'Kendimi Kuzey Kore Meclisi'nde sandım. Bu kadar şakşakçıyı bu meclise kim soktu..?’ 

Bu sözler, Norveç Sosyalist Parti (SOC) Milletvekili Lise Christoffersen'e ait. Şakşakçı dediği de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Bahar Oturumu'nda konuşan Türk Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun kendisini alkışlatmak için içeri soktuğu 150 Aktroll!

Üstelik Ahmet Davutoğlu'nun bu organizasyonunu garip bulan tek kişi o da değil. AB Konseyi kulislerinde salı günü bu konunun gündeme geldiği, hatta bazı konsey üyelerinin, milletvekillere ayrılan sıralara yetkisi olmayan kişilerin oturtulması, Davutoğlu'nu bu sıralardan alkışlamasının konsey yönetmenliğine ters olduğu gerekçesiyle soruşturma için başvuru yapmaları bile bekleniyor.

Türk hükümetinin uzun süre bu oturuma hazırlandığı, daha bir gün önce Avrupa Konseyi binasında her adımda bir AKP’li ile karşılaşmamızdan belliydi. 

Bu hazırlıkların ne kadar detaylı olduğu Davutoğlu konuşmaya başlayınca ortaya çıktı. Zira oturuma 15 dakika gecikmeyle gelen Davutoğlu, normal olarak yarım saati konuşma, yarım saati de soru cevap olan oturumda tam 50 dakika konuştu. 

Bu manevrayla Davutoğlu bir saatlik oturumda zamanı tümüyle kullanarak gelebilecek soruların önüne geçmeyi amaçladı. 

Davutoğlu'nun konuşma süresinin üstüne çıkmasına müdahale etmeyen oturum Başkanı Pedro Agramunt, konsey üyelerinden gelebilecek tepkilerin önüne geçmek için normal olan bir saatlik sürenin üstüne çıkarak, her gruptan bir kişinin soru sormasına izin verdi.


Gruplar öfkeli, soruşturma açılacak

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nde ilk defa yaşanan bu durum, Meclis'teki bütün grupların tepkisini çekti. Şikayetlerin kısa süre içinde yeniden gündeme gelmesi ve tartışılması bekleniyor. 

Şu üç noktanın yakın bir zamanda Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin gündemine gelmesine kesin gözüyle bakılıyor:

* Bu oturumlar, ülke temsilcilerinin sadece kendi ülkelerinin propagandalarını yapmaları için düzenlenmiyor. Aksine daha çok konsey üyelerinin sorularını yanıltmaları için oluşturulmuş bir platform. Davutoğlu, platformu sırf kendi propagandası için kullanarak saygısızlık yapmıştır. Bu saygısızlıktan oturum başkanı da sorumludur. 

* İkinci tartışılan konu ise Parlamenter Meclisi'nin, Sosyalist Grup üyesi Andreas Schieder'in deyimiyle futbol karşılaşmasına dönüştürülmesiydi. Türk ekibi içeriye 150 kişi sokmuştu. Bunlardan bazıları yasak olmasına karşın milletvekillerine ayrılan yerlere oturtuldu. Davutoğlu'nun konuşması boyunca da sürekli alkış tuttular. 

* Bir diğer tartışma noktası da Davutoğlu’nun konuşmasının içeriğiydi. Sorulara cevap verme yükümlülüğü olan Davutoğlu, bunun yerine Avrupa'yı tehdit edip, bazı üyelere hakaret etti. 


Parlamenterler ne dedi?

Konu ile parlemento üyelerinden bazılarının görüşleri şöyle:

Norveç Sosyalist Parti Milletvekili Lise Christoffersen: "Kendimi Kuzey Kore meclisinde sandım. Böyle bir mecliste tek kişinin bu kadar alkışlanması garip. Bu mutlaka soruşturulmalı."

AK Parlamenter Meclisi Sol Grup üyesi Andreas Schieder: 

"Bence Davutoğlu, demokrasi ve futbolu birbirine karıştırıyor. Burayı futbol maçına çevirdi. Kesinlikle ülkesine iyilik yapmadı. Konuşması bütün gruplarda öfkeye yol açtı. Parlamentoya büyük saygısızlık yaptı. Sürenin hepsini kullanarak, gelebilecek sorulardan kaçınmaya çalıştı. Bir saat boyunca hamaset yaptı. Mesela, ‘dünyada insanlık mahkemesi yapılırsa sınavı geçebilecek tek ülke Türkiye'dir’ gibi gayri ciddi ve komik şeyler söyledi.“


PYD ve PKK'nin DAİŞ'le kıyaslaması kabul edilemez

Sol Grup üyesi Annette Groth: "Doğruyu söylemek gerekirse şok oldum. Duyduğuma göre bu zaten Avrupa kurallarına da karşı bir şeydi. Oturum Başkanı Argamunt, Davutoğlu'nu durdurup sorulara geçmesi gerektiğini hatırlatması gerekiyordu. Geri kalan sürede, birçok kişi soru sormak istiyordu. Ama hiçbirine sıra gelmedi. Beni ama en az bunun kadar kızdıran başka bir şey de Davutoğlu'nun birkaç kez tekrar ettiği "PKK, PYD ve DAİŞ aynıdır" söylemi. Davutoğlu yine devamında söylediği bu tırnak içinde 'terörist' gruplarının hepsinin aynı kaynaktan finanse edildikleri ifadesiydi. Bu söylemi kesinlikle çok tehlikeli buluyorum. Bununla Davutoğlu DAİŞ'i, PKK ve PYD ile eşleştirerek marjinalleştirmek istiyor. Şimdi halen aynı mı bilmiyorum ama AKP'nin DAİŞ'i desteklediğini biliyoruz. PKK'yi DAİŞ ile eşit tutmasını kesinlike kabul edilemez görüyorum. Yine Yunan bir milletvekili arkadaştan duyduğuma göre Türk vatandaşı bazı kişiler, hiç hakları olmadıkları halde aşağıda milletvekilerinin yanında oturmuş. Kendime soruyorum, biz burada hep bu kadar ağır kontrollerden geçerken nasıl oluyor da bu kişiler böyle rahat oraya gidip oturabiliyorlar."