Bir propoganda aracı olarak kentlerin her zaman önemi vardır. Pek çok tarihi olgu kentlerle beraber anılır. Ankara’nın başkent hali düşünülürse kentin sokağında olup bitenin ardında politik mesaj aramak da kaçınılmaz oluyor. Dolayısıyla Ankara Garı'nda yapılan saldırının siyasal tekniği kadar psikoljik mesajının da görülmesi gerekiyor. Keza devletin Kürtler ve diğer ana akım muhaliflere bakışında fiziki, düşünsel kasıt kadar psikolojik kırım ve marjinalize etme gösterisinin de bir haritası vardır.
Pek çok olayın Türkiye’de kitle katliamı ile başlatıldığı düşünülürse, Ankara saldırısının da bir dizi politik çökertme getireceği açık. AKP’nin iktidarda kalma savaşı aslında tüm muhalif kesimler için son kulvar niteliğindedir. Artık sistemin reformesi, anayasal değişiklikler ya da demokratikleşme gibi nosyonlar, alıcılık babında karşılığını yitirmiştir. Siyasal İslam ve onun ideolojik pedalı olan AKP'nin topluma uyguladığı manipülasyonlar serisi de sonlanmıştır.
Bir nevi türbülansa giren Türkiye nin Kürtlerle kuracağı birlik algısının önemi geleceğin yapısını belirleyecektir. Keza siyaset zemininde Kürt sorununun artık ciddi bir ideolojik karşıtı yok. Kemalizmin ardından, siyasal İslam da Kürt realitesi karşısında ezilmiş ve sahnede kalmak adına sistemin son sembollerini de aşındırmıştır. Mafyaya el açan bir siyasal gücün meşruluğundan ziyade, meşhurluğu anılacaktır. Demokrasi ve özgürlüklere infaz konseptleriyle cevap verilmesi de kanlı ve kurnaz mirasın korkusundandır.
Aslında 7 Haziran Türkiye'de iki ideolojik gücün varlıklarını deşifre etmiş ve siyasette Kürt alternatifini eklemlemişti. Ancak AKP'nin milliyetçilik kapısında dilenmesi ve devletin tekçi refleksiyle Kürt olgusunu sansürlemesi bu iktidarın yıkıntı halini gölgelemiştir. Ne var ki her iki eskimiş gücün de yasal ve toplumsal ömürleri dolduğundan, şiddet anlaşmalarının boyutu başta Kürtler olmak üzere diğer muhalif kitlelere acımasızca yansıtılmaktadır.
Türkiye özelinde artık özgürlük, ahlak ve demokrasi meselesinden ziyade bir sistem tartışmasının yaşanacağını ve mevcut ortamın bir iç düzenlemeye ihtiyaç duyduğunu ya da klasik kardeşlik metaforunun siyaset ve toplum psikolojisine yetmeyeceğini görmek gerekiyor. Ankara saldırısının taraflara en radikal mesajı bu olmuştur. Kürt Özgürlük Hareketi'nin özerklik girişimi bu önseziden hareketle geliştiği için, Devlet şiddetinin Kürtleri toplu olarak adres göstermesi bu ön almanın eseri. Kürtler açısından Kobanê'de başlayan, HDP ile devam eden psikolojik üstünlüğün ısrarla şiddetle bastırılmasının altında gelecekte devletin kime yönelteceği net görünen saldırganlığı vardır. Bu saldırıların ardında ortaya çıkacak tabloda kim, nasıl yer alacak? Sanırım bütün siyasi iddia sahibi kesimlerin hazırlanması gereken bir diğer nokta da budur. Ankara'nın tarihi karanlığı ancak böyle aşılır.