Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Anayasa Komisyonu, yeni anayasa ile ilgili önerilerini TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na gönderdi. DTK'nin yeni anayasa önerilerinde; Türklük vurgusunun kaldırılması, hiçbir hükme kutsiyet atfedilmemesi, MGK'nin kaldırılması, düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması ve Türkiye'nin "Bölgesel Özerklik" esasına göre yeniden yapılanması yer alıyor.
DTK Anayasa Komisyonu, bölgenin dört bir tarafında düzenlenen halk toplantıları, sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri, aydın, yazar ve sanatçılar ile uzun süre yürütülen tartışmaların ardından hazırladığı yeni anayasa ile ilgili önerileri geçtiğimiz gün posta yoluyla TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na gönderdi.
Anayasanın ruhunu oluşturan Türklük vurgusunun tamamen kaldırılması önerisinde bulunan DTK, anayasanın geçerli olacağı coğrafyada yaşayan her türden etnik ve kültürel yapının korunma altına alınması ve bunların gelişimi için gerekli tüm zeminler hazırlanması gerektiğine işaret ediliyor. Hiçbir ırka vurgu yapmayan, Türklük ile Kürtlük ve diğer etnik kimlikler arasında ayrımcılığı esas almayan bir anayasal vatandaşlık tanımı olmasını isteyen DTK'nin önerilerinde, "Farklı kimlikleri vatandaşlığın kazanılması veya kaybedilmesinde esas almayan bunların bir arada yaşamasını mümkün kılan bir anayasal vatandaşlık bağı düzenlemesi olmalıdır. Hiç kimse kendi iradesi dışında vatandaşlıktan çıkarılmamalıdır" denildi. "Anayasada hiçbir hükme kutsiyet atfedilmemeli, değiş(tirile)mez veya değişmesi teklif edilemez hüküm olmamalıdır" önerisinde bulunan DTK, cinsiyet özgürlükçü yeni bir anayasa oluşturmanın yanı sıra, sadece insanı esas alan değil, doğayla uyumlu ekolojik yeni bir demokratik anayasa olması gerektiğine dikkat çekti.
Yapılışından günümüze kadar geçen zamanda anayasada yapılan değişikliklerin anayasanın ruhundaki "özgürlükleri lüks gören anlayışı" değiştiremediğini belirten DTK, özgürlükleri sınırlandıran Anayasa’nın ilgili maddelerindeki soyut kavramların kaldırılmasını istedi. Demokratik evrensel normlar ve AB hukuku normlarında düzenlemeler yapılması gerektiği belirtilirken, "Askerin, bürokrasinin ve yargının seçilmişler üzerindeki vesayetine son verilmeli, halk iradesinin hakimiyeti sağlanmalıdır. MGK kaldırılmalıdır" denildi.

'Düşünce ve ifade özgürlüğü'
"Düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalı, temel hak ve özgürlükler hiçbir gerekçe ile sınırlandırılmamalıdır" diyen DTK, "TMK, CMK, TCK mağduriyetlerine son verilmeli; hukuki, demokratik ve özgürlük hakkının kullanımının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır" önerilerini sıraladı. Herkes için din ve vicdan özgürlüğü sağlanması gerektiği belirtilen öneri taslağında, "Bireylerin bir dine inanma veya inanmama özgürlüğü korunmalı, grupların kendilerinin belirlediği din ve inanışları yaşama ve bunları yayma hakları güvenceye bağlanmalıdır. Hiç kimsenin inancının gereğini yerine getirmesi nedeniyle mağdur olmaması sağlanmalıdır. Devlet, inanan, inanmayan tüm görüşlere eşit mesafede durarak, inanç gruplarına müdahale etmemeli, kişi veya grupların birbirlerine baskı yapmalarını önlemelidir" denildi.

Siyasi partiler ve temsilde adalet

Anayasada siyasi partileri kapatan, sınırlayan, siyasal düşüncesini ifade ettiği için yargı takibatına uğrayan ve bu nedenle siyaset yasağı getiren hükümlerin anayasa metninde yer almaması gerektiğini belirten DTK, bireyin örgütlü hareket etmesine vesile olan her türlü tüzel kişiliğe yasal düzenleme yapılması ve kısıtlayıcı hükümlerin kaldırılmasını istedi. Öneriler arasında, seçim barajının kaldırılması, Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu'nda, gerekli değişiklikler yapılarak demokratik bir toplumun oluşmasına zemin sunacak özgürlükçü yasalar vasıtasıyla temsilde adalet sağlanması talepleri de yer aldı. DTK, ideolojik veya milli gerekçelerle siyasi partilerin faaliyetlerinin sınırlandırılmaması ve siyasi partilerin kapatılmaması gerektiğini kaydetti.

Anadilde eğitim ve kamu hizmeti

Anayasa’nın uygulanacağı bütün coğrafyada konuşulan ve bu Türkiye'nin asli unsuru ve ayrılmaz bütünü olan etnik yapıların ve bu yapıların dil, din ve kültürlerinin anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirten DTK, "Bu yapıların korunması ve ikamesi için yasal zeminlerin oluşturularak, özellikle anadilde eğitim ve anadilde kamu hizmetlerine katılma ve talepte bulunma, bilimsel, dini ve sanatsal faaliyetlerde bu hakların kullanılmasının öncelikle gözetilmesi gerekir" diye kaydetti.

Özerk yönetimler
"Devlet, tarafsız ve ideolojisiz olmalıdır" diyen DTK, "Devlet, farklılıkları değiştirip dönüştüren değil; tüm ideolojiler, inançlar ve değerler karşısında yansız, bunlara karşı eşit mesafede duran, bunları ve kişisel, grupsal, hukuki, siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer hakların varlıklarını teminat altına alıp bunları koruyan ve geliştiren bir niteliğe sahip olmalıdır. Tüm hak ve özgürlükler meşruluğunu resmi ideolojiden değil, toplumdan, vatandaşlardan almalıdır" diye belirtti. Konu ile ilgili öneri şu cümleler ile vurgulandı: "Devletin aşırı merkeziyetçi bürokratik yapısı küçültülmeli, dünyada artık hantal büyük devlet yerine yerinden ve yerel örgütlenmeler esas alınmaya başlanmıştır. Bu nedenle Türkiye aşırı merkezi anlayıştan kurtulmalı belirli sayıda ve yerelde yaşayan halkın tercihi de dikkate alınarak bölgesel özerk yönetimler oluşturulmasına imkân sağlanmalı ve devlet yapılanması bu esaslara göre yeniden organize edilmelidir. Gerek demokratikleşmenin sağlanması gerekse bölgenin kaynaklarının bölgenin gereksinimleri doğrultusunda en verimli kullanımının sağlanması, halkın yönetimlerde daha fazla etkin ve denetimi sağlayabilmesi, söz ve karar sahibi olabilmesi için bölgesel düzeyde kendini yönetme ilkesi öncelikle yaşama geçirilmelidir."

'Kuvvetler ayrılığı'
Anayasa’nın hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına dayanması gerektiğine dikkat çeken DTK, "Kuvvetler ayrılığı belirgin olmalı; yargı, yürütme ve yasama bölgesel özerklik esaslarına göre yeniden düzenlenmelidir. Tüm kurum ve kuruluşların işlemlerine karşı etkin bir yargı denetimi yolu oluşturulmalı, devletin tüm kurum ve kuruluşları hesap verebilmelidir” diye kaydetti.

Çalışma yaşamı

Önerilerin çalışma yaşamı ile ilgili bölümünde ise şuna yer verildi: "Emekçilerin kazanımı olan, hukuksal yönden bağlayıcı nitelik taşıyan ekonomik, sosyal ve kültürel haklar konusunda, uluslararası sözleşmelerin uygulanması iç hukukta teminat altına alınmalıdır. Çalışanların örgütlenme özgürlüğü karşısında yer alan düzenlemeler kaldırılmalıdır.”

SERTAÇ KAYAR - DİHA/AMED