
Görünen o ki AKP, “çıraklık, kalfalık ve ustalık” döneminin ardından, ne olduysa oldu, “ergenlik” dönemine girdi. Anlattıklarına bakılırsa, söyledikleri ciddiye alınmadıkça ayaklarını yerlere vuruyor, kapıları çarpıp çıkıyor, yüzlerini yastığa gömüp “Git başımdan” diyorlar.
Mesela Rusya meselesi... Türkiye uçak düşürdü, Rusya’nın iki pilotu yaşamını yitirdi. Rusya, konuşmakla yetinmedi; öyle bir yanıt verdi ki, Türkiye turizmi, ekonomisi büyük darbe yedi, Türk uçakları Suriye semalarına veda etmek zorunda kaldı. Putin reyizin şakası yoktu.
Peki Türkiye ne yaptı?
Önce, “Rusya doğalgazı keserse ne yaparız” diye Erzurumlu vatandaşlara soruldu ve milli irade beyan edildi: TEZEG YAXARIH.
Sonra Milliyet’i, Hürriyet’i, Sabah’ı haberleri ardı ardına dizdi: TÜİK’TEN SEVİNDİREN AÇIKLAMA: RUSYA’NIN YAPTIRIMLARI VATANDAŞA YARADI, DOMATES ARTIK DAHA UCUZ.
Bir sonraki diplomatik önlem ve politik hamlenin söz yazarı ise bir distopik romancı heralde: DEAŞ-PKK-PYD-DHKPC-RUSYA KONSORSİYUMU.
Geçenlerde AKP’nin sızdıran yazarlarından Abdulkadir Selvi de bi’ yazı döşedi. Okuyan, Kurtlar Vadisi-Moskova çekilmiş de, Abdül görevden göreve koşuyor sanar. Son paragrafı söylesem, yeter: “Tuzaklayı payçalayacayız. Çünkü buyanın adı Tüykiye Cumhuyiyeti. Demiyel’in dediği gibi, ‘Tüykiye büyük bi devletin adıdıy. Onu anlayacaklay, ya da anlatacayız.”
Muhtarları mütemadiyen toplayıp tüm dünyayı şikayet eden TC Şefi Erdoğan ise, son toplantıda küskünlüğü bayaa belli etmiş. Omuz silkiyor, saçını şöyle bir savuruyor ve konuşuyor: “Rusya iki tane pilota Türkiye gibi bir dostunu kaybetti.”
Eh, imam böyle söyler de, cemaat çıtayı yükseltmez mi? Dün de diğer bir sızdıran yazar İbrahim Karagül, uzuun uzuun analiz edip “Haçlıları” teşhir ettikten sonra, belli ki gururla göğsü kabararak yazıvermiş: “Artık Batı için bir Türkiye tehlikesi vardır ve bu Osmanlı tehlikesi ile eş anlamlı kullanılmaktadır... Dikkatli bakınca müthiş bir gücün yükselişi görüntüsünü vermektedir. Türkiye, bir tür Haçlı saldırıları tehdidi altındadır.”
Tam burada, şöyle kısaca Twitter’a bakayım dedim, bir de ne göreyim: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da ayaklarını paspasa vuruyor. Demiş ki, “PYD Amerika’yı da sattı, gitti Moskova’da ofis açtı, ofisinde Öcalan’ın posteri var.”
Yaaa... Biliyor musun Berke, Cansu senin arkandan neler yapıyor! Geçenlerde Bora’yla yürürken gördüm.
Nerden baksan, patolojik vaka var ortada. Ergenler, biliyorsunuz, bir miktar da acımasız olur. Hem hiçbir halt yapamayıp hem de kendini öyle göstermeye çalışanlara, “hem dersini bilmeyip hem de herkesten şişman olanlara”, aralarında “loser” ya da Türkçe’yle “ezik” derler. E bizim ehven, üçüncü kalite egemenlerimiz de Ortadoğu’nun loser’ı değil mi işte?
erdem-aydin@gmx.de