
Stuttgart kentinde yaşayan Hüseyin Kelekçi de, bu uygulamaların mağdurlarından. Türkiye'de defalarca gözaltına alınıp işkence gören ve bir süre de cezaevinde kalan Hüseyin Kelekçi, karşılaştığı baskılardan dolayı 2011'de Almanya'ya gelerek siyasi iltica talebinde bulunur. Talep kabul edilir ve kendisine oturum verilir.
Kelekçi yaşadığı Stuttgart kentinde, Kürtler ile ilgili yürütülen yasal ve demokratik çalışmalarına da duyarsız kalmaz, gücü yettiği oranda bu çalışmalarda yer alır. Zira, Kürtlerin özgürlük mücadelesi için geçmişte çabası olmuş işkence ve tutsaklık gibi uygulamalarla karşı karşıya kalmıştır. Türkiye'de başına gelenleri anlatarak oturumunu aldığı düşüncesini, ülkesinden kopuk olsa da Almanya'da da sürdürme konusunda bir sakınca görmez.
Türkiye'de demokrasi varmış!
Ancak, işler Kelekçi'nin düşündüğü gibi gitmez. Stuttgart Mezopotamya Kültür Derneği'nin yönetiminde ve 'Şehit Aileleri Komisyonu'nda yer almasından dolayı, yasalar bir tarafa bırakılarak oturum iptal ediliyor.
Gerekçe, 'Türkiye'de demokrasi var.' Ancak bu tutmayınca, Kürt kurumları kriminalize edilerek sınırdışı kararı tekrar verilir.
Ancak bu antidemokratik uygulamalar, Kürdistanlı Hüseyin Kelekçi'yi mücadelesinden alıkoymaz. Kelekçi, üç yıldan beri Almanya Anayasa Koruma Örgütü'nün takibatına maruz kalmasına rağmen, haklılığından yola çıkarak antidemokratik uygulamalara karşı bir hukuki mücadele yürütüyor. Kendisine geçici oturum (duldung) verilen ve zorunlu imzaya tabi tutulan Kelekçi şunları belirtti: "Derneğe, yürüyüş ve etkinliklere gitme yasağı konuluyor. Ancak benim en fazla zoruma giden şehit anmalarına katılmamın suç gibi gösterilmesidir. Ben bir şehit ailesiyim. Bu durumu bir türlü hazmedemiyorum. Çünkü şehitler en temel değerlerimizdir. Böylesi suçlamaları Kürtlere hakaret olarak değerlendiriyorum. Ben bu tür antidemokratik yaklaşımları kendime karşı değil, özgür Kürt'e karşı yapıldığını düşünüyorum. Bu gibi uygulamalarla Kürtleri kendi gerçekliğine yabancılaştırmak ve özünden uzaklaştırmak istiyor. Aslında bu gibi uygulamaların yasal dayanağı da yoktur. İltica ettiğimizde kimliğimiz dikkate alınarak bize oturum verildi. Biz de buraya kimlik sorunlarımızdan dolayı geldik. Can güvenliğimiz nedeniyle Almanya'ya sığındık. Dolayısıyla bugün siyasi gerekçelerle oturumlarımızı iptal etmeleri, hukuki açıdan da çelişkidir. Kürtler bu tür uygulamalara karşı demokratik ve hukuki mücadelesini yükseltmelidir. Ben de Almanya'nın bu çifte standardına karşı hukuki mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim."
ABDURRAHMAN KARATAŞ/STUTTGART