emeğini. Her kes sınıfsız bir dünya istiyor, eşit ücret istiyor; ama kimse anamın emeğinin karşılığının ne kadar olduğunu söylemiyordu. Anamın emeği yoktu 1 Mayıs sokaklarında. Kadınlar vardı; işçi kadınlar da vardı; hatta analar da vardı. Biliyordum onlarda anam gibi çalışıyorlardı. Karşılıksız, koşulsuz, beklentisizlerdi. Ama yine de anamın emeği yoktu o sokaklarda.
Sonraları azıcık azıcık kadınların emeğinin görünmez olduğuna dair söylentiler duydum. Düştüm peşine bu sözlerin. Anladım ki bazı kadınlar, kadınların ev içindeki uğraşıp didinmelerini, boğaz tokluğuna çalışmalarını görünür kılmak için büyük çabalar veriyor. Bu çabaların sonunda anamın emeği ev içi “iş”, “karşılıksız emek” olarak tanımlanabilmiş sadece. Ama ben halen anamın bu denli adanmışlığının nedenlerini arıyor, emeğinin karşılığını anlamaya çalışıyordum.
Merak ya peşine düştüm; acaba anamın bir günlük işinin parasal karşılığı ne kadardır diye. Çok az sonuça ulaştım. En çarpıcı olanı şuydu. 1990’ların başlarında İskoçya’da yapılan bir araştırmaya göre, kadınların evde harcadıkları emeğin değeri, bu işlerin piyasadaki ücretleri üzerinden hesaplandığında 1 haftada 349 Sterlin. Bu miktar, evde bir yaşından küçük bir çocuk olduğunda 457 Sterline çıkıyormuş ki bu, orta düzeyde bir yöneticinin ücretine eşit ve ortalama ücretten yüzde 70 fazlaymış.
Ama bu da beni tatmin etmedi. Anam sadece günlük ev işlerini yapmıyordu ki, her birimizle -buna babam da dahil- tek tek ilgilenir, kaygılanır, bizimle sabahlardı. Anamın evde yaptığı her iş bugün sektör haline gelmiş durumda. Ama o tek başına tüm bunları yapardı. Ve bunların parasal karşılığının olması mümkün değildir zaten.
Ev işlerine ilişkin bir araştırmada kadının bu denli karşılıksız, beklentisiz emeği şöyle açıklanıyor: “Kadınların ev işlerini bir üretim faaliyeti olarak adlandıramayıp bunu politik bir sorun olarak gündem haline getirememelerinin önemli nedenlerinden biri bu işlerin bir sevgi ilişkisi içerisinde görülüyor olmasıdır. Kadınlar bu işleri genelde en sevdikleri ve en yakın oldukları insanlar (koca, evlat, baba vs.) için yaparlar. Bu hizmete dayalı durum genelde, sevginin dışa vurumu olarak da algılanmaktadır. Bu biçimi ile yapılan iş aslında “sevgi karşılığı çalışma”dır. Kadınların gün içerisinde harcadıkları emek, çalışma zamanları, belirli saatlerle sınırlı değildir. Gecesi- gündüzü, mesaisi yoktur yapılan/yapılacak işlerin. Harcanan emek ile ona sunulan yaşam tarzı arasında bir karşılılık bulunmadığı için bu emeğin köle emeğinden farkı yoktur.” Bu sonuç zorlayıcı da olsa red edemeyeceğim bir durum.
Yeni bir 1 Mayıs’ı karşılarken artık sorunsallaştırılan kadının ev içi emeğinin görülmesi gerekiyor. Sınıfsız, sömürüsüz, özgür ve eşit bir dünya isteyen bütün kesimler bu emeği görmemezlikten gelemez. Ezilen insanlığın ütopyaları olan bu taleplerin gerçekleşmesi için düşüncenin özgürleşmesi gereklidir. Geçmiş deneyimler göstermiştir ki özgürlük düşüncesi yaşamın her alanına yansımadıkça, demokratik bir sistem oluşmadıkça ve kadının bedeni, düşüncesi, emeği üzerindeki sömürü bitmedikçe bu talepler gerçekleşemez. Ya da karşıtına dönüşmekten kurtulamaz.
İşte anamın karşılıksız emeğinin böyle önemli bir yeri var 1 Mayıslarda. Onun içindir ki anaların emeğinin 1 Mayıs sokaklarına daha fazla yansıması gerektiğini düşünüyorum. Milyonlarca kadının görünmeyen emeğinin görülmesiyle 1 Mayıs sokakları gerçek amaçlarına ulaşacaklardır.
Anamın nasırlı elleri