HDP’nin büyükşehir belediye Eşbaşkan adayları Salman Kaya ve Songül Erol Abdil ile çalışmalarını ve hedeflerini konuştuk. Her iki başkan adayının siyasi deneyimleri Ankara için ayrıca bir şans olarak değerlendiriliyor.


Ankara genelindeki çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Kaya:
Ankara yoksul halkın, gecekonduların olduğu bir yerdir. Bizim partimizin amacı da halkların, emeğin ve inançların sesi olmak. Öncelikle Alevi seçmenin CHP adayına ve politikalarına büyük bir tepkisi olduğunu not edelim. AKP’nin de her tarafında yolsuzluk akıyor. Para sayma makinaları, ayakkabı kutuları… Bir taraftan MHP, bir taraftan AKP ve ‘sosyal demokratım’ diyen ama adayı MHP’li olan bir parti var. Bu bizim işimizi kolaylaştırıyor. Bunlara karşı demokrasi, özgürlük mücadelesini veren tek partiyiz. Bizi dinleyen insanlar çok çok olumlu tepkiler veriyor. Büyük bir özlem var… Tuz gölü havzasında (Haymana- Polatlı ve Bala) bir Rojava modelini yaratacağız. Bu bölgenin özeliği; Kürtler her şeye rağmen asimile olmamış. Bu havzada bir Rojava yaratalım diyoruz.

Yolsuzluk, tape derken çok sıcak günlerin yaşandığı Ankara’da seçim havası pek yok gibi…
Abdil:
Sol, sosyalist, emek- özgürlük ve demokrasiden yana kesimlerin oyu hiçbir zaman Ankara’da yüzde 1.5’i bulmamış. İlk kez bu rakamın üstüne çıkacağız ve çok büyük bir heyecan oluşmuş. Bürolarımızın açılışlarında, şenliklerimizdeki coşku bunu bize gösteriyor. HDP’nin 36 bileşeni ve emekçilerin desteği, katkısı var. Basın ambargosundan kaynaklı sessizlik var.

Ankara’yı hep sağ, ırkçı, ‘sosyal demokrat’ partiler ve erkekler yönetti. İlk kez ciddi bir alternatif oluyorsunuz…

Abdil: Halkın büyük rahatsızlığı ve sıkıntısı var. Farklılıklar gösterilmiyor veya gösterilmek istenmiyor. Yaptığımız ev çalışmaları çok coşkulu geçiyor. Kadınların çok büyük katılımı var. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ilk defa Ankara’da bir kadın ve eşbaşkan aday var. Bunun farklılığı da var. Halk HDP’yi henüz yeni yeni tanıdığı için biraz dezavantaj var. Ancak CHP’nin adayı hala ağzına Alevi, Kürt sözcüğü alabilmiş biri değil. Aleviler bu kişiye mi oy verecek! Melih Gökçek’in durumu ondan aşağı değil. Bu yüzden ciddi bir alternatifiz.
Kaya: Ankara’da Sivas, Çorum, Malatya, Dersim gibi Anadolu’dan gelen Alevi kesim yoğun. Bu kesim bize oy verse belediyeyi alırız. Burada şöyle bir düşünce hakim kılınmaya çalışılıyor; ‘AKP’den kurtulalım da ne olursa olsun.’ Evet, bana göre de AKP’nin bileti kesilmiştir. Demirel’in ‘mobilya yolsuzluğu’, Özal’ın ‘jaguarlı kızı’, AKP’nin de ‘yolsuzluğu’ yolun sonunu gösteriyor. Ancak Melih Gökçek gitsin diye oylar Mansur Yavaş’a verilmesi de büyük bir hüsrandır. Bu propaganda ile halkın tercihi yönlendirilmeye çalışılıyor. Halkımız bilsin ki AKP, CHP ve MHP adayı arasında hiçbir fark yok. Üçü de MHP kökenli. Bugüne kadar CHP’nin oy deposu olarak baktığı Alevi halkımız bu seçimde büyük bir ders vereceğine inanıyorum. Çünkü bir MHP’linin Alevilere vereceği hiçbir şey yok. 


Siyaset denilince akla erkekler gelir, ancak siz eşbaşkanlık sistemiyle gidiyorsunuz seçime. Bu ezber bozma tavrınız Ankara’da nasıl karşılandı?
Abdil: Ankaralı muhafazakar gösterilmeye çalışılsa da aslında gerçekliği öyle değil. Kızılay’a, Ulus’a bakın bunu göreceksiniz. Ulus’ta yapılacak sanatsal ve tarihsel bir restorasyonla kente yeniden bir bilinç verile bilinir. Bu kent harabeye dönüştürülmüş. Halk bundan rahatsız. Daha demokratik, özgürlükçü bir iktidar istiyor. Kadınlar yönetimlerde yer alamadıkları için çok rahatsız. Bu yüzden eşbaşkanlık büyük bir heyecan ve coşkuyla karşılandı. Bunun yansımasını sokakta görüyorsunuz. Erkeklerin bağıra- çağıra yaptıkları siyasetten kadınlar huzursuz.
Kaya: Şuan Ankara’da Haymana, Polatlı ve Bala ilçelerini alma gücündeyiz. İyi bir çalışmayla oy patlaması yaparız.

Birkaç gün önce açıklanan bir istatistiki bilgiye göre, hava kirliliğinin en yoğun olduğu illerin başında Ankara geliyor. Başka ne tür sorunlar var?
Kaya:
Ankara’da en önemli sorunlardan birisi insanların yoksulluğu ve açlığıdır. Öyle yerler var ki, insanlar, kışın kat kat yorganla yatıyor. Ankara’nın görünmeyen bir yüzü var; Hıdırlık tepesi, Gül tepesi buraları gördüğünüzde insanlığınızdan utanırsınız. Sorunları tek tek belirliyoruz ama hırsızlığın, yolsuzluğun olmadığı bir belediyeciliği vaddediyoruz. Halkımızın da özlemi budur. Modern kölelik olan taşeronlaştırmayı kaldıracağız. Kürdistan belediyelerdeki şeffaf yöneticilik anlayışını Ankara’ya taşıyacağız.

Proje çok diyorsunuz…
Abdil: Hava kirliliği başta olmak üzere, trafik sorunu büyük bir problemdir. Bunlarla birlikte Ulus’un tarihi dokusunu koruyarak restore edeceğiz. Ankara kendi kimliğini kaybediyor, biz yeniden kazandıracağız. Ulus’un Operası, Ankara Sanat Tiyatrosu’nu yeniden canlandıracağız. Çiftlik boyunca organik tarım yapacağız. Üniversite bahçelerini fikir tartışmalarına açacağız. Ankara’da AVM’lerin dışında insanların yaşayabileceği bir alan yok. Biz hem kadınlara hem de çocuklara özgün projeler yaratacağız. Onlar için ortak yaşam alanları yapacağız. Ankara kalesinde Ermeni, Laz, Kürt, Türk ve diğer halklar ‘Ankara havası’ ile el ele tutuşacak.

Herkes Demokratik Özerlik Kürdistan’da uygulanır da Ankara’da nasıl olacak diye merak ediyor…

Kaya: Bizim belediyelerimiz mahalle ve halk meclisleri ile yönetilecek. Çok dillik projesini burada da hayata geçireceğiz. Yatırım, imar her ne gerekiyorsa önce halka gideceğiz. TOKİ’nin peşkeş musluğunu keseceğiz. Belediyeyi halk meclisleri yönetecek.
Abdil: Demokratik Özerklik Türkiye’yi bölecek, parçalayacak bir şeymiş gibi gösteriliyor. Ya da olmayacak bir proje olarak sunuluyor. Oysa Türkiye halklarını bütünleştirecek bir yönetim modelidir. Halkların birlikte yaşayacağını ortaya koyduğumuzda herkes bunu görecek. 


Ankara gibi ağır çalışma koşullarının olduğu büyük şehirlerde halkın kararlara katılması mümkün mü?
Kaya: Gezi’de bunun örneğini gördük. Platformlar, tartışmalar yürütüldü. Kadıköy’de yeşil bir alana AVM yapılacaktı, halkın müdahil olmasıyla iptal edildi.
Abdil: Halkı konferans salonlarına toplamayacağız. Sorunları mahallerde tartışacağız. Biz halka gideceğiz. Mahalleli tartışmayı sokağında yapacak. Kendi mahallesi ile ilgili kararı kendisi verecek.

Sizin dışınızda Halkevleri, ÖDP, EHP ve TKP’nin ortak adayı var. İlişkileriniz nasıl, kendinize rakip olarak görüyor musunuz?

Kaya: Tek tek fraksiyonları değerlendirmek istemiyorum. Başkan Abdullah Öcalan, Denizlerin, Mahirlerin, İboların özlemi olan ‘halkın iktidarı’nı gerçekleştiriyor.
Abdil: Keşke böyle olmasaydı, keşke birlikte hareket etmiş olsaydık. Biz onları rakip olarak görmüyoruz, yoldaşımız olarak görüyoruz. Bizimle birlikte hareket edecek kesim olarak görüyoruz. Karşımızda milliyetçi, ırkçı bir zihniyet var ama birlikte hareket edeceğimiz bir tek o arkadaşlar var. Kendilerine başarılar diliyoruz. Bizim iktidarcı bir anlayışımız yok. Bütünlüklü hareket etmek istedik ama olmadı!


Yolsuzluk ve tapelerin ana üssündesiniz. Ankara kaç şiddetinde sarsılıyor?
Kaya: Utanılması gerekilen görüntüler. O dinlenmeler, yolsuzluklar ülkenin yüz karasıdır. Demokrasi diyorsanız her şeyin şeffaf olması gerekiyor. Türkiye halklarının çıkarına bir şey yok.
Abdil: Bu seçimler yerelden çok genel seçimler havasında geçiyor. Dolaysıyla referandum niteliğinde. Biz çalışma yürütürken halkımıza hep; Arkadaşlar, yoldaşlar, hevaler biz hırsızlığa son referandumunu yapacağız diyoruz. Bu referanduma giderken din istismarlığına son diyeceğiz. Ortaya çıkan ses kayıtlarında hiç din vurgusu var mı? Hep para-pul, hırsızlık ve bunu da din adına yapıyorlar. Kamuoyu da biliyor ki, AKP’nin şuan tek tutunduğu barış sürecidir. Bu süreç olmasaydı AKP tepetaklak gidecekti. Şimdi biz onlara diyoruz ki, bu proje Öcalan’ın projesidir. Ve bu seçimler barışa evet referandumudur. Halkın bizden beklentileri var ve kendimizi daha fazla anlatmalıyız.


SEDAT YILMAZ/ANKARA