Antep saldırısı arkasından Kürtlere karşı geliştirilen linç kampanyası büyüyor. Bu kampanya çerçevesinde BDP binalarından sonra sokakta, alışverişte, hastanede Kürtçe konuşanlara yönelik yeni yeni saldırı olayları yaşanıyor.
Çünkü; planlı linç olaylarının ötesinde halkın iktidar güdümlü medyadan, Cumhurbaşkanı ve başbakanın açıklamalarından beslenen kesimi, bu saldırıyı PKK’nin gerçekleştirdiğine inandırıldı. Haberler ya da konuşmalarda araya “PKK aksini söylese de" diye sıkıştırılmış cümlecikle oyalanan kesimin ise kimseye bir faydası yok…
Antep saldırısı, Kürtlere karşı linç girişimlerine yenilerini eklemekle kalmadı, bu linç girişimlerini yaygınlaştırdı, Şemdinli çatışmasının ve devamındaki PKK, BDP, halk kucaklamasının yarattığı ileri adımı bir anda perdeleyiverdi. O kucaklaşmaya ifrit olmuş kesimlerin, rencide olan iktidarın içindeki kini ortaya dökmelerine ortam yarattı…
Diğer bir yandan iktidar bu saldırıyı, Suriye’de devam eden savaşın Türkiye’ye sıçraması halinde Kürtlerin burada da kendi yönetimlerini oluşturma ihtimallerine karşı halkı bir iç savaşa hazırlamak, öte yandan Suriye sınırında oluşturmak istediği tampon bölgeye zemin oluşturmak için de kullanmak isteyecek…
Bütün olanlar ve ihtimaller değerlendirildiğinde görünen o ki; Antep saldırısının ne, ne zaman, nerede, nasıl olduğu konularında medyatik cevaplar bakımından kafalar açık. Kimine göre PKK, kimine göre karanlık iktidar güçleri yapmış olsa da herkes bu eylemin provokatif bir amaç taşıdığı konusunda da hemfikir ayrıca.
İktidarın dolmuşuna binenlerin linç girişimlerine destek vererek tutumlarını netleştirdikleri de ortada. Ancak medyanın ve iktidarın isteği doğrultusunda kim yaptı sorusuna sıkıştırarak meseleyi sadece tartışmak konumunda kalanlar açısından söylenebilecek çok şey var. Zira bu saldırının arkasından gelişen ortam tartışmanın ötesinde karşı tutum almayı gerektirmekte. Bu noktada Antep saldırısını sıradan bir provakasyon olarak değerlendirmek, çok önemli pek çok konuyu göz ardı etmekle aynı anlama geliyor.
Bu nedenle tartışmayı esas olarak bu provokatif eylemin sonuçlarına, Kürtlere, barış ve demokrasi beklentilerine vereceği zarara odaklamak, Kürtlere yönelik bu linç kampanyasının önüne geçebilecek, Kürtlerin talepleri eksenli bir çözümün sağlanması yönünde karşı hareket geliştirmek hayati önem taşıyor.
Askeri operasyonlarla çözümün mümkün olmadığına herkesin ikna olduğu, hiçbir şekilde iç savaşa sıcak bakılmayan bu gün, ölmek- öldürmek ve savaş dışındaki çözüm seçeneklerinin itibar görme olasılığının her zamankinden de fazla olduğuna inanıyorum. Kürtlere karşı bu gün, yürütülen linç kampanyasının karşısına bir barışçık çözüm kampanyasının çıkartılması, bu kampanyanın batıdan doğuya yaygın ve güçlü bir hareket olarak geliştirilmesi, siyaseten yapılabilecek önemli bir hareket olabilir.
Antep saldırısı 5N 1K'den fazlası eder