68 Kuşağı’nın devrimci gençlik liderleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idam edilişlerinin 43’inci yıldönümünde çeşitli etkinliklerle anılıyorlar.
'Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil unutulur şey değil
Çaresiz geliyor aklıma’
Onlar unutulmadılar. Çünkü onlar bir destana yazdırdılar adını… Onların anma yıldönümleri aynı zamanda doğum yıldönümleri gibidir... Onları anlatmakta zaman kifayetsiz kalır... Sözcüklerin dili tutulur...
Halit Çelenk, 'İdam Gecesi Anıları’ adlı kitabında dahi söz etmediği kimi anılarını yıllar sonra anlatmıştı;
"Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda kurulan darağacı, başgardiyanın odasının penceresinden net bir şekilde görülüyordu. Biz cezaevine geldiğimizde Deniz bu odaya alınmıştı ve pencerenin tam karşısındaki koltukta oturuyordu. Deniz’in biraz sonra can vereceği darağacı, tam karşısında duruyordu. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Deniz’i darağacına çıkardılar. İnfaz sürerken, odaya Yusuf’u getirdiler. Yusuf, pencereden Deniz’in son nefesini verişini izledi. Yusuf infaz edilirken de, Hüseyin’i odaya getirdiler ve o da, Yusuf’un infazını saniye saniye gördü. Bunu kitabımda bile yazmadım, sadece Yusuf Aslan’ın, 'Duydum Deniz’in sesini’ sözlerine yer verdim. Biraz sonra aynı darağacında ölecek birine, arkadaşının infazını seyrettirmekten daha ağır bir işkence olabilir mi?"
'Neredeyse gün doğacaktı
Herkes gibi kalkacaktınız
Belki daha uykunuz da vardı
Geceniz geliyor aklıma’
***
Özellikle televizyonun etkisiyle toplum algısında, bir magazinleştirme/ parodileştirme gözleniyor. Bu tür magazinleştirme, içi boşaltılıp koflaştırılmaya çalışma çabaları Deniz’ler için de kullanılıyor.
Ertuğrul Kürkçü’nün vurguladığı gibi; "Yeni kuşaklara bizim Deniz Gezmiş’imizin aslına sadık bir portresini sunmak, hala tamamlanması gereken bir iş olarak duruyor karşımızda." Her olguda olduğu gibi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının da nasıllarsa öyle anlatılması gerekiyor. Bu en başta insan olmanın vicdan olmanın gereği. Çünkü onlar dillerinde yeminler, ölümü ölerek de yendiler... Ölümsüzleştiler.
'Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Bütün sevdiklerimin adları gibi
Adınız geliyor aklıma’
***
En çok sansürlenen, unutturulmaya çalışılan ve çarpıtılan sözleri Türk ve Kürt halklarının kardeşliğine vurgu yapan sözleridir.
Deniz Gezmiş’lerin arkadaşı Aydın Çubukçu bir anma töreninde yaptığı konuşmada, "Denizler 'Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği’ derken, günümüzün en acil sorununu dile getiriyorlardı’ demişti... Evet bu son derece önemli. Deniz’in bu son sözleri halklara emanet edilmiş birer manifesto gibidir...
'Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
Kahramanlıklar okudum tarihte
Çağımıza yakışan vakur, sade
Davranışınız geliyor aklıma’ (Melih Cevdet Anday- 'Anı’ adlı şiiri)
***
Onlar anlamın ve sevdanın morarmış karanfilleridir... Onlar kimliklere kazılmış gül suretidir. Kanayan yaralarımıza sargı bezidir... Birer halk sancağı gibidir onlar... Anıları hepimize emanettir... Halklarımız onları unutmayacak... Helal olsun onlara... Anılarına selam olsun.