Yakınları polisler tarafından katledilenlerin aileleri, Newroz’da alenen infaz edilen Kemal Kurkut’un ailesini ziyaret etti. Kelimelerin boğazlara düğümlendiği, bir kez daha acı ve gözyaşlarının konuştuğu ziyarette, anne Sican’ın “Güzel gözlerini özledim Kemal” ağıtları yükseldi.

Amed’de 21 Mart Newroz günü sabah saatlerinde polisler tarafından katledilen 23 yaşındaki Kemal Kurkut’un Malatya’nın Battalgazi ilçesine bağlı Dolantepe Mahallesi’ndeki evinde, ağıtlar yükselmeye devam ediyor. Kurkut ailesi ile aynı acıyı paylaşan ve çeşitli tarihlerde polisler tarafındançocukları, yakınları katledilenler, Kurkut’un evinde gözyaşlarına ortak oldu. 

Gezi Aileleri ve Taksim Dayanışması adına, çocukları kateliden Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz, Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan; Lice’de askerlerce Medeni Yıldırım’ın annesi Fahriye Yıldırım, katledilen Amed Barasu’nun eski Başkanı Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi ve Barış Anneleri, Kurkut ailesine ziyarette bulundu.

Ağıtlar dinmedi

Ağıtların dinmediği, kelimelerin boğazlara düğümlendiğini Kurkut’un evinde, acılar ortaklaştı, gözyaşları konuştu. Ağıtların yankılandığı evde siyah elbiseleri ile anne Sican’ın, “Ben üşüyorum, Kemal’im yarı çıplak. Güzel gözlerini özledim Kemal. Sanatçı olacaktı Kemal’im, sürekli kendi kendine şarkılar söylüyordu, ben de kapının arkasında onun sesini dinliyordum” sözleri dayanışma ziyaretinde bulunanları ağlattı.

Anne Sican, oğlundan kalan anıların bulunduğu odasının kilitli kapısını gözyaşları içerisinde bir kez daha açarak Kemal’in gitarına dokundu ve fotoğraflarını bağrına bastı. Anne Sican’a eşlik eden anneler de Kemal’in fotoğraflarını öperek gözyaşlarına boğuldu.

Birlikte hesap soracağız

Çocuklarının öldürülmesine ilişkin açılan davaların cezasızlık ile sonuçlanmasına tepki gösteren anneler, “Hep birlikte mücadele edeceğiz, faillerden hesap soracağız” dedi. 

Kurkut’un ağabeyi Cihan Kurkut, “Kemal’den sonra ne okuluna gittik, ne vurulduğu yere gidebildik. Bu topraklarda çok acılar yaşandı, bir daha yaşansın istemiyoruz. Barış elçilerimiz birer birer vuruldu, bir yerde duracaktır. Bu topraklara barış gelir, biz de insanca yaşarız. Bugün sizin gözlerinizin içine bakabilecek cesaretleri yok” dedi.

Gözyaşlarının bir an bile durmadığı ziyaret, annelerin “Hesap soracağız” sözü sona erdi.

Cezasızlık iç karartıcı

Gezi Şehit ve Gazileri Platformu Sözcüsü Volkan Kesanbilici, hukukun cezasızlık politikasının da iç karartıcı bir hal aldığını söyledi. Kesanbilici, “Gezi dahil olmak üzere benim gibi yaralanan hiçbirinin davası açılmadı. Bununla birlikte açılanlarda da katillere ödül gibi cezalar verildi. Çok büyük bir cezasızlıkla devlet bu katilleri ödüllendirmektedir. Bu hak ihlallerini kamuoyuna taşıyanlar içeri alınırken, tutuklanırken, katillerin ise gözaltına alınıp hemen serbest bırakıldığını görüyoruz. Gezi’den Kemal Kurkut’a kadar geçen zamana dek hiçbir katil ceza almış değil. Burada devletin ciddi bir şekilde askerlerini, polislerini koruduğunu ve kolladığını görüyoruz” şeklinde konuştu. 

“Devlet yıllardır cezasızlık politikasıyla adalet arayışımızı engellemek istiyor” diyen Kesanbilici, çocukları öldürülen ailelerle ortak mücadeleyi büyüteceklerini söyledi. Kesanbilici, “Biz bugün sadece Ali, Berkin ve Kemal Kurkut gibi katledilişleri kameralara yansımış olanları konuşabiliyoruz. Diğerlerinden de görüntüleri olmadığı için ‘Bombacı, terörist’ diye bahsediliyor. Yaşananların tamamını bir bir vicdan süzgecinden geçirmemiz gerekir” diye konuştu. 

Hiçbir sonuç alamadık

Oğlu Berkin Elvan’ın katledilmesinin üzerinden 3 buçuk yıl geçtiğini ancak şu ana kadar adalet arayışlarından hiçbir sonuç alamadıklarını anlatan Anne Gülsüm Elvan, yıllarca adalet arayışları sonucunda bir dava açılmış ise de bu davanın diğer davalar gibi cezasızlıkla sonuçlanmasını istemediğini dile getirdi. Elvan, “Türkiye’deki cezasızlığı Ethem’in, Dilek Doğan’ın, Uğur Kurt’un, Kemal Kurkut’un davasında gördük. Bunları basit bir şekilde para cezasına çevirip ‘ceza veriyoruz’ diyorlar; ama biz buna ceza demiyoruz. Ben mahkemede savcılara defalarca söyledim, siz bunlara iyi bir ceza vermediğiniz sürece çocuklarımız katledilmeye devam edecek” dedi.

Başsağlığı değil dayanışma

“Küçücük çocukların vurulup ‘terörist’ ilan edilmesinin başlı başına bir hukuksuzluk” olarak değerlendiren Elvan şunları aktardı: “Benim oğlum daha 14 yaşında katledildi. Onu ‘terörist’ ilan ettiler. Aynı şeyi Kemal Kurkut için de yapmaya çalıştılar. Eğer o görüntüler olmasaydı Kemal de ‘bombacı’ olarak bilinecekti. Ben buraya aileye başsağlığı dilemeye gelmedim. Çünkü bu çocuklar herhangi bir şekilde ölmediler. Bu çocuklarımız devlet tarafından katledildiler. Acımız ve yaramız aynı. Bu yüzden dayanışmaya, destek olmaya geldim.”

Katledip ‘kader’ diyor

Silopi’de zırhı araçla iki kardeşi ezerek katledelen polislerin bile korunduğunu belirten Elvan, Şırnak Valisi Ali İhsan Su’nun  “kader” demesine tepki gösterdi. Elvan, “Valiye şunu söylemek istiyorum. O panzer veya akrep gelip sana çarpsın o da onun kaderi olsun. O bunu kabul ediyor mu? Katledeceksin ve buna kader diyeceksin. Kader bu değil. Ben böyle bir kaderi kabul etmiyorum” dedi.