
Belçika'nın başkenti Brüksel'de bulunan Avrupa Parlamentosu (AP), 12. kez Uluslararası Kürt Konferansı'na ev sahipliği yaptı.
Kuzey Kürdistan'a işgal saldırılarının gündeme geldiği konferansta, öz yönetim direnişleriyle gündeme gelen Kürtlere statü talebinin yeni anayasada tanınması istendi. Türkiye'ye "Muhatap PKK'dir. PKK ile barış yapmak zorundasınız" çağrısında bulunuldu.
"Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler, Eski Krizler, Yeni Çözümler" başlığı altında düzenlenen konferansın ilk günü oturumlarına AB Türkiye Sivil Komisyonu (EUTCC) Başkanı Kariane Westrheim, AP Sol Grup Başkanı Gabi Zimmer, HDP Eşbaşkanı Selehattin Demirtaş, gazeteci yazar Cengiz Çandar, KONDA Yönetim Kurulu Başkanı ve Radikal Gazatesi Yazarı Tarhan Erdem, Nobel Ödüllü Dr. Şirin Ebadi başta olmak üzere çok sayıda akademisyen, yazar, AP parti temsilcileri ve Kürdistan'ın 4 parçasından siyasetçi katıldı.
Türkiye'ye DAİŞ eleştirisi
Konferans, EUTCC Başkanı Kariane Westrheim, AP Sol Grup Başkanı Gabi Zimmer'in açılış konuşması ile başladı. Kürtler için umut ve umutsuzluğun iç içe geçtiği bir dönem olduğunu söyleyen Westrheim, "2015 ilk baharında Kürtler ve Türkler arasındaki barış görüşmeleri kesildi. Seçimlerde HDP yüzde 10'luk barajı aşarak Meclis'e girdi. Şu anda yaşanan savaş ortamında ise insanların su, gıda, ihtiyaçları neredeyse hiç karşılanmıyor. Bütün bunlar, Kürt sorunun çözülmemesinden kaynaklanıyor" dedi. Türkiye'nin DAİŞ gibi örgütler ile arasına mesafe koyması gerektiğini de vurgulayan Westrheim, AB ve ABD'nin çözüm için PKK'nin anahtar rol oynayan bir aktör olduğunu kabul etmesini ve 'terör örgütleri listesi'nden çıkarmasını istedi. Westrheim "Öcalan'ın sağlık ve güvenliği sağlanmalıdır" dedi.
AP heyeti Kürdistan'a gidecek
AP Sol Grup Başkanı Gabi Zimmer de konferansın AB'nin kendi değerlerini hayata geçirmesi konusunda beklentili olduğunu söyledi. Zimmer, ortada bir insani felaket yaşanmasına rağmen, Avrupa cephesindeki sessizliği eleştirerek, önümüzdeki günlerde AP'den bir heyetin de Kürdistan'a gönderileceğini söyledi.
Horta: Kürtleri hayranlıkla izliyoruz
Nobel Barış Ödülü Sahibi ve Doğu Timor eski Cumhurbaşkanı Jose Ramos Horta konuşmasında neden konferansa katıldığını şu çümlelerle ifade etti: "Hiç Kürdistan'a gitmedim, Türkiye'ye de gitmedim. Kürdistan ile ilgili ilk eğitimimi de Avrupalı bir kadın olan Danielle Mitterrand'dan aldım. Kürt halkının mücadelesini büyük bir hayranlıkla izliyorum. Suriye ve İran'da savaşan kadınlar, olağanüstü savaşçılar. Bana Stalingrad'ı savunan kadın devrimcileri, Vietnam'ı Fransız ve ABD işgaline karşı savaşan Vietnamlı kadınları anımsatıyor. Bir halkın inkar edilmesinin en uzun örneği Kürtlerdir." Erdoğan’ın yönettiği ülkenin büyüklüğünü göstermesi gerektiğini söyleyen Horta, "Umarım bizim yakaladığımız ilişki düzeyini, Kürtler ve Türkler de yakalar" dedi.
Ebadi: Kürtlerin haklarına saygı gösterin
Nobel Barış Ödülü sahibi Dr. Şirin Ebadi de, kültürel çeşitliliğin kültürel gelişimi de yarattığının altını çizerek, "Her hükümetin de bu çeşitliliği koruması ve desteklemek gibi bir görevi vardır. Bu görevini yerine getirmeyen bir ülke de demokratik bir ülke olamaz" diye konuştu. Ebadi, Kürt halkının savaş içindeki durumunun ise çok ciddi olduğunu belirterek, Türk devletinin Kürt halkının kültürel haklarına saygı göstermesi gerektiğini de kaydetti. İran hükümetinin de Kürtlere yönelik ayrımcılığın sorumlusu olduğunun altını çzien Ebadi, "Bana Nobel barış ödülü verildiğinde ödülü alan kişinin istediği müzik grubunu seçme hakkı vardı, benim de alternatifim çoktu ama ben Kürt bir müzik grubunu seçtim" diye konuştu.
Barış için 3 temel talep
HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana da gelinen aşamada toplumları yöneten siyasi aktörlerin payı ve sorumluluğunun küçümsenemeyecek derecede olduğunu söyledi. Toplumun tüm kesimlerin çıkarlarını savunacak siyasetçilere ihtiyaç olduğunu belirtti. Zana devamla çatışmalı sürecin sona ermesi ve kalıcı barış için 3 talep sıraladı. Bunlar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve sağlıklı bir iletişim kanalının kurulması, yeni anayasada Kürtlerin statüsünün tanınması ve Türkiye'nin Rojava'ya karşı düşmanca tutumundan vazgeçmesi.
Kürtlersiz Cenevre olmaz
Konferansın "Türkiye'de modelden soruna" konulu oturumunda konuşan ABD eski Büyükelçisi Peter Galbraith da, Suriye'de özellikle de Rojava'da önemli bir çalışma yürütüldüğünü belirtti. Galbraith "Suriye'de bir çözüm bulunmalı. Bu kesinlikle bir askeri çözüm olamaz. Cuma günü Cenevre'de yapılacak konferansa herkes katılmalı. Kürtler bu sürecin dışına itilemez. Kürtlersiz bir çözüm olamaz da. Üstelik bunu en çok Kürtler hak ediyor" ifadesini kullandı. Konuşmasında Türkiye'ye de seslenen Galbraith, "İster beğenin isterseniz beğenmeyin PKK güçlü bir harekettir. Barış istiyorsanız PKK ile barış yapmak zorundasınız. Barış isteyen güçlü bir hareketiniz var. Bu işinizi kolaylaştırır" diye konuştu.
Çandar: Türkiye Kürtlere felaket yağdırıyor
Gazeteci Cengiz Çandar da Türkiye'nin büyük bir felaket ile karşı karşıya olduğunu belirterek, "Ülkem için kaygılıyım. Türkiye de Kürt halkı üzerine bir felaket yağıyor. Türkiye'de hiçbir zaman şehirler bombalanmadı, sokaklara çıkma yasağı, cenazelerin kaldırılamadığı küçük bedenlerin buzdolabında saklandığı, şehirlerin harabeye çevrildiği bir durum yaşanmadı. Bir akıl tutulmasıyla karşı karşıyayız" dedi. Türk Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun 'PYD'yi Cenevre'de istemiyoruz' sözlerini Çandar, "Davutoğlu'nun istemediği bu insanlar Kobanê'de DAİŞ'e karşı savaşan kahramanlardır" şeklinde değerlendirdi.
Prof. David Romano da Türkiye'de yaşananların 1980'li yılları anımsattığını söyledi. Romano, Türkiye'de cezaevindeki gazetecileri, medya ve sosyal medyadaki sansürü, infazları, Kürdistan'daki askeri saldırganlığı örnek olarak gösterdi.
Breau: Silahlı mücadele zorunluluk
Kürt halkının varlığını korumak için savaşmak zorunda kaldığını belirten Prof. Susan Breau da, "Kürt halkı insanlık suçlarına karşı kendilerini savundukları için terörizm ile itham ediliyor. Onun için terörizm tanımının değişmesi gerekiyor. PKK ve peşmergeler DAİŞ'e karşı savaşan gruplardır. İnsanlık dışı güçlerle savaşan tek güç Kürtlerdir" dedi.
AP Kıbrıs Milletvekili Takis Hadjigeorgoui da Şubat ayı başında AP'den bir heyetle Kürdistan'a gideceğini söyledi ve "Kürt sorununun çözümü PKK'siz olmaz" diye ekledi.
Demirtaş: Kriterler AB'nin değil, insanlığındır
Konferansın konuşmacıları arasında HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da vardı. "Sykes-Picot'un yüzüncü yılı dolmak üzere. Yüzyıl boyunca dünya, bölge değişti, demokrasi, devlet yönetim biçimleri değişti. Dünya bu kadar değişirken, Türkiye değişmedi" diyen Demirtaş, değişime direnen Türkiye'nin kriz yaşadığını vurguladı. "Kürtler, Türkleri düşman olarak görmüyor. Peki, neden Türkler Kürtleri tehdit olarak görüyor" diyen Demirtaş, "Çünkü statükocu bir zihniyete sahipler. Ana muhalefetin, yönetim kadrosunun kendisini gözden geçirmesi lazım. Dünya değişiyor ve Türkiye bunun dışında kaldıkça fatura daha ağır oluyor" dedi.
Demirtaş, Türkiye'nin PYD’ye gösterdiği tepkiyi ve Cenevre’ye katılmasını engelleme çabalarını akıl tutulması olarak değerlendirdi. Cizre’deki durumu da aktaran Demirtaş, "Oysa biz AB’ye üyelik sürecini yaşayan bir Türkiye’den bahsediyoruz. Bu aynı zamanda AB’nin kriterlerinden bahsediyoruz. Bu kriterler AB’nin değil, insanlığın kriterleri, insanlığın ortak yarattığı değerlerin kriterleridir" dedi.
Dün öğle saatlerinde bugünkü oturumlarla sona erecek.
ANF/BRÜKSEL