Kutsal mekanları Şengal’ê saldıran DAİŞ çetelerinin gerçekleştirdiği katliamla, bu coğrafyadaki birçoklarının adlarını yeni duyduğu Êzîdîler, gazeteci Mazlum Özdemir tarafından “Fermanlara Direnen Halk: Êzîdîler” isimli kitapta kaleme alındı. Kitap, tarih boyunca 73 katliam ve soykırıma karşı direnişle varoluş mücadelesi veren Êzîdîleri yakından tanımak isteyenler için bir başucu kitabı niteliğinde. Özdemir kitabını, “katliam-direniş, yok etme-varoluş ikilemiyle tarihte yerini alan bir toplumun gerçeklerine ayna tutma” amacıyla kaleme aldığını belirtiyor. 


İnsanlığa tutulan ayna

Bulundukları coğrafyadaki komşu halkların bile yakın zamana kadar varlıklarından bihaber olduğu Êzîdîler, DAİŞ‘in Şengal’e saldırıp, katliam yapmasıyla hepimizin hayatlarının ortasına düştü adeta. İster İstanbul’un en işlek caddesinde, ister Kürdistan’ın herhangi bir ilinde olalım birden karşımıza bu savaş sonucu topraklarından göç etmek zorunda bırakılan Êzîdîler çıkıveriyor. Peki, kimdir Êzîdîler, nereden geldiler, neye inanıyorlar ve nasıl yaşıyorlar? 

Gazeteci Mazlum Özdemir, tam da Êzîdîlere ilişkin tartışmaların gündemde olduğu bugünlerde Êzîdîlerin bilmediğimiz dünyalarına bir ayna tutuyor. “Fermanlara Direnen Halk: Êzîdîler” ismiyle kaleme alınan ve Belge yayınlarında çıkan kitap, tarih boyunca katliam ve yok olmaya karşı direnişle varoluş mücadelesi veren Êzîdîleri yakından tanımak isteyenler için bir başucu kitabı niteliğinde. 

Özdemir’in “KCK Basın Davası” kapmasında tutuklu bulunduğu cezaevinde kaleme aldığı kitabının merkezinde ise “Êzîdîlere dair yüzleşme” yer alıyor. Bu yüzleşmenin önemini Özdemir kitabın daha başında, “Yüzleşme eylemi, ancak cesaretli olanların gerçeği olabilir. Bu gücü yakalayamayanlar esnekliğini kaybeder ve kendi dışında olan her şeye nesne muamelesi yapar. Hayatı beslemek yerine hayatı öldürür; hayat arayışı yerine hayattan kaçar. Bunlar da bir bütün olarak ezenlerin özellikleridir” sözleriyle ifade ediyor.

Özdemir, kitabını aynı zamanda kendi içine yaptığı bir yolculuk olarak da tanımlayarak, bir benzetme yapıyor: “Müslüman Kürtlerle, Êzîdî Kürtlerin durumu bir bakıma aynı anne-babadan olan ama yıllarca birbirinden ayrı düşmüş kardeşlerin öyküsü gibi.” 

Özdemir bu nedenle, kitabında her Kürdün mutlaka kendinden bir parça bulacağına inanıyor. 

 

Êzîdîler kendini anlatıyor... 

Bu kitabı Êzîdîlerle ilgili yazılan diğer kitaplardan ayıran en önemli özellik ise, Özdemir’in kitabın hemen hemen bütün içeriğini Êzîdîlerle birlikte yaşadığı süreçlerin sonunda oluşturması. 

Dolayısıyla kitapta dışarıdan bir anlatımdan öte, direkt Êzîdîlerin kendi anlatımları bulunuyor. Êzîdîlerin bayramları, dinsel ritüelleri, kutsal yerleri ve yaşadıkları acıları kendi dillerinden okura sunuluyor kitap boyunca. Özdemir, kitapta Êzîdîlerin kendi anlatımlarının yanında kaynak taraması da yaparak tarihten günümüze Êzîdî inancının gelişim seyrini de araştırarak, bunları okuyucuyla paylaşıyor. 21.Yüzyılda her türlü baskıya rağmen kendilerini, inançlarını korumaya çalışan, tüm baskı ve katliamlara rağmen inançlarından vazgeçmeyen Êzîdîler, artık kendi sınırlarının dışına çıkmak zorunda bırakıldığı için hayatlarımızın tam ortasındalar. Ve yine tam da bundan dolayı, bu coğrafyada yaşayan herkesin Êzîdîlere bakışı, tarihin derinliklerinde kendini bulmak oluyor. 


 DİHA/AMED