İran’da 21 Şubat’ta yapılacak seçimlerde Kürt örgütleri ve farklı güçler halka boykot çağrısı yapıyor. Artık tümüyle şaibeli bir hale gelen seçimlerin her hangi bir değişim yaratmayacağını düşünen İran halkının ise boykota olumlu karşılık vereceği belirtiliyor.

İran’da halk 21 Şubat’ta, son 40 yılda şaibeli bir seçime, Kürtler ve muhalif kesimlerin başlattığı boykot kampanyasının gölgesinde sandık başına gidecek.

9 Şubat günü ortak bir açıklama yapan Doğu Kürdistan Demokratik ve Özgürlük Topluluğu (KODAR) ve Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), seçimleri boykot kararı aldıklarını bildirmişti.

İran rejimi ile mücadele eden muhalif örgütlerden Halkın Mücahitleri’nin sürgündeki önemli ismi İran Ulusal Direniş Konseyi Başkanı Meryem Racavi de seçimleri boykot etmenin “yurtsever bir görev olduğunu” belirtmişti.   

Anayasayı Koruma Konseyi tırpanlıyor

13 Şubat’ta başlayan seçim kampanyasıyla birlikte 21 Şubat’ta rejimin iznini alan 7 bin 148 aday arasından 290 milletvekili seçilecek. Adayları ‘doğrulamakla görevli Anayasa’yı Koruma Konseyi’,  6 bin 800 kişinin adaylığını reddetti. Rojhilat (Doğu Kürdistan),  en fazla adayları reddedilen bölgelerden.  29 parlamenterin seçildiği Rojhilat’ta binden fazla aday başvurdu, sadece 354 adayın başvurusu kabul edildi.

ANF’den Seyit Evran’ın haberine göre adaylığı kabul edilmeyenler arasında İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin damadı Kambiz Mehdizade, Humeyni ideolojisinin bir numaralı savunucusu ve yorumcularından Murtaza Motehari’nin oğlu ve halen Tahran Milletvekili olan Ali Motehari’nin yanı sıra, şu anda parlamenter olan onlarca isim bulunuyor.

Konsey’in yapısı

Anayasayı Koruma Konseyi, 12 üyeden oluşuyor.  Bunlardan 6’sı bizzat İran’ın dini lideri Hamaney tarafından atanıyor.  Diğer 6 üyesi İran yargısı ve parlamento tarafından kabul edilen kişilerden belirleniyor.  Humeyni tarafından 1979’da kurulan Konsey’in ilk başkanılığını da daha sonraki yıllarda İran Cumhurbaşkanı olan Haşimi Rafsancani’ydi.  Şimdiki başkanı, bir din adamı olan Ahmed Cenneti’dir.

İran Parlamentosu’nda 290 parlamenter bulunuyor. 5’i azınlıkların kontenjanı olarak belirlenmiş. Azınlıklar ve inançlara ayrılan kontenjanın ikisi Yahudilere, 1’i Zerdeştilere, 1’i Asurilere, 1’i de Keldanilere.

Kadın ve Sünni Parlamento başkanı olamaz

Şu ana kadar bir kadın ya da bir Sünni, İran Parlamentosu Başkanı ve Yardımcısı olabilmiş değil. Bu durum çıkarılan yasa ile de garanti altına alınmış.

İran’ın  şahlıkla yönetildiği dönemde de dört yılda bir seçimler yapılıyordu. Adaylar,  Meclisi Milli’ye girmek için yarışıyordu. O dönemde de birçok başvuru çeşitli gerekçelerle reddediliyordu. Şah zamanında ve 1979’dan bu yana hangi inançtan, halktan, kültürden, topluluktan olursa olsun parlamenter olmak için başvuru yapılabiliyordu. Sadece komünist olduğunu söyleyenlerin başvuruları kabul edilmiyordu. Başvuruları yasal olarak engellenmeşti.

İlk seçim 1979’da

İran İslam Devrimi’nin önderi Ayetullah Humeyni’nin 1979 sonlarına doğru iktidarı ele almasından sonraki ilk seçim 14 Mart 1980’de yapıldı. Parlamentoya girmek için 3 bin 964 aday başvuruda bulundu; 234’ü seçildi. İlk seçime katılım oranı yüzde 52.14 gibi oldukça düşüktü.

İlk Parlamento Başkanı Eliekber Haşimi Rafsancani oldu. Humeyni yakın biri olan Muhammed Eli Recai ise başbakan olarak atandı.

Humeyni iktidarıyla birlikte İran İslam Cumhuriyeti adını alan İran’da ikinci seçim 15 Nisan 1980’de oldu. 15 Nisan’da başlayan oy verme işlemi 17 Mayıs’a kadar yani 32 gün sürmüş, katılım oranı ise yüzde 64.64 olmuştu. Haşimi Rafsancani ve yardımcısı Mihemed Yezdî koltuklarını korumuştu.

8 Nisan - 13 Mayıs 1988’de 3.seçimin önemli yanı ise bu seçimlerin ardından başbakanlık kurumunun kaldırılmasıydı. Bu dönemde Humeyni öldüğü için Dini Lider Ali Hamaney oldu.

Humeyni döneminde başbakan olan ve Haşimi Rafsancani ile başbakanlık görevini yapan Mir Hüseyin Musevi, 2009’da Cumhurbaşkanlığı için aday oldu. Mir Hüseyin Musevi, Mahmud Ahmedinejad’a karşı 11 yıl aralıksız bir şekilde parlamento başkanlığını yapan Mehdi Kerubi ile birlikte aday oldu. Seçimlere hile karıştırıldı diye itirazlarda bulundular.

İtirazları kabul olmayınca İran halkı sokaklara döküldü. Mir Hüseyin Musevi ve Mehdi Kerubi de bu gösterilerde yer aldı. Gösteriler bastırıldıktan sonra ev hapsi cezasına çarptırıldılar. 11 yıldır ev hapsi cezasını çekiyorlar. Yüzde 51.21 ile en düşük katılımın olduğu 7. seçim ise 20 Şubat 2004’te yapıldı ve 8 bin 173 kişi yarıştı. Kuruluşunun üzerinden 36 yıl geçtikten sonra 10. seçim, 26 Şubat ile 29 Nisan 2016’da yapıldı. Katılım oranı yüzde 61.83 olarak açıklandı. Tam 12 bin 72 kişi başvuruda bulundu. Parlamento Başkanı olarak Ali Laricani yerini korudu. Yardımlıklarına Mesud Pêzêşkîyan ve Ebidol Reza Mesri seçildi.

İran halkı 21 Şubat 2020’de ise İran İslam Devrimi ile birlikte tam 11.kez sandık başına gidecek.

Protesto ve Süleymani suikastinin ardından

İran, 2019’un son aylarına büyük bir eylem dalgasıyla girdi. İran’da benzine yüzde 50 ile yüzde 200 arasında zam yapılması nedeniyle 15 Kasım’da dev protestolar başladı ve kısa sürede İran geneline yayıldı. Büyük başkaldırıların yapıldığı yerler arasında Doğu Kürdistan da vardı. Yüzbinlerin sokağa çıktığı eylemlerde bankalar ateşe verildi, sokaklar tutuldu. İran rejimi ise çok kanlı bir şekilde halkın isyanını bastırdı. Günlerce interneti kesen İran rejimi bu arada gösterilere karşı oldukça orantısız bir güç kullandı. 25 Aralık 2019’da açıklama yapan Af Örgütü 304 kişinin rejim tarafından öldürüldüğünü duyurdu. Ancak ölenlerin sayısının açıklanan bu rakamın çok üstünde olduğunu belirtiliyor. Zira, İran bir nevi kapalı kutu. Rejim bu kapalı kutu içinde bilginin dışa yayılmasının önüne büyük oranda geçebiliyor.

2020’in ilk günlerde İran’ı çok büyük oranda etkileyen bir başka gelişme ise bu ülkeye karşı uzun süreden beri ekonomik ambargo uygulayan ABD’nin bizzat silahlı eyleme başvurmasıydı.

3 Kasım 2020’de ABD’ye ait bir insansız hava aracı (İHA), Bağdat Havaalanı yakınlarında İran Devrim Muhafızları’nın yurtdışı kolu Küdüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani, Haşdi Şabi komutanlarından Ebu Mehdi El Mühendis ve yanındaki 8 kişiyi suikastle öldürdü. Bütün bu gelişmelerle birlikte İran 21 Şubat’taki seçimlere oldukça gergin bir ortamda gidiyor.

‘Boykot çağrısına halk cevap verecek’

Bu yılki seçimlerin bir diğer özelliği ise Doğu Kürdistan’da KODAR ve PJAK’ın İran genelinde ise Halkın Mücahitleri’nin halkı boykota çağırmasıdır. Gazetemizin Kürtçe sayfaları editörü Luqman Guldivê’ye konuşan İngiltere’deki Sussex Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Asistan Profesörü Kamran Matin, boykota halkın olumlu karşılık vereceği düşüncesindi.

Matin özetle şunları söyledi: “Bu seçim İran tarihinde en tek yanlı seçimdir. Çünkü Anayasayı Koruma Konseyi reformcu olarak bilinen adayların büyük çoğunluğunu diskalifiye etti. KODAR ve PJAK yanı sıra bütün büyük Kürt partileri de boykot çağrıları yapmış. Benim izlenimim halkın bu çağrıya politik cevap vereceğidir. Boykotun başarılı olacağını düşünüyorum. Doğu Kürdistan’ın dışında sosyal medya ve İran medyasına yansıyan haberlere göre İran’ın diğer bölgelerinde de boykot etkili olacak. Bunun nedeni artık halkın seçimlerle İran’da her hangi bir değişimin olacağına inancının kalmamasıdır.”

Söyleşide akademisyen Kamran Matin, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının da etkili olduğunu vurguladı. İran’ın petrole dayalı bir rantiye devleti olduğuna dikkat çeken Matin, ABD’nin uyguladığı yaptırımlarla bu ülkenin petrol gelirlerinin oldukça düşmesine yol açtığını ve bundan dolayı da rejimin doğrudan etkilendiğini ifaede etti. Matin ancak bundan dolayı halkın, rejimi sorumlu tuttuğunu vurguladı. Matin’e göre, halkın rejime tepkisi şu nedenlere dayanıyor: Siyasi ve rejime yakın kesimlerde rüşvet furyası, İran’ın Ortadoğu’da yayılma politikasının İrani halklara getirdiği ekonomik yük ve rejimin nükleer proğrama çok fazla maddi kaynak ayırması ve bunun halkta yol açtığı fakirleşme.

 

HABER MERKEZİ