
Barışa adanan bir gün olarak önerilen Anneler Günü geleneği, Antik Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olarak kabul edilen Rhea onuruna verilen ilkbahar festivali ile kutlanmaya başladı. Anneleri onurlandıran özel bir gün olarak görülen Anneler Günü, bütün dünyada değişik gün ve şekillerde kutlanıyor. Evrensel bir gün olarak tarihe geçen Anneler Günü ne yazık ki Türkiye'de ise her yıl olduğu gibi bu yıl da milyonlarca annenin çocuklarının hasreti ile karşılanıyor.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Anneler Günü’nü kutlamayan acılı gerilla ve tutsak anneleri, güne ilişkin duygularını paylaştı.
Devletin bize vereceği bir şey yok
6 çocuğundan 3'ü cezaevinde olan Nazime Yürek, yaklaşan Anneler Günü'nü cezaevleri arasında mekik dokuyarak karşılayor. Çocuklarının siyasi düşünceleri nedeniyle cezaevinde olduğunu belirten anne, bu nedenle adaletin sağlanması için her türlü eylem ve etkinlikte yer aldığını kaydetti. Türkiye'de devletin çocuklarına tutsak yaşamı reva gördüğünü söyleyen anne Yürek, şöyle konuştu:"Anneler Günü'nde çocuklarım yanımda olmadıktan sonra neye yarar? Bu ülkede çocuklarımız her gün devlet tarafından öldürülüyor. Soruyorum böyle bir ülkede nasıl bir Anneler Günü kutlanabilir? Bu ülkede hain devletin annelere vereceği hiçbir şey yok. Bu ülkeye ne zaman barış gelirse, çocuklar ölmezse ben de o zaman anneler gününü çocuklarımla kutlayacağım" dedi.
'Barış gelsin ki kutlayalım'
Siyasi düşüncesinden dolayı 21 yıldır cezaevinde olan Ali Rıza Erdem'in 76 yaşındaki annesi olan Reyhan Erdem ise, Anneler Günü ve bayram gibi olan özel günlerde hiç mutlu olmadığını belirterek, "Bir anne çocukları için yaşar" sözleri ile Türkiye'de yaşayan annelerin ortak acılarına dikkat çekti. Erdem, "Bütün anneler çocuklarını yanında ister, Allah hiç kimseye evlat acısı vermesin. Binlerce annenin çocuğu cezaevlerinde sebepsiz yere tutuluyor. Biz anneler artık barış olsun istiyoruz. Barış gelsin ki bizde Anneler Günü'nü kutlayalım" şeklinde konuştu.
'Anneler Günü bizim için acı demek'
Bir diğer anne ise yaşamını yitiren gerilla annesi Hanife Kanyar. Colemêrg'de 1990'lı yıllarda devletin baskısı nedeniyle önce kardeşinin, ardından da oğlunun gerillaya katıldığını belirten Kanyar, "Kardeşim 1990'da PKK'ye katıldı. 1991'de ise girdiği bir çatışmada şehit düştü. PKK'ye katılımından sonra zaten ailece baskı altındaydık, evlerimize sürekli baskın yapılıyordu, çocuklarımız gözaltına alınıyordu" sözleriyle devletin ailelere karşı uyguladığı zulme dikkat çekti.
Daha sonra baskılar nedeniyle ailece Ankara'nın Türközü ilçesine göç ettiklerini anlatan Kanyar, burada da aynı muamelere maruz kaldıklarından dolayı oğlu Cüneyt Kanyar'ın (Bîrhat Dijwar) yönünü özgür dağlara çevirdiğini, daha sonra Kobanê'ye geçtiğini ve 2 ay önce yaşamını yitirdiğini aktardı. Kanyar, devamla "Artık barış olsun istiyorum. Anneler Günü bizim için acı demek. Kürdistan'da her annenin çocuğu devlet tarafından ya öldürülmüş, ya işkence görmüş, ya tutuklanmış ya da dağa çıkmak zorunda kalmış. Artık Türkiye'de barış olsun istiyorum."
‘En güzel hediye barış’
5 çocuğundan 2'si devletin baskıları nedeniyle gerillaya katılan Narınç Yalçın'ın gözü ise çocuklarının geri döneceği günde.
1992'de oğlu Ömer Yalçın’ın, 2012'de ise Emrullah Yalçın'ın gerilla saflarına katıldığı anne Narınç Yalçın, 1993'te oğlu Ömer Yalçın'ın girdiği çatışmada yaşamını yitirdiğini, yaklaşan Anneler Günü'nde, Türkiye'de annelere verilecek en güzel hediyenin barış olduğunu belirtti. Yalçın, "Artık ne gerilla annesi ağlasın ne de asker annesi... Artık kan akmasın, barış olsun istiyorum. Çocukların ölümü annelere zulümdür. Anneler gününde çocuklarımızı yanımızda görmek istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz" dedi. Anne Yalçın, "Benim anneler günüm, çocuğum demektir" sözleriyle de duygularını dile getirdi.
DİHA/ANKARA