
ERAY LAWEAGIR
Postmodern zamanları yaşadığımız dünyada artık nerdeyse herşey mümkün! Modern dünyanın koyduğu sınırlar çoktan anlamsızlaştı. Mesela milyonlarca dolar masraf yapılarak çekilen klipler veya filmler ilgi görmez veya bir milyon kişi seyredince başarılı sayılırken, basit bir Application(uygulama) ile çok kısa sürede milyonlara ulaşan videolar bir tıkla dolaşıma konulabiliyor.
İşte bunlardan biri de son günlerde çokça konuşulan cizreli Mehmet Ali ve Anna Maria’nın düeti.
Neşeli güzel bir video, zevkle izliyor insan! Sosyal medyada o kadar paylaşıldı ki neredeyse görmemek imkansız, fakat çok acı bir tarafı var bu videonun! Her izlediğimde elimde olmadan gülümsememi neşemi yarıda kesen bu yönünü üzülerek sizinle paylaşmadan edemeyeceğim. Neşenizi kaçıracağım için şimdiden hepinizden özür dilerim. Cizre’de çok değil bundan bir yıl kadar önce gencecik insanlar bodrumlarda katledildi! Pek duyulmadı! Şimdilerde, o dönem yaşananları “kıyamet benzeri bir olay” olarak tanımlayan birleşmiş milletler insan hakları komisyonu bile o dönem tüm başvurulara rağmen olup biteni izlemekten başka birşey yapmamıştı.
Bu seferki farklıydı
Katliamlar her dönem Kürt ve Alevi toplumunun değişmez kaderi olagelmişti, fakat bu seferki yöntem o kadar vahşi o kadar insanlık dışıydı ki, o dönemi hatırlayanlar birbirlerinin gözlerine bakmaktan kaçınırlar hala.
Bir ana ile konuşmuştum; iki oğlu o bodrumlarda katledilen. Mehmet ve Orhan Tunç’un annesi! ‘Orhan daha çok gençti’ dedi mırıldar gibi başlayıp tekrarladıkça yükselen bir sesle. ‘Orhan’ım daha çok gençti! Tam üç defa gittim oraya, beyaz tülbentimi bir ağacın ucuna asarak gittim, en azından Orhan’ımı çıkarırım belki diye yalvardım, ama oraya yaklaşmama bile izin vermediler’ dedi! O bunları söylerken Orhan’ın gencecik eşi, o zaman daha bir kaç aylık olan oğlu Bêkes’i biraz daha sıkı sarıp hızlı adımlarla çıktı odadan dışarı. 19 veya 20 yaşında gencecik dünya güzeli bir Kürt gelini, Orhan’dan kendine kalan tek yadigar olan bebeğini yüreğinin üzerine basıp bir hayalet gibi süzülüp geçti önümden!
Bu zulmü duymayan, bilmeyen kalmasın!
Ana tülbenti ile gözlerinden süzülen iki damla yaşı sildi! Sonra az önce bıraktığı elimi tekrar iki eliyle tutup, ‘lawe min’ dedi ‘bu zulmü anlatın herkes duysun, bilmeyen kalmasın, bizim evlatlarımızı o bodrumlarda yaktılar, evimizi başımıza yıktılar!’ Yakılmış iki katlı bir evin ancak tamir edilebilmiş ve boyanmış ikinci katında, yere serili halı ve üzerindeki minderlerin dışında hiçbir şey olmayan bir odasında kötü bir filmin çaresiz kahramanı gibiydim.’ Anlatamam daye bunları, ben anlatamam’ diyemedim! Aslında hiçbir şey diyemedim o gün! Boğazımdan çıkıp çıkmadığından bile emin olmadığım boğuk bir sesle ‘ben de senin bir oğlunum daye’ diyebildim sadece!
‘Kardeşimin cesedi o bodrumlardan çıktı’
Bu o gün dinlediğim ikinci hikayeydi. İlk hikayeyi; ‘suyumuz bitmişti kardeşim su bulup getirmek için çıkmıştı dışarı’ diye söze başlayan başka bir Cizreli anlatmıştı. ‘Bilmem çatışmaların kaçıncı gününde çatıdaki su deposu kurşunlarla delinince susuz kaldık, birimiz çıkmalıydık su getirmek için, çocuklar ve yaşlı annem susuzluğa dayanamıyorlardı artık, kardeşim sen burda kal ben çıkar gider gelirim dedi! Bir daha dönmedi kardeşim! Sonra onu haberlerde hastanedeki yaralılar arasında gördüm, ama kardeşimin cesedi o bodrumlardan çıktı, yakılmış ve kurşunlanmıştı! Sokaklarda yaralanan birçok genci o bodrumlara götürüp katlettiler’ diyordu! Daha bir sürü şey söylüyordu, anlattıklarıyla paylaşım rekorları kıramayacak o Cizreli genç adam.
Direnen bir Mehmet Tunç vardı...
Bir bayram arifesiydi, Mehmet Ali’nin memleketi Cizre’yi ve evleri başlarına yıkılmış, yürekleri dağlanmış hemşehrilerini ziyaret ettiğimde. Orada anladım ki artık hiçbir şey gibi hiçbir bayram da onlar için eskisi gibi olmayacaktı! O günleri yaşayanlar her fırsatta anlatmaya çalıştılar bu vahşeti, fakat hiç biri Mehmet Ali’nin Anna Maria ile olan düeti kadar dinlenilmedi, paylaşılmadı! Belki de işsizliğin verdiği sıkıntı ile sırf zaman öldürmek için çektiği bir video ile milyonlarca insana ulaşıp bir anda ve kısa süreliğine popüler olan Cizreli Mehmet Ali, sırf bu yüzden şanslı sayılabilir. Fakat o bodrumlarda olup bitenleri BBC Türkçe dahil birçok haber kanalında dünyaya anlatabilme gibi bir şansı daha vardı bu arkadaşımızın! Ama bu videoyu her gün onlarca kez paylaşan birçok kişi gibi o da unutmayı veya yok saymayı tercih edenlerden belli!
O bodrumlarda son ana kadar mücadele eden, direnen, bu halkın en güzel ve en kahraman evlatlarını unutmayacak olanlar da var. En neşeli anınızda karşınıza çıkacağız; özür dileriz neşenizi bozacağız ama deyip anlatmaya başlayacağız; Cizre bodrumlarında direnen bir Mehmet Tunç vardı!