Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 30 Ekim’de ‘örgüt üyesi’ suçlamasıyla tutuklanan Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın yerine İçişleri Bakanlığı tarafından Etimesgut Kaymakamı Cumali Atilla kayyum olarak atandı. Daha önce Amed’de vali yardımcılığı yapmış olan Atilla’nın bugün göreve başlayacağı belirtiliyor.

İçişleri Bakanlığı yetkilileri dün sabah saatlerinde KHK kapsamında, vali yardımcısı ya da kaymakam olan bir kamu görevlisinin Amed Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum olarak atanacağını duyurmuştu. Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy ise dün yaptığı açıklamada kayyum ataması için şartların oluştuğunu savunarak, “Her şey İçişleri Bakanlığı’nın inisiyatifindedir. Mümkün olan en kısa sürede atama olacaktır” dedi. 

Cumali Atilla kimdir?

1964 yılında Elazığ’da doğan Cumali Atilla, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. Sırasıyla Uğurludağ Kaymakam Vekilliği, Çobanlar Kaymakam Vekilliği, Mengen Kaymakamlığı, Diyarbakır Vali Yardımcılığı, Beyşehir Kaymakamlığı yaptı. Atilla, halihazırda Etimesgut Kaymakamı olarak görev yapıyordu. 

Yok sayacağız 

HDP, Amed Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasına tepki göstererek, “Halk iradesini yok sayanları yok sayacağız” dedi. HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amed’i çok istediğini belirterek, “Bunu defalarca ifade etmişti. Seçim yoluyla başaramadılar ama şimdi kaymakamı kayyum yaparak Diyarbakır’ı aldıklarını sanıyorlar” dedi. AKP’nin halk iradesine dönük uygulamalarının, darbe dönemlerinin bile gerisinde kaldığına vurgu yapan Bilgen, “Burada yapılması gereken, halk iradesini yok sayanları yok saymaktır. Tepkiler, bir süre sonra bu şehirlerin böyle yönetilemeyeceğini gösterecektir. Kimse atanmış memurlara kapı aralamaz. Bu, bir rejimin çöküşünün açıkça ilan edilmesidir” diye belirtti. 

Diktatörlük ve çılgınlık 

Hükümetin darbe ve düşman hukukunu hayata geçirdiğini vurgulayan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise şöyle konuştu: “Bir çılgınlık içerisine girdiler. Hükümet Amed’in Kürt halkı açısından, Türkiye demokrasi güçleri açısından anlamını biliyor. Umarım, sonuçlarını iyi hesaplamıştır. ‘Halep’i Halepliler, Musul’u Musullular yönetsin’ diyenler, Diyarbakır’ı Saray memurlarıyla yönetmeye kalkıyorsa ancak kendi siyasi akıbetini hızlandırma açısından çılgınlıktır. Ortadoğu’da bu tarz diktatörlük ve çılgınlığa girenlerin daha büyük sarayları vardı!”

Belediye abluka altında

Kışanak ve Anlı’nın 25 Ekim’de gözaltına alınmasından sonra Büyükşehir Belediyesi’nin çevresi polis bariyerleri ile kapatılırken, çok sayıda polis ekibinin belediye önündeki bekleyişi günlerdir sürüyor. Belediye çalışanlarının ise polisin kimlik kontrolü ile belediye binasına giriş çıkış yaptıkları belirtildi.

Halk nöbette

Belediye Eşbaşkanlarının tutuklanmasını protesto için belediye binası önünde “İrademe dokunma” talebiyle nöbet tutuluyor. DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, HDP Amed Milletvekilleri Feleknas Uca, Nursel Aydoğan ve Sibel Yiğitalp’in de aralarında bulunduğu yüzlerce kişi dün gerçekleştirilen nöbet eylemine katıldı. Kitlenin etrafı TOMA ve zırhlı araçlarla abluka altına alınırken, sık sık “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Belediye halkındır halkın kalacak” sloganları atıldı. 

Amed’den ortak tepki

Amed’de 45 meslek örgütü ve sivil toplum örgütü ortak bir açıklamayla Büyükşehir Belediye Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın tutuklanması ve basına yönelik saldırılara tepki gösterdi. 

Sümer Park Resepsiyon Salonu’ndaki açıklamayı Emek ve Demokrasi Platformu Eş Sözcüsü Doğan Hatun yaptı. OHAL ilanı üzerinden geçen 103 gün geçtiğini hatırlatan Hatun, OHAL’in siyasi bir fırsatçılığa dönüştüğünü kaydetti. “OHAL askeri darbe ve Cemaatten ziyade, toplumsal muhalif kesimlerin yanı sıra Kürt siyasi hareketinin kazanımlarına yönelik bir müdahaledir” diyen Hatun, atanan kayyımlarla halk iradesinin ipotek altına alınmaya çalışıldığının açık bir göstergesi olduğunu söyledi. Basın kuruluşlarının kapatılmasına da tepki gösteren Hatun “Bizler sivil toplum örgütleri olarak; halkın siyasi tercihine ve iradesine yönelik politik bir müdahale olarak değerlendirdiğimiz ve demokratik muhalefeti susturmaya yönelik hedefin bir parçası olarak gördüğümüz bu uygulamaya derhal son verilmesini talep ediyoruz” dedi. 


Gasp 11 Eylül’de başladı

DBP’li belediyelere gasp 11 Eylül’de başladı. AKP, OHAL’den yararlanıp Kanun Hükmünde Kararname marifetiyle aralarında Hakkari ve Batman kent belediyelerinin de bulunduğu 24 belediyeyi gasp etti. Belediyelere yönelik operasyonlar devam etti; gasp edilen, eşbaşkanları görevden alınan DBP’li belediyelerin sayısı 30’u aştı. Bununla da yetinmeden AKP iktidarı, Amed, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine de müfettişler göndererek belediyelere kayyum atamanın zeminin oluşturmaya çalıştı. ‘PKK’ye para aktarılıyor’ iddiasını müfettişlerinin tüm çabalarına rağmen ispatlayamayan AKP, siyasi bir komployla belediye eşbaşkanlarını rehin aldı ardından da kayyum atadı. 


Tecrit altındalar

Rehin alınan belediye eşbaşkanları ise kaçırılarak götürüldükleri cezaevinde tecrit altında tutuluyor. 

Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar Kandıra F Tipi Cezaevi’nde Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı ile Özgür Kadın Kongresi (KJA) Sözcüsü Ayla Akat Ata ile görüştü. Avukat Ramazan Demir’in verdiği bilgiye göre, Kışanak ve Ata Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde, Anlı Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne konuldu. Kürt siyasetçilerin üç kişilik koğuşlarda tek başlarına tutulduğunu belirten Demir şunları söyledi: “Gültan Kışanak ve Ayla Akat Ata’nın tutuldukları 3 kişilik koğuşlar da yan yana değil. Arada başka koğuşlar var, seslerini bile birbirlerine ulaştıramıyorlar. Yani tecrit altındalar. Apar topar getiriliyorlar. Mahkemeden daha karar çıkmadan, İstanbul’a, buradan da Kandıra’ya götürülmeleri için hazırlıklar yapılmış. Üçünün de moralleri iyi.”
 

Polis tutuklanacağını söyledi 

Diyarbakır Cumhuriyeti Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında KJA Dönem Sözcüsü ve iki dönem BDP’den Batman Milletvekilliği yapan Ayla Akat Ata’nın DTK’de yaptığı çalışmalar, katıldığı basın açıklamaları ve yürüyüşler “yasadışı örgüt faaliyeti” olarak gösterilerek “örgüt yöneticisi olduğu” iddiasıyla tutuklandı. Ata’nın hakkında yürütülen soruşturmada ifade vermek için daha önce adliyeye gitmesine rağmen, soruşturmayı yürüten savcı tarafından ifadesi alınmadan geri gönderildiği ortaya çıktı. Polislerin, Ata’ya gözaltındayken ise “Artık tutuklanırsın. Seni İstanbul’a götüreceğiz” dedikleri öğrenildi.

Soruşturma 2007’ye uzanıyor 

Soruşturma dosyası, Kürt illerindeki 400’e yakın STK’nin katılımıyla kurulan DTK’nin kurulduğu 2007 yılına dayanıyor. Polis teşkilatı ve yargı içinde etkili ve örgütlü olan cemaat üyelerince başlatılan soruşturmada o dönem milletvekili ve DTK’ye bağlı Hukuk ve Anayasa Komisyonu üyesi olan Ata’nın 2011-2012 yılları arasında katıldığı DTK’nin bütün toplantıları mahkeme kararıyla onlarca kez dinlenmiş. Ata’nın bu toplantılarda DTK’nin kuruluşu ile misyonu, anadilde eğitim, demokratik özerklik, Kürt Ulusal Konferansı, güncel, siyasal gelişmelere ilişkin söylediği bütün sözler ve yaptığı değerlendirmeler kayıt altına alınarak suç delili olarak gösterildi. “Çözüm süreci” nedeniyle rafta bekletilen soruşturma dosyası 2015 yılında kaldığı yerden sürdürüldü. Ata’nın 2015-2016 yılları arasında KJA’nın düzenlendiği 8 Mart etkinliklerine katılması, basın açıklaması yapması da suç sayıldı.

Desteklediğini unuttu! 

Bağımsız İzleme Heyeti’nde Türkiye’nin de bulunduğu, Filipinler Devleti ile Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MİKC) arasında süren 40 yıllık savaşı bitiren barış anlaşmasını ve çözüm deneyimini yerinde incelemek için Ata’nın ülkeye yaptığı ziyaret sırasında tuttuğu el yazması notlar da suç delili sayıldı. Türkiye’nin destek verdiği görüşmelerde, MİCK “terör örgütü” gösterilirken, notlarla ilgili Ata’ya skandal sayılabilecek şu soru yöneltildi: “ …Defterin bir bütün olarak değerlendirildiğinde sizin Filipinliler ülkesinin MİKC isimli terör örgütü ile yapmış olduğu anlaşma hakkında araştırmalarını içeren notlar olduğu, bu notların Türkiye’nin PKK KCK terör örgütünü tanıması ve terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin meşru bir zemine oturtulması için çaba sarf ederek PKK KCK terör örgütünün amacı doğrultusunda eylem ve faaliyetlerde bulunduğunuz değerlendirilmektedir. Konuyla ilgili ayrıntılı şekilde ifade veriniz?”


HABER MERKEZİ