Anlaşma, yeni etabın başlangıcı
Forum Haberleri —

QSD
- Ateşkesi güvence altına almak için uluslararası gözetim talep etmek; anayasal süreç veya kurumsal entegrasyon için net bir takvimde ısrar etmek; siyasi adem-i merkeziyetçilik için açık anayasal güvenceler elde etmek.
*MAJED DAWİ
Kürt sokağında QSD-Şam anlaşması, hikâyenin sonu değil, yeni bir bölümün başlangıcı olarak görülüyor. Bu bölüm, kan dökülmesinin durdurulması ve kitlesel yerinden edilmenin önlenmesiyle başlıyor; siyasi araçlarla siyasi adem-i merkeziyetçiliğin elde edilmesiyle sürüyor.
Kesin olan bir şey var: Suriye hükümeti ile QSD arasında imzalanan anlaşma, halk düzeyinde Kürt taleplerini karşılamıyor. Buna rağmen eşit ölçüde istisnai ve geçici bir düzenleme olarak değerlendiriliyor, çünkü minimum düzeyde istikrarı güvence altına alıyor ve Kürtlerin yerinden edilme, zorunlu göç ve kitlesel katliam gibi ağır bedeller ödeyeceği açık bir çatışmayı önlüyor. Kürt toplulukları arasında anlaşma, Şam’la yeni bir ilişki kurmanın giriş kapısı olarak görülüyor. Bu ilişki, uzun süredir dile getirilen aynı taleplere dayanıyor, ancak çevresel siyasi, toplumsal ve bölgesel değişimleri dikkate alan farklı yöntemlerle takip ediliyor.
Güvenlik güvenceleri
Söz konusu anlaşmanın en hayati unsurunun ateşkes olduğunu neredeyse söylemeye gerek yok. Bölgede kimlik temelli bir patlamayı önlüyor ve Kürtler ile Araplar arası çatışmayı engelliyor. Kürt sokağının bakış açısına göre; anlaşmayı herkesin kazançlı çıkacağı bir fırsat olarak ele almak etik bir zorunluluktur; böylece sükûnetin sağlanması ve hayatların kurtarılmasıyla başlayan bir süreç, güvenlik ve sivil kurumların entegrasyonuyla sonuçlanabilir.
Bu aşamanın bir sonucu, Kürtlerin uzun süredir taşıdığı bir inancın yenilenmiş bir biçimde teyit edilmesi oldu: Kürt gençlerinin kendi bölgeleri dışındaki çatışmalara çekilmemesi gerektiği. Bu talep, özellikle Kürt savaşçıların Reqa ve Dêrazor gibi Arap şehirlerine konuşlandırılması konusunda QSD ile sürekli bir gerilim noktasıydı. Kürt kanının kendi yurtları dışına akmasının durdurulması, somut bir kazanım olarak kabul ediliyor ve tabanda olumlu karşılanıyor.
QSD’nin yapısının, bireysel ve parça parça entegrasyon yerine net tugaylar üzerinden birleşik bir askeri güç olarak konsolide edilmesi, stratejik bir savunma kazancı olarak değerlendiriliyor. Özellikle Asayiş’in, Kürt kasaba ve şehirlerinde iç güvenliği kontrol eden güvenlik gücü olarak rolünün devam etmesi –resmi olarak Suriye Genel Güvenlik Dairesi çerçevesine yerleştirilse bile– önem taşıyor. Bir diğer kritik nokta, Özerk Yönetim çalışanlarının kurumlarında kalması ve Suriye’nin diğer bölgelerinde görülen kapsamlı tasfiyelerin yaşanmaması. Bu, binlerce aile için sosyal koruma sağlıyor ve Kürt toplumu için hayati bir sosyal güvence işlevi görüyor. Kürtlerin tekrar tekrar dile getirdiği adem-i merkeziyetçilik talebiyle uyumlu; bu, kusurlu olsa da fiili bir adem-i merkeziyetçilik, sosyal güvenliğin pratik bir garantisi olarak öne çıkıyor.
Anayasal güvence
Aynı zamanda Kürt toplumunun siyasi adem-i merkeziyetçilik ve Kürt haklarının anayasal güvence altına alınması konusunda tam bir ikna içinde olduğu vurgulanmalı; bu, davasının kesin çözümü olarak görülüyor. Anlaşmanın geçici olabileceği korkusu sürüyor, ancak acil güvenlik güvencelerine duyulan ihtiyaç, birçok kişiyi mevcut haliyle anlaşmayı kabul etmeye ve daha ileri müzakereleri Nisan’daki Kürt konferansında belirlenen Kürt heyetine ertelemeye yöneltti.
Anlaşma başarısız olursa riskler, silahlı çatışmalara dönüşten çok daha öteye uzanır. Çöküş, toplumsal güveni zedeler ve özellikle Türkiye’nin daha geniş bölgesel müdahalelerine kapı açar. Bu nedenle anlaşmaya sıkı sıkıya sarılmak, güvenlik ateşkesini Kürt haklarının tam olarak tanınması ile Suriye’nin birliğinin korunmasını bağlayan bir siyasi sürece dönüştürmek için rasyonel bir yol olabilir. Bu, çoğulculuk, demokrasi ve tüm vatandaşlar için eşit yurttaşlık sağlayan yeni bir ortaklık temelini gerektirecektir.
Sonuç olarak, Kürt halk hareketinin bu güvenlik anlaşmasını geliştirmede kritik bir rolü var: Ateşkesin sürekliliğini güvence altına almak için uluslararası gözetim talep etmek; anayasal süreç veya kurumsal entegrasyon için net bir takvimde ısrar etmek; siyasi adem-i merkeziyetçilik için açık anayasal güvenceler elde etmek. O zaman bu anlaşma, çeşitliliğini kucaklayabilen birleşik ve adil bir Suriye devletinin inşasında ilk yapı taşı haline gelebilir; gerçek kazananların savaş, kışkırtma ve nefret tüccarları değil, tüm bileşenleriyle halk olduğu bir devlet.
* Kürt siyasi ve insan hakları aktivisti Majed Dawi'nın www.syriaintransition.com'da yazısı çevrilerek kısaltıldı.







