AKP iktidarının kentlerdeki yağmasını anlatan en güzel söz, hiç kuşkusuz, “İnşaat ya Resulullah!” Kentsel dönüşüm projeleri, Afet Yasası ve TOKİ gibi gündem başlıkları, bu konunun uzun uzadıya tartışılmasına vesile olmuştu. AKP’nin ortaya çıkardığı “inşaat baronları” da memleketin hem ekonomik hem siyasal hayatının merkezine seyahatlerini çoktan tamamlamış bulunuyor. Antep’te ortaya çıkan son örnek ise, bu sürecin adeta karikatürü.

Çok tanımayanlar için “Antep özeti” geçerek başlayalım...


Antep hakkın rahmetine kavuştu

Antep, 2 milyona yaklaşan nüfusu ve altıncısı kurulan organize sanayi bölgeleri, Suriye’yle komşuluğu ve Kürdistan’a açılan kapı olması itibariyle, kilit önemde bir kent. Kültürler kavşağı olma özelliğiyle çağlar boyunca önemli bir merkez olan kent, cumhuriyet döneminde giderek aşınan kimliğini, AKP döneminde hakkın rahmetine yolcu etti.

Kentin dört bir yanı, doğrudan Erdoğan’a bağlı, bütün denetimlerden azade faaliyetlerini sürdüren Toplu Konut İdaresi (TOKİ) veya özel teşebbüslerce dikilmiş taş yığını apartmanlarla kuşatılmış bugün. Bir zamanlar, sokakları çamur içinde Kürt mahallesi Cinderesi’nin hemen yanına -aman hemen yanına- Merveşehir namlı bir TOKİ dikilmişti; bunlar onu çoktan geçtiler. 


Utanç duvarı!

Tarihleri çoktan yenilip bitirilmiş tarihi evler ticarethaneye dönüşmüş; yoksul mahalleleri ise Suriyelilerin de dahil olmasıyla giderek keşmekeşe mahkum edilmiş. Öyle ki -mesela Yeşilova Kavşağı’ndaki gibi- bazı gecekonduların önüne, “dışarıdan görünmesinler” diye ince bir duvar örülmüş; kentin girişindeki otoyolun yanındaki tepeliğe sıralanmış evler ise -sahiplerinin boyatacak parası olmadığı için- belediye tarafından tek renkle donatılmış!

Ortada bir rant ve etrafında dönen akbabalar ile kenti “marka” yapmak için debelenenlerin “utanç duvarlarıyla” örtmeye çalıştığı giderek büyüyen yoksulluk var.


Kürtlere ‘çok yönlü zor’

Tablonun diğer tarafında ise Kürtler var. En son Kobanê serhildanında ikisi çocuk beş Kürt radikal İslamcıların da dahil olduğu milliyetçi çetelerce katledilmiş fakat kimse hesap vermemişti. Antep’in Kürtleri, örgütsüzlüğe ve dolayısıyla korkuya mahkum edilmeye, “çok yönlü zorla” asimilasyona tabii tutulmaya devam ediliyor.

Bu kısa kent künyesi ardından, mevzubahise geçebiliriz.


Iconova ‘Allah’ diyor!

Kaosun kıyısında bulunan kentin öte yanında, başka bir tantana var. AKP’nin inşaat baronları iş başında! Son projeleri ise, Allah diyen rezidanslar!

Projenin adı: Iconova. Ne olacaktı, tabii ki İngilizce’den aparma!

Antep’in en yüksek binalarını inşa etmeyi vaat ediyorlar. Hatta şöyle tanıtıyorlar evleri: “Yeni eviniz sizi kanatlarıyla yükselterek, alıştığınız manzaranın ötesine taşıyacak, size yepyeni ufuklar açacak!”

Bah hele. Bakarsın, daireler ellerinde patlarsa cenneti de gösterirler!

Evlerde sauna, hamam, buhar banyosu, 3 adet yüzme havuzu, mini golf sahası, çok amaçlı spor sahası, fitness, çocuk oyun alanları, yürüyüş ve bisikler parkuru filan da var. Dibe de vardır kesin, o olmazsa tahareti nasıl konforla halledecek çomarlar?

Bu kadar lüks olur da AVM olmaz mı! Diyor ki proje yürütücüleri, “En seçkin dünya markalarını bulunduran ICONOVA CADDE, tarzınızı yansıtan bir alışveriş keyfi için özgürlüğün kapılarını aralayacak.”


Kendi ‘karmaşalarından’ uzak...

Hepsine eyvallah! Ama şu son cümle, insana dokunuyor: “Sevdiklerinizle birlikte, şehrin karmaşasından uzak, sağlıklı, huzurlu ve aktif bir yaşam sürmeniz için bütün detayları düşündük!” O “karmaşa” dedikleri şey, büyüyen yoksulluk, Suriyeli göçü, halkların düşmanlaşması gibi sebeplerle oluşuyor. Ve “karmaşaya” sebep olan ne varsa, bir daireye en azından 850 bin lira verebilecek kadar semirtilmiş bu “çomarların” elinden çıkıyor!

Onların burnunun direği kırılıyor, yarattıkları pis koku karşısında. Şehirden kaçıp, kendilerine korunaklı bir barınak inşa etmeden yapamıyorlar!

Ama yoook, olur mu öyle, ne yapıyorlarsa Allah için, din için, can çekişen millet için yapıyorlar! Bakın işte efendim, o koca rezidanslar, “Allah” yazıyor!

Antep’i yağmalamak, yoksulluğu büyütmek, Suriye’deki savaşa odun taşıyarak ateşi harlamak, insanların kanına girmek mi?

Ne alakası var mübarek! Baksana, “Allah” yazıyor binalarımız!


OSMAN OÐUZ/HABER MERKEZİ