Van depremi sonrası TC yetkilileri yabancı ülkelerin yardım tekliflerini “biz kendi potansiyelimizi deneyeceğiz” diyerek münasip bir dille geri çevirmişti.
TC yönetimi depremin ilk haftasında hem enkaz çalışmaları, hem de yapılan yardımların dağıtımı konusunda sınıfta kaldı.
Geçen günler gösterdiki bu sınıfta kalışın esas nedeni TC’nin başını ağrıtan Van halkını, Van’dan göç ettirerek yeniden inşa edilmesi düşünülen Van’a Afgan, Kırgız veya Türkiye’nin başka bölgelerinden toplulukları getirip yerleştirerek Van’ın demografik (nüfus yapısı, kimliği) yapısı ile oynamaktı.
Böylece son yıllarda özellikle Colemerg’in köylerinin boşaltılması ile nüfusu bir milyona yaklaşan bilinçli halk kitlesinin bir bölümünü bölge dışına çıkartılması sağlanacak, Van’ın son yirmi yıldır kazanmaya başladığı Kürt kimliği hasara uğratılacaktı.
Van boşalıyor. Van’ı terk eden insan sayısı üç yüz binleri geçmiş. Bu sayı bu soykırımcı politika devam ettirirlirse -ki görünüyor ki ettirilecek- daha da artacak. Yarın yeni bir Van inşa edildiğinde bu insanların büyük bir çoğunluğu Van’a tekrar geri dönmiyecek onların yeri yukarıda belirttiğim topluluklar tarafından doldurulacak.
İki gün önce Van’a anlamlı bir yardım konvoyu geldi. ”Melé Mistefa Barzani Vakfı” tarafından Organize edilen 113 Tır’lık yardım konvoyu Van’a ulaştı. Basına intikal ettiği kadarı ile konvoyun önünde Kürtçe ve Arapça olarak “Kürdistan halkından Van’a yardım. Acınızı paylaşıyoruz” pankartı asılı imiş.
Getirilen yardımlar içerisinde 212 prefabrik ev, ısıtıcılar, batttaniye, giyecek ve gıda maddeleri var.
Barzani Vakfı üyesi Musa Ahmed beraberindeki heyet ile birlikte AKP polisini yapılan yardımları zamanında halka intikal ettirmeyen, bu nedenlede kendisini protesto edip istifaya davet eden halkın üzerine saldırtan Van valisi Karaloğlu’nu ziyaret ederek, ”Başkan Barzani’nin selamlarını getirdim. Van halkının acısı bizim acımızdır. Van halkı bize 1988-89 yıllarında çok yardım etti. Yardımlarımız bundan sonra’da devam edecek” demiş. Ve Van’ın malum valisinden Erdiş’te prefabrik evlerin kurulacağı alana “Barzani İnsani yardım vakfı” isminin verilmesini istemiş.
Van’ın malum valisi ise “neden olmasın biz iki millet, iki devletiz. Bundan sonrada dayanışmamız devam edecek” mealinde kendisinden beklenmeyen kelimeleri ağzından çıkarmış.
Kürdistan’ın güneyinden Van’a yapılan yardım anlamlıdır. Ulus olma bilincine ulaşmanın emareledir. Kürdistan’ın kuzeyinde yaşayan Kürtler sadece 1988-89 döneminde değil, ulus olma bilincinin sıfırlara seyrettiği 1960’lı yıllarda bir avuç Kürt militanı güneyli kardeşlerine sırtlarında erzak, ayakkabı taşımış, para yardımında bulunmuşlardır. O günleri yaşayan birisi olarak üç hafta önceki yazımda onun için güneyli kardeşlerime sitemde bulunmuştum.
Biz bölünmüş, parçalanmış, sömürgeleştirilmiş bir toplumuz. Onun için herkesten önce birbirimizin acılarını paylaşmak, birbirimizin yardımına herkesten önce koşmak durumundayız. Ulusal sorunlarımızda dik durmak, eğilmemek, birlikte hareket etmek durumundayız. Bu bilinçle hareket edersek bizim kendi özgücümüz tüm sorunlarımızın üstesinden gelmeye yetecektir. Onun için ulusal cepheye, görev başına diyorum.
***
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 21 Kasım 1998’de Metin Yustsever İzmit’te faşistler tarafından linç edildi.
* 22 Kasım 1978 tarihinde DDKO davası sanıklarından Kawa hareketinin öncüsü Ferit Uzun, Siverek’te uğradığı silahlı saldırıda şehit düştü.
* 22 Kasım 1988 tarihinde Diyarbekir Cezaevinin celladı Binbaşı Esat Oktay Yıldıran İstanbul Kısıklı’da bir halk otobüsünde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü.
* 25 Kasım 1960 tarihinde Sivas Kabakyazı Askeri kampında tututklu bulunan 55 Kürt şahsiyeti 105 sayılı İskan kanunu gereğince Türkiye’nin batı illerine sürgün edildi.
* 25 Kasım 1993 tarihinde DEP Tatvan ilçe başkanı, Kürt hukukçu ve yurtseveri Şevket Epözdemir, kontrgerilla tarafından kaçırılarak şehit edildi. Cenazesi Bitlis’te bulundu.