
EREM KANSOY/REQA
Reqa hamlesi 49. gününde. QSD güçleri, tarihi Reqa surlarını aşarak şehir merkezindeki ilerleyişine devam ediyor. YPG-YPJ öncülüğünde düzenlenen her operasyonda artık onlarca sivile ulaşılıyor ve siviller çetelerin elinden kurtarılarak güvenli bölgelere sevk ediliyor. Perşembe günü akşam saatlerinde gerçekleştirilen büyük operasyonda, ailesi ile birlikte son 10 gündür şehir merkezi içerisinde çetelerden kaçarak gizlenen Emine Muhammed Dib ve Rawda Muhammed gazetemize konuşarak, dünyaya ‘evimize dönmek için bize yardım edin’ mesajı verdi.
QSD güçleri tarafından kurtarılmalarının ardından Emine Muhammed Dib’in kızının O’na sarılıp ‘anne işte özgürlük budur’ demesi ise tarihin sayfalarına kazınan, dünyaya cehaleti yaşatan DAİŞ’in kendi karanlığında boğulduğunu ortaya koyan bir ifade oldu.
Sivillerin anlatımları
Yıllardır açlık susuzluk, kölelik ve tarifi güç acılarla yüzleşen DAİŞ himayesindeki halklar artık özgürlüklerine kavuşuyor. Reqa’nın doğu cephesine yapılan her operasyonda, hemen hemen her gece siviller irili ufaklı gruplar halinde şehir merkezinden güvenli bölgelere çıkarılıyor.
Reqa’dan kurtarılan sivillerin anlattıklarına göre savaş devam ederken, DAİŞ çeteleri sivilleri de kalkan olarak kullanıyor, ayrıca siviller üzerinden kalkan oluşturuyor. Örneğin, sivil kıyafetlerinin altına şarjör yelekleri ve silahlarını alıyorlar ve QSD güçlerine ulaşmaya çalışan sivillerin arasına girip intihar saldırıları düzenlemeye çalışıyorlar. Şehrin DAİŞ yönetiminde bulunan küçük bölümünde de, maddi durumu uygun olan sivillerden yüklü paralar alarak Dêrazor bölgesine gönderildikleri de anlatılanlar arasında. Halk, çetelerin kendi aralarında zaman zaman kavga edip birbirlerini vurduklarını da söylüyor.
Çocukları katlediyorlar
Bazı siviller ise gazetemize, Reqa içerisinde bulundukları sığınaklarda kendi ailelerinin cenazeleriyle günlerce yaşamak zorunda bırakıldıklarını, özellikle çetelerin şu anda Reqa içerisinde çocukları katlederek ailelerin isyanlarını bastırmaya çalıştıklarını bildirdi.
Her an ölümle yüzyüze
Adının Emine Muhammed Dib olduğunu belirten kadın, Reqa kent merkezinde geçirdiği son günlerini ve kurtarılışını şöyle anlattı:
“Günlerimiz hep işkenceyle geçti. Son 10 gündür hep evin içindeydik, hiç çıkamadık. Yiyecek hiçbir şeyimiz yoktu, sadece 3-4 kuru ekmekle son 10 günü geçirdik. Evimizde sadece tek musluk vardı, bitmemesi için damla damla verip çocukların ağzını ıslatıyorduk. En sonunda o da bitti. Her gün havan mermisi ve savaş seslerini dinliyorduk, korkudan ne yapacağımızı bilmiyorduk. Her an ölümle yüzleşebilirdik. Aylardır gözümüze uyku girmedi, psikolojimiz bozuldu. QSD’lilerin sesini duyduğumuz an kız kardeşimle beyaz bayrak kaldırdık ve mahalleye çıktık. QSD’liler birbirlerine isimleriyle sesleniyordu. Onları çağırdık, ‘Hayır sahipleri, bize biraz su verin’ dedik. Bize sordular, ‘Siz sivil misiniz?’ ‘Evet’ dedik. Kız kardeşim QSD’lilerin yanına giderken ben geri durdum, onlara oğlumun yaralı olduğunu söyledim, yardım istedim. QSD’liler bize kaç kişi olduğumuzu sordu, 15 kişiydik. Sonra bizi kurtardılar, bize su ve ekmek verdiler, güvenli yerlere geçirdiler.
Çocuğum yaralandığı zaman dışarı çıkıp bağıramadım, kimseyi yardım için çağıramadım, ağlayamadım bile. Çok acı vericiydi. Biz açlığa susuzluğa dayanabilirdik ama yaralanmaya dayanamazdık, yaralılarımızın olması çok kötüydü.”
Oğlu ve kızı yaralandı
Bombardıman altındayken yaşadığı korkulu anları paylaşan Muhammed Dib, “Bombardıman olduğunda üzerimize battaniye atıyorduk. Tüm yapabildiğimiz bomba seslerinin kesilmesini beklemekti, çok korkuyorduk. Bomba parçaları üzerimize geliyordu, ayağını yorgandan dışarı uzatanın ayağı kopuyordu. Oğlum ve kızım ayağından yaralandı. Yastıkları başımızın üzerine koyup, gelen demir parçalarından kendimizi korumaya çalışıyorduk.
Ses çıkmasına diye çocukların ağzı bağlandı
Tek odada 15 kişi bulunuyorduk. Biz bir evden diğer bir eve geçerek DAİŞ’ten kaçmaya çalışıyorduk. Duvarlara delikler açarak ilerlemeye çalışıyorduk. Çok ilerleyemedik, çünkü çetelerin tünellerine rastlıyorduk, korkudan bazen geri dönüyorduk. Girdiğimiz bazı evlere havan mermisi değiyordu. Ulaştığımız son evi de çeteler boşaltmamızı istedi. Kız kardeşime gittik, orayı da ‘boşaltın’ dediler. Eşimin kuzenine gittik, havan değdi, yarıklardan dolayı eve sığamadık. Kızımın evine de çeteler konuşlanmıştı.
Sonunda boş bir ev bulup girdik. Kaldığımız süre içinde hiç ses çıkarmıyorduk. Çocukların ağzını bağlamak zorunda bile kaldık. Çeteler burada kaldığımızı anlamasın diye hep karanlıkta sessizce bekledik, ta ki kurtulana kadar. Asla unutamayacağımız acılar yaşadık ama kızımın kurtulduktan sonra bana ‘anne özgürlük işte budur’ diyerek sarılması benim için unutulmaz bir andır.”
Yardım talebi
Daha önce Heleb’te yaşıyorken savaş nedeniyle Reqa’ya geldiğini ve DAİŞ’in zulmüne maruz kaldığını anlatan Emine Muhammed Dib, yardım talebinde bulundu. Muhammed Dib, “Bizi güvenliğimize kavuşturun. Çocuklarımızı okullara göndermek istiyoruz. Annemi görmek istiyorum, 6 yıldır annemi göremedim. Kendinizi bizim yerimize koyun. Babam Selame Kapısı’nda, onları çok özledim. DAİŞ biz kadınlara çok eziyet etti. Hayatlarımıza tanıklık edin“ diye konuştu.
Sesimizi duyun!
Aynı kafile içinde kurtarılanlardan Rawda Muhammed de gazetemiz aracılığıyla şu mesajı verdi: “Sesimizi lütfen duyun, biz Reqa’nın kurtulmasını istiyoruz, evimize, düzenimize kavuşmak istiyoruz. DAİŞ bizi mahfetti, herşeyimizi kaybettik. Eşyalarımızı Allah’a emanet ettik, sağa sola yerleştirdik, çoğunu kaybettik. Neredeyse hiç kıyafetimiz yok. Tek isteğimiz evimize dönebilmek. Dünya bu yaşadıklarımızı görsün, bize yardım edin. Bu hamleyi sonuca ulaştırın, bizi evimize götürün.“