• ABD ve İran’ın Hürmüz Boğazı'nın açılması ve yaptırımların hafifletilmesini içeren mutabakata vardığı belirtiliyor. Lübnan savaşı dâhil olmak üzere tüm cephelerde ateşkes 60 gün daha uzatılacak ve bu süreçte nükleer müzakereler yürütülecek.

 

ABD ve İran arasında, Nisan ayından bu yana devam eden müzakerelerde henüz anlaşma çıkmadı. Birçok kez masaya oturan taraflar, özellikle nükleer silah üretimi ve Hürmüz Boğazı konularında çatışırken; ABD Başkanı Donald Trump, bir kez daha anlaşmaya yakın olduklarını belirtti ve İran’a yönelik saldırıları iptal ettiğini duyurdu.

Perşembe günü Beyaz Saray Oval Ofis'te gazetecilere konuşan Trump, "İran ile savaş konusunda harika bir uzlaşmaya vardık" dedi ve İran rejimin de anlaşmaya onay verdiğini ileri sürdü. Ancak rejimin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, anlaşmaya ilişkin haberlerin "spekülatif" olduğunu ve "hiçbir şeyin nihai hale getirilmediğini" iddia etti. Trump, daha önce de iki ülkenin çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yakın olduğunu öne sürmüştü. Duyurudan saatler önce Trump, İran'ı "çok sert" vuracağını açıklamıştı.

"İran'ın asla nükleer silaha sahip olmayacağı bir anlaşmamız var; başından beri tüm bu süreçten geçmemizin amacı buydu. Bu çok büyük bir şey" diyen Trump, belgeler tamamlandığında "muhtemelen Avrupa'da bir imza atılacağını" ve bunun "oldukça hızlı" gerçekleşmesi gerektiğini söyledi. Trump ayrıca belgelerin "oldukça nihai hale yakın" olduğunu belirterek "göreceğiz" dedi ve anlaşmanın imzalanmasının ardından Hürmüz Boğazı'nın "derhal açılacağını" ileri sürdü. Ayrıca, Körfez'deki müttefikler ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dâhil olmak üzere bölge liderleriyle görüştüğünü belirterek, "tüm Ortadoğu çok mutlu" dedi. İsrail başbakanlık ofisi, bir görüşmenin gerçekleştiğini doğruladı ancak İsrail'in "mutabakat zaptının tarafı olmadığını" belirtti.

İran: ABD yeni isteklerde bulunuyor

Bekai ise mutabakatın metninin büyük bölümünün zaten "tamamlandığını" ancak ABD'nin "aşırı taleplerde bulunduğunu" ve "yeni istekler eklediğini" söyledi. Ayrıca ülkesinin "kırmızı çizgilerinden sapmayacağını" vurguladı. İran'ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Galibaf da "yanlış stratejiler ve aceleci kararların yıllarca çıkamayacağınız sonsuz bir bataklık yaratacağını" söyledi.

 Nükleer müzakere sonraya bırakılacak

Axios'un haberine göre, Trump’ın İran ile bu hafta sonu imzalanacağını açıkladığı mutabakat zaptı (MOU), Hürmüz Boğazı’nın vergisiz bir şekilde derhal yeniden açılmasını ve İran’ın anlaşmaya uyumu doğrultusunda yaptırımların hafifletilmesini içeriyor. Mutabakat, Lübnan da dahil olmak üzere mevcut ateşkes sürecini 60 gün boyunca uzatacak. Bu süre zarfında taraflar arasında nükleer müzakereler yürütülecek. Metin, İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokuna yönelik bir çerçeve içerse de İran nükleer programına ilişkin nihai adımlar, ikinci ve daha ayrıntılı bir anlaşmanın imzalanmasına bağlı olacak.

C-17'ler Avrupa'ya geliyor

Perşembe akşamı itibarıyla metnin İran tarafında üst düzey kabul gördüğü ancak Dini Lider Mücteba Hamaney'in henüz nihai onayı vermediği belirtiliyor. Son onayın verilmesinin ardından İsviçre'de bir imza töreni yapılması planlanıyor. Öte yandan, ABD Hava Kuvvetleri'ne ait dört adet C-17 uçağının Perşembe günü Avrupa’ya hareket ettiği ve Başkan Yardımcısı Vance’in önümüzdeki günlerde Cenevre’de yapılması olası imza törenine katılımı için gerekli ekipmanları taşıdığı kaydedildi.

Netanyahu devre dışı  

Axios'un diplomatik kaynaklardan edindiği bilgilere göre, geçici anlaşma Çarşamba gecesi Katar Arabulucusu Ali Al-Thawadi ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında Tahran’da saatler süren yoğun müzakerelerin ardından şekillendi. Al-Thawadi, Trump'ın temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile defalarca telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Trump'ın anlaşmanın tamamlandığına dair yaptığı resmi açıklama, Netanyahu için büyük bir sürpriz oldu.

Uranyum krizi ve Hürmüz

İran’ın nükleer programına ilişkin belirsizlik en kritik konu. ABD'li bir yetkili, Trump'ın, İran'ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumunun BM müfettişlerinin gözetimi altında ülke içinde seyreltilmesini kabul ettiğini belirtti. Ayrıca plan doğrultusunda, Hürmüz Boğazı'nın açılmasını takip eden 30 gün içinde savaş öncesi nakliye hacmine geri dönülecek ve buna karşılık ABD blokajı da kaldırılacak. İran'ın yurt dışında dondurulmuş olan milyar dolarlık varlıklarının akıbeti henüz net değil.  

İran, Lübnan kozunu korumaya çalışıyor

 Savaşın Lübnan cephesinde ise İsrail-Hizbullah arasındaki çatışmalar sürüyor. İran'ın anlaşma öncesi Hizbullah-İsrail savaşını kendi şartıyla sonlandırmak ve ABD ile yürüttüğü pazarlıklarda elini güçlendirmek için Lübnan üzerindeki etkisini korumaya çalıştığı belirtiliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Reuters’a yaptığı açıklamada ülkesinin egemenliğine dikkat çekerek, “Lübnan’ın geleceği ne İran’ın ne de İsrail’in elindedir” dedi. Aoun, çatışmaların sona ermesi için diplomatik sürecin sürdürülmesinde kararlı olduklarını belirtti.

Öte yandan ABD’nin arabuluculuğunda Lübnan-İsrail arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme sağlanamıyor. Lübnan tarafı kalıcı ateşkes ve İsrail’in işgal ettiği bölgelerden çekilmesini talep ederken, İsrail ise öncelikle Hizbullah’ın güney Lübnan’daki askeri varlığının sona erdirilmesini istiyor.

İran’ın da Lübnan’da ateşkes sağlanmasını Washington ile yapılacak daha geniş kapsamlı bir anlaşmanın şartlarından biri olarak gördüğü ifade ediliyor. Bu durum, Lübnan’daki süreci bölgesel güç mücadelesinin önemli bir parçası haline getiriyor.

Karşılıklı saldırılar sürüyor  

İsrail ise Cuma günü de Güney Lübnan’da Nabatiye bölgesine hava saldırısı düzenledi. Mercayun ve Kılayaa gibi kasabalarda yaşayanlar, devam eden askeri operasyonların etkilerini hissetmeye devam ediyor. İsrail, Perşembe günü de Sur kentine saldırdı. İsrail’in hava saldırıları, Lübnan’ın güneyindeki birçok bölgenin yanı sıra İsrail sınırından uzakta, ülkenin doğusundaki Baalbek bölgesinde yer alan bir köyü de hedef aldı. HABER MERKEZİ