
Toplum, kapitalist modernite tufanını yaşamaktadır. Tufan her yerde ve her zamandadır ve insan zihniyeti, algısı, hayal gücü ve anlamlı yaşam kararlılığı varsa, her yerde ve her zaman bir “Nuh’un Gemisi” de vardır. Çünkü insan, tufanlara sebep olmak kadar tufanlardan kurtulmanın düşünce gücünü gösterebilmekte de mahir, kutsal bir varlıktır.
Bugünden düne baktığımızda, bu tarihe, söylencelere ve kutsal kitaplara verebileceğimiz anlamlar var. Mesela, “Nuh’un Gemisi, tutunduğunuz şeyin anlamının genişlemesidir” diyebiliriz. Denizde boğulmak üzereyken tutunulan bir dal, bir gemi olur kiminde. Kiminde bir gemi, varoluşun tek yoludur. Nuh gibi...
21.yüzyılda kendini yenileyerek, tüm toplumsal kesimleri parçalayarak yozlaştıran ve her türden tahribata uğratan kapitalist sistem, tüm insanları bombardımanı altına almıştır. Türkiye, bu sistemin en fazla insan yaşamını belirlediği ülkelerden biridir. Toplumu oluşturan bireyler, kendi yaşamları hakkında bir fikir sahibi olmadıkları gibi kendi yaşam sınırlarını da oluşturamamaktadır.
Bu tufan zamanını yaşayan dünyamızda toplum varlığı kadar tüm kültür, tarih ve canlı varlığını da koruyacak, Nuh’un Gemisi kıvamında anlama sahip tek oluşum HDP’dir. Demokratik Ulus gerçeğinin en derinden ve kültürel olarak yaşandığı her yerde demokratik siyaset araçlarının oluşturulması ve HDP’nin kendini doğru tanıtarak seçimlere gitmesi ilk şarttır.
Antep’in önemi
HDP açısından önemli kentlerden biri de Antep’tir. Antep, hem Kürdistan siyaseti açısından hem de Türkiye siyaseti açısından önemlidir. Bu önem öncelikli olarak jeostratejik ve tarihsel olurken bugün itibariyle tarihsel toplumun yaşamsallığıyla ilgili olup güncel bir anlam da kazanmıştır.
Kapitalist sistemin tufanını en tehlikeli şekilde yaşayan bir kenttir Antep. Çünkü tüm AKP saldırıları, dincilik, milliyetçilik, cinsiyetçilik ve bilimciliğin zirvede yaşandığı bir kenttir. Antep’i yaşadığı tufandan kurtarmak için bu tufanı oluşturan öğeleri bilmek, kenti ve kentin ruhu olan insanları tanımak gerekir.
Antep, binlerce yıllık bir tarihe, kültüre, coğrafyaya ve insan birikimine sahip bir kenttir.
En güzel özelliği farklı dil, inanç ve kültürlerin, farklı fikirlerin bir arada yaşamasıdır. Bu özelliğinden dolayı Antep, demokratik ulus tanımının en fazla yaşam bulduğu/bulacağı kentlerden biridir. Coğrafi yapısından dolayı da her kültür, başka etnik gruplarla bir arada yaşamayı, zaman zaman kültürel alışverişlerle birlikte bir kültürün diğerini kendisine benzemeye zorlamadığı bir ahlaki toplum yaşam merkezidir.
Osmanlı dönemindeki baskılara rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar tüm kültürlerin bir arada yaşamasını bildiği bir kent olmuştur, Antep. Kentin insan, dil, tarihi eser, sosyal ilişkiler, yaşamı yaratan giyim-kuşam, yemek kültürleri de dahil tüm kültürel öğeleri, çok renkliliğiyle önemli bir ayrıcalığa sahiptir. Bununla birlikte zengin kendiliklerin bir adalığını yaratan, yaşatan ve hissettiren bir gerçeklik de şehrin temel karakteristik özelliğidir.
Hakilerin Antep’i
Kürdistan ve Türkiye sınırında yer aldığı için Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin de ilk örgütlenmelerinin yapıldığı alan olmuştur, Antep.
Antep’te, tarımla bağlantılı olarak gelişen sanayi alanlarının elverişliliğinden dolayı emekçi nüfusu fazladır. Emekçiler, Kürdistanlı sosyalist gençliğe kucak açmış ve tüm örgütlenme çalışmalarına katılmıştır.
Yine önemli nüfusta Alevi Kürt’ün olduğu kentte, elverişli sosyal yapılanma dışarıdan öğrenci gençliğin gelip toplum içinde örgütlenme çalışmaları yapabilmesine de zemin sunmuştur.
Devletin de aynı önemin farkında olması, Antep üzerinde derin hesaplar yapmasını getirmiştir. Bir yandan da farklı devrimci örgütlerin kentte güçlü ve yaygın örgütlenmeleri vardır. Bu durum bir yandan toplumsal değişim dinamiğini önemli oranda canlı tutarken diğer yandan da devletin devrimci örgütler içine sızarak tasfiyecilik yöntemlerini geliştirmesini getirmiştir.
Her şeye rağmen Antep’te, Apocular adıyla bilinen Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin kararlı genç yürütücüleri, hızla toplumla buluşmuştur. Bundan dolayı Apocu hareketin kendini var etme sınavından başarıyla çıktığı bir kent olan Antep’in mücadelemiz içindeki yeri tartışılmazdır. 12 Eylül askeri darbesiyle topluma, toplumsallığa, ahlak ve politikayla oluşan özgürlük gerçeğine en ağır darbe Antep’te vurulmuştur. Bu darbe, kenti kendi ruhundan, anlamından uzaklaştırmış; varoluş gerçeğine karşıt bir ruh haline sıkıştırmıştır.
12 Eylül askeri darbesinin yarattığı tahribat, bugünkü Antep formatının zeminidir. Dinci ve faşist örgütlenmelerin zemini bu darbeyle atılmıştır. Darbe, bugünkü saldırıların, parçalılığın, toplum düşmanlığının yaratıldığı bir adım olmuştur. Antep’in bugün AKP’nin, milliyetçilerin, dincilerin örgütlendiği bir yer haline gelmesi, devletin Antep’teki Kürdistan Özgürlük Mücadelesi etkisini kırmak için her yol ve yöntemi denemesinden, her şeyi bu uğurda kabullenmesinden ve tüm toplum dışı örgütlenmelerin Kürdistan Özgürlük Hareketi karşıtlığı esasına oturtulmasından kaynağını almaktadır.
Zehirleyenlerden kurtulmak için...
Bugün itibariyle Antep’te yaşananlar bir tufandan da beter bir durumu tanımlamaktadır. Toplumun parçalanmışlığı, her bir kesimin bir diğerine düşman haline getirilmesi, emekçilerin ezilmesi, kadınların ezilmesi, çocuk emeğinin sömürülmesi, sivil toplum örgütlerinin etkisizliği, nüfusun giderek artmasına rağmen bireyciliğin de giderek derinleşmesi, toplumsal öğelerin giderek atomize olması ve daha birçok gerçek, yaşanan kıyameti, tufanı göstermektedir.
Bu toplumsal parçalanmışlık bir zehir gibi tüm toplumu zehirlemiştir. Ve bu zehrin karşısında uygulanabilecek olan tek panzehir demokratik siyaset ve demokratik ulus projesidir. Toplumu parçalanmışlıktan, düşmanlıklardan; emekçileri ve kadınları ezilmekten; çocukları sömürülmekten; farklı inanç sahiplerini korkuyla inançlarından vazgeçecek düzeye gelmekten kurtaracak olan tek parti HDP’dir. Bundan dolayı, HDP’nin tüm Türkiye ve Kürdistan kadar Antep’te önemli bir oya ulaşması ve barajı yerle bir edecek bir performans göstermesi şarttır.
Bu seçimler bir anlamda, tüm Türklerin, Kürtlerin, tüm inanç sahiplerinin, tüm insanlık savunucularının, özgürlükçülerin tarihsel bir sınavı olmaya adaydır. Barajı aşmak önemli olurken AKP diktatörlüğüne son vermek için de bu seçimler tarihsel önemdedir. Diğer partiler denenmiş, sınanmış partilerdir. Tüm milliyetçi, dinci dayatmalar, yapılan katliamlar, göz göre göre katliamların savunulması ya da aklanması, demokratik siyasete zerre kadar yer verilmemesi, AKP’nin temel karakteristiğini yansıtan eylemlerdendir. Bundan dolayı HDP’ye oy vermek, seçimlerin başarısı kadar Türkiye’nin demokratikleşmesi için şarttır.
Oy kazanmak için çalışmaya!
Bugün tüm medya, askeriye ve sanatçı, hukukçu gibi kesimlerin azımsanmayacak bir bölümü, AKP diktatörlüğünün hizmetlisi olmuşlardır. Ve hatta hizmete giremeyenlerin hizmetli olma yarışı da diğer taraftan sürmektedir. Bu durum, topluma yapılan saldırı ve toplumsal dokuda yaratılan yarılmadan kaynağını almaktadır.
Bu saldırıya doğru cevap vermek ve toplumsal dokudaki yarılmayı giderek toplumsal öze ulaştırmak, demokratik siyasetle, demokratik ulus projesiyle olacaktır. Türkiye’de bunu yapabilecek olan tek parti de HDP’dir.
HDP’nin Antep’ten ilk sıradaki milletvekili adayı Celal Doğan’dır. Celal Doğan’ı Antepliler iyi tanır. Antep’e büyük emekler vermiş, yıllarca belediye başkanlığı yaparak sokak sokak, hatta köy köy hizmette bulunmuş, kentin tarihi önemine güncel bir anlam biçmiş ve bunun dili olmayı başarmış bir şahsiyettir. Halkların Demokratik Partisi’nden aday olması da çok anlamlıdır. Çünkü bu tarihsel birikime, bu emeklere sahip çıkabilecek olan tek parti, yine Halkların Demokratik Partisi’dir.
Ayrıca diğer tüm adaylar da kararlılıkları, demokratik kimlikleri ve yaşam duruşlarıyla Antep toplumsallığına yaraşır kişilerdir ve hepsi de Antep için hizmet etmeyi hak etmiş, milletvekili olmayı ve Antep gibi bir toplumsallığı kapitalist modernitenin tufanından kurtararak güncelde tarihselleşme şansına layık şahsiyetlerdir.
Antepliler, HDP’li adaylara oy vermenin tarihsel öneminin bilinciyle oy kullanacaklardır. Bununla birlikte, kendi adaylarını komşularına, iş arkadaşlarına, hatta otobüs durağında bekleyen hemşehrilerine anlatmak, tanıtmak ve HDP’ye oy vermeye ikna etmek de her HDP’linin görevidir. “Oy vermek bir onur ve vicdan işidir” denir. Doğrudur. Ama oy verdirmek de vicdan ve onurun gerçekleşmesi, başka insanlarla buluşması demektir. Çünkü vicdan ve onur, tek başlarına anlamı olmayan, toplum içinde anlam kazanan hakikatlerdir. Bu anlamda kendi oyunu vermek kadar ulaşabildiği her insanı HDP’ye yönlendirmek de demokratikleşmenin, özgürleşmenin, politik olmanın, kısaca insan olmanın bir yoludur.
Antep halkı Celal Doğan’ı sever. Başta şehrine verdiği değerden ve hizmetlerden dolayıdır bu sevgi. Bu sevgi, Halkların Demokratik Partisi’nin yarattığı sinerjiyle birleşmekte ve giderek form kazanmaktadır. Bu anlamda seçime kadar tüm parti çalışanları büyük bir özenle, tempoyla ve incelikle çalışmalıdır. Her parti üyesi bir parti görevlisi olma ruhuyla bu sürece katılmalıdır. Parti disiplinini sağlamak kadar bürokratik bir görevlendirme tarzına düşmemek de önemlidir.
12 Eylül yıkımına cevap
Gönüllü, moralli, istekli ve sonuç alıcı çalışma tarzıyla tüm parti üyelerinin çalışmalara başlaması ve tüm Anteplilere ulaşması gerekmektedir. Tabi bununla birlikte Antep’te yaşayan tüm şehit ailelerine, gerilla ailelerine ve Kürdistan Özgürlük Mücadelemizde yaratılan değerlerin taşıyıcısı olan devrimci demokrat yurtsever ailelere de gidilmeli ve bu sürece herkesin can-ı gönülden katılımı sağlanmalıdır. Tüm parti çalışanları bayram coşkusuyla hazırlanmalıdır seçimlere.
Halkların Demokratik Partisi’ne verilecek her oy kadar kazandırılacak her oy da onur ve vicdanı arttırarak toplumsallaştıracaktır. Her birey kendisi kadar toplumundan, komşusundan, arkadaşından, öğretmen ve öğrencilerinden, doktorundan, mühendisinden, bakkalından, kasabından velhasıl toplumsal yaşamı oluşturan tüm insanlardan sorumludur.
Bu seçim sürecinde parti çalışanları doğru ve derinlikli planlamalar yapıp bunları disiplinli bir şekilde hayata geçirmelidir. Örneğin, gidilmeyen köy kalmamalıdır. Gidilmeyen mahalle kalmamalıdır. Tüm gençler, kadınlar, esnaflar, köylüler, emekçiler dinlenmelidir. Bu dinleme eylemi sadece vaatlerde bulunmak için yapılmamalıdır. Toplanmanın siyaseti demokratikleştirmekle bağı tüm topluma kavratılmalıdır. Büyük mitingler kadar küçük toplanmalara önem verilmeli, bu toplanmalarda insani ilişkilerin daha ikna edici olduğu ve daha derinlik kazandığı bilinerek çalışılmaladır.
12 Eylül darbesinin Antep’e verdiği zarara karşı bu seçimlerle iyi bir cevap verilebilir. Tüm sol, sosyalist, demokrat, özgürlükçü kesimler bu gerçeği bilerek seçim sürecine katılmalıdır. Yoksa barajın altında kalan sadece HDP olmayacak, bu yüzyılın tufanında tüm toplum ve insanlık değerleri boğulmaktan kurtulamayacaktır.
Antep’i ve Anteplileri bu kapitalizm tufanında boğulmaktan ancak ve ancak demokratik ulus, demokratik siyaset, demokratik Türkiye diyen HDP gemisi kurtarabilir. Kürdistan devrim yürüyüşüne tereddütsüz başlayan ve Antep’te şehit düşen Türkiyeli devrimci Haki Karer yoldaşın anısına da ancak böyle sahip çıkılır.
DILZAR DÎLOK