Cizre’de katledilen 21 sivile dair hafızalara kazılan en can acıtıcı fotoğraflardan biri, cenazesi buzdolabında saklanan 10 yaşındaki Cemile Çağırga oldu. Cemile’nin ailesi, devletin Kürdistan’da yıllardır yürüttüğü imha ve inkar politikalarını en ağır şekilde yaşayanlardan. Aile, devletin şiddetini tırmandırdığı 1992 yılında, askerlerce atılan havan toplarından birinin evlerine isabet etmesi sonucu 7 ferdini yitirdi. Cizre’de 30 Temmuz günü Kobanê (Nusaybin) Caddesi üzerinde içinde bulunduğu aracın polislerce taranması sonucu yaşamını yitiren 17 yaşındaki Hasan Nerse de Cemile’nin kuzeni. 


Doğarkan reddedildi

Hep katliam uğrasalar da yaşadıkları Cizîra Botan’ı kendi ifadeleriyle “Güzel insanlarla yaşatabilmek için” kızına Cizîr, daha sonra doğan oğluna ise Botan adını veren Emine Çağırga, sadece ölüm getiren yüzüyle tanıdıkları devletin yasaları nedeniyle kızı Cizîr’in nüfus cüzdanına Cemile yazdırmak zorunda kaldı. Buna rağmen onu herkes annesinin koyduğu ismiyle yani Cizîr olarak tanıdı. 

Evinin önünde vuruldu

İlçedeki sıkıyönetim ilanının 3’üncü gününde Cudi Mahallesi’nde bulunan evlerinin kapısına çıktığı esnada keskin nişancıların hedefi olan 10 yaşındaki Cizîr, kanlar içinde yere yığıldı. Vurulduğunu görüp yanına koşan annesine söylediği son söz ise “Oy dayê” oldu. Ağzından çıkan bu sözün ardından Cizîr, sokak ortasında can verdi. 


Yaşıyordur diye kalbini dinledi

Cansız bedeni anne, baba ve kardeşlerince evin içerisine alınarak bir örtüye sarılarak sabaha kadar evin salonunda bekletildi. Annesi ise bütün geceyi kızının başucunda geçirdi. Kızının cansız bedeniyle geçirdiği o gece anne Emine Çağırga, öldüğüne bir türlü inanamadığı kızı belki yaşıyordur diye gece boyunca kalbini dinlemiş. 

Dondurucuda bekletildi

Zamanın durduğu bu gecenin sabahında eve gelen komşularıyla beraber evin banyosunda kızının cansız bedenini yıkadıklarını anlatan anne Çağırga, o anları ise şu sözlerle kelimelere döktü: “Sabah yıkadıktan sonra el, ayak ve saçlarını kınaladık güzel kızımın. Cenazesi bozulur diye korkuyorduk. Komşunun büyük bir buzdolabı vardı. Polis ablukası arasında götürüp oraya bıraktık. Akşama kadar orada kaldı, daha sonra ise hastane morguna kaldırıldı.”

Barış demekten vazgeçmeyeceğiz

Kendilerine yıllardır yaşatılan bunca acılara rağmen “Barış” demekten vazgeçmeyeceklerini dile getiren anne Çağırga, “Hep katledildiğimiz Cizîr’i güzel insanlarda anabilmek için kızıma Cizîr, daha sonra doğan oğluma da Botan ismini verdik. Cizîra Botan’ı bu şekilde yaşatmaya çalıştık ama Cizîr’imi katlettiler. İnşallah Botan barışı getirecek” dedi.



NURİ AKMAN/ZOZAN FENDİK/DİHA/ŞIRNAK