
Geçtiğimiz hafta HDP'li milletvekillerinin temasları üzerine önceki akşam "acil" olarak toplanan Avrupa Parlamentosu'nda AKP'nin yönetimdeki Türk devletinin katliamları ele alındı. Oturumda konuşan parlamenterler, Türk devletinin Kürtlere yönelik katliamlara başvurduğunu çeşitli örneklerle anlattı. Muhafazakar Grup üyesi Mark Demesmaeker'in "Erdoğan ve AKP Kürtlere savaş açtı. Biz de buna karşı sessiz kalıyoruz. Ben bu durumdan utanıyorum, çünkü AB Kürt vatandaşları savunmuyor, desteklemiyor" şeklinde tepki gösterdi. Avrupa Birliği Genişlemeden Sorumlu Komiser Johannes Hahn da Kürdistan'daki durumu yakından talep ettiklerini belirttikten sonra çift taraflı ateşkes ve barış görüşmelerine başlanması çağrısı yaptı.
Oturumdaki ilk konuşmacı, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn'dı. Kuzey Kürdistan'daki durumun endişe verici olduğunu söyleyen Hahn, gelişmeleri yakında takip ettiklerini belirtti. Bölgedeki sorunların ortaklaşılarak çözülebileceğini de vurgulayan Hahn, "DAİŞ'e karşı da ancak öyle zafer elde edebiliriz. Ülkenin güneydoğusundaki durumun da bunu etkilememesi gerekiyor. Ateşkes talebinde bulunuyoruz ve barış görüşmelerinin yeniden başlamasını istiyoruz. Ocak ayındaki görüşmelerimiz de bunu yeniden dillendirmek için iyi bir fırsat. Barış görüşmelerinin yeniden başlaması yaşanan soruna en iyi çözüm yöntemidir. PKK'de Türkiye'ye saldırılarını durdurmalı ve diyalog sürecine geri dönmeli" dedi.
'PKK değil, Kürt halkı hedef alınıyor'
Hıristiyan Demokrat Grubu adına söz alan milletvekili Renata Sommer de, olağanüstü hal uygulamalarının haftalardır sürdüğüne dikkat çekerek, "Türk devlet güçleri ağır silahlarla sivillere saldırıyor. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar yaşamını yitirdi. Hareket eden herşeye ateş ediliyor, insanların hareket etmesi mümkün değil. Bu da 17 Kürt ilçesinde yoğun şekilde sürüyor. Telefon, internet yok, gıda ve su ihtiyacı bile karşılanmıyor. İnsanlar kendi topraklarını terk etmek istiyor, bir milyon kişi etkileniyor ve 250 bin kişi evlerini terk etti. PKK'ye karşı mücadele adı altında Kürt halkı hedef alınıyor. Bu bölge savaş bölgesi durumuna geldi. Böyle sessiz kalmamız kabul edilemez" dedi.
AP Türkiye Raportörü Kati Piri de Kürdistan'daki durumun endişe verici bir duruma geldiğini söyledi. Silopi, Cizre'de yaşayan insanların evlerini terk etmek zorunda kaldığını vurgulayan Piri, "2 yüzbinden fazla insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. PKK milisleri ile devlet güçleri arasında çatışmalar sürüyor. Bu sivil toplumu çok ciddi etkiliyor. İnsanlar evlerini terk edemiyor. Güvenlik güçleri, bölge halkını küçük düşürüyor. Yaşlı, kadın ve çocuk kaybı çok yoğun. Nasıl 16 yaşındaki çocuk kan kaybından yaşamını yitiriyor" diye konuştu.
'Bölgenin tek gururlu halkı Kürtler'
Muhafazakar Grup adına söz alan Mark Demesmaeker de Türkiye'nin Kürdistan'ı bir savaş bölgesi yaptığını söyledi. Kürdistan'ın kan gölüne döndüğünü vurgulayan Demesmaeker, savaşın bütün Kürt köylerine yayıldığını, semtlerin yerle bir edildiğini, cesetlerin sokaklarda bekletildiğini vurguladı. Bunun da Erdoğan ve partisinin hakimiyet politikasının sonucu olduğunu kaydeden Demesmaeker, Erdoğan ve AKP'nin DAİŞ'e karşı mücadele etmediğini, Kürtlere savaş açtığını söyledi. "Biz de buna karşı sessiz kalıyoruz. Ben bu durumdan utanıyorum, çünkü AB Kürt vatandaşları savunmuyor, desteklemiyor. Bundan dolayı utanıyorum. Kürt halkı bölgenin tek gururlu halkı ve bizimle DAİŞ'e karşı mücadelede tek ittifak gücümüz" diyen Demesmaeker, AB Komisyonu'nun ne yapacağını da sordu.
Liberal Grup adına söz alan Alexander Graf Lambsdorff ise Türk devletinin barış görüşmelerini kesmek için kolladığı fırsatın iki polisin öldürülmesiyle ortaya çıktığını belirtti. Çatışmaların yeniden başlaması, 7 Haziran seçimlerinde kaybettiği oy oranını, 1 Kasım seçimlerinde kazanmak için ortaya çıkan bu fırsatın Türkiye tarafından iyi değerlendirildiğini de belirten Lambsdorff, Kürt sorununun tek çözüm yönteminin siyasi olduğunu da sözlerine ekledi. Ankara'nın Kürt halkının otonomi talebine karşı çıkmak için hiçbir gerekçesinin olmadığını da belirtti.
Sarıyıldız'ın mesajını okudu
Sol Grup adına konuşan Takis Hadjigeorgiou da "AP Karma Parlamenterler Meclis toplantısından geliyorum. Komisyon başkanı yaşananların tek sorumlusunun PKK olduğunu söyledi. Yarım milyon insanın evinden çıkmasının yasaklanmasına gerekçe olarak da herkesin PKK'li olduğunu gösterdi. Az önce HDP'li bir milletvekilinden mesaj aldım. Tanklarla çevrili bir evde mahsur kalan milletvekili 'belki de bu benim en son telefon konuşmamdır' dedi" diye konuştu.
Erdoğan ve mafya tehdit ediyor
Yeşiller Grubu Eşbaşkan Yardımcısı Ska Keller de Türkiye'nin genelinde şu anda çatışmalı bir ortam olduğunu belirterek, barış isteyen akademisyenlere yönelik linç kampanyalarına dikkat çekti. Akademisyenler Erdoğan ve mafya lideri Sedat Peker tarafından tehdit edildiğini hatırlatan Keller, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin ağır işlemesini Erdoğan'ın iç siyaset aracı olarak kullandığını da vurguladı.
Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı Knut Fleckenstein, Türkiye ile yanlış müzakere başlıklarını açtıklarını belirtirken, Charles Tannock da Türkiye'nin şu anda ilk hedefinin Kürt halkının zarar görmesi olduğunu söyledi.
'Sivillerin ölümüne göz yumamayız'
Liberal Grup'tan söz alan Marietje Schaake, göçmen krizinde Türkiye ile anlaşmaya varılmasından kaynaklı, şu anda Kürdistan'da yaşanan gelişmelere sessiz kalınmasını eleştirdi. Schaake, "Dikkatli olmalıyız, 'terörizme' karşı mücadele adı altında Türkiye'deki sivillerin ölümüne göz yumamayız" dedi.
Vergirat: 5 yaşında terörist mi olur?
AP Kürt Dostluk Grubu Başkanı Fransız Milletvekili Marie -Christine Vergiat da Türk devletinin bölgeyi savaş bölgesi haline getirdiğini söyleyerek, "Saldırılar HDP'li vekillere yöneliyor, gazeteciler, sendikacılar, akademisyenlere yöneliyor. Terörizme karşı mücadele adı altında sivillere yönelim var. Çok sayıda kadın ve çocuklar yaşamını yitirdi. 5 yaşındaki terörist, kiminle dalga geçiyoruz. Bu konuda AB tek yanlı bakış açısından vaz geçmeli. Türk hükümetini barış görüşmelerini yeniden başlatmaya davet etmeli. Acil bir şekilde resmi bir heyetin organize edilmeli" dedi.
Marias: Türkiye işgalci konumunda
Muhazakar Grup üyesi Notis Marias "AB Kürt halkına yönelik Türk ordusu tarafından yapılan hak ihlallerine gözlerini kapatmamalı. Yüz binlerce Kürt kendi topraklarını terk etmek zorunda kaldı. HDP'li vekillere davalar açılıyor. Uluslararası haklar ihlal ediliyor ve AB sessiz. Türkiye AB üyesi bir ülkenin yüzde 35'lik toprağını işgal etmiş durumda" dedi.
AB Kürtlerin ölümüne sesiz
Mültecilerin durumunun kendisini etkilediğini söyleyen milletvekili Yeşiller ve Sol Grup üyesi Josu Juaristi Abaunz da, AB üyesi ülkelerin ve Türkiye'nin mültecilerin yaşadığı dramı araçsallaştırdığını belirtti. Türk devletinin yüzlerce sivil Kürdü katlettiğini vurgulayan Abaunz, AB'nin de buna kulaklarını kapattığını belirtti. AB'nin Kürt halkını kaderine terk ettiğini de belirten Abaunz, saldırıların kabul edilemez olduğunu da sözlerine ekledi.
Yeşiller ve Sol Grup adına Barbara Spinelli de "Akademisyenlerin çağrısı var. Ben de imzalıyorum. Kürt halkı, planlı ve bilinçli bir katliamdan geçiriliyor" ifadelerini kullandı.
AP Sosyaldemokratlar Grubu'ndan Miltiadis Kyrkos ise şöyle konuştu: "Bu duruma göz yumarak, AB ülkeleri kendi değerlerine ters düşüyor. Türkiye'ye ekonomik ve politik baskı yapılması gerekiyor."
Javi Lopez ise Türkiye'de şiddetin yıllardır durmadığını, dönem dönem ara verildiğini belirtti. Ancak Kürt halkına yönelik toplu bir cezalandırma politikasının yürürlükte olduğunu da söyleyen Lopez, "Biz ateşkes talebinde bulunmalıyız, kesilen barış görüşmelerine yeniden dönülmesi çağrısında bulunmalıyız" dedi.
Milletvekillerinin görüş bildirmesi ardından yeniden söz alan AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn, Türkiye'nin üyelik müzakereleri konusunda ısrarcı olmak gerektiğini söyledi.
ANF/STRASBOURG
Kürtler önemli bir dostunu kaybetti
Siyaset bilimci ve Almanya’nın önde gelen barış savunucularından Prof. Dr. Andreas Buro hayatını kaybetti.
1928 Berlin doğumlu Buro, Kürtlere yapılan acımasız baskıya ve imha politikasına karşı Kürtlerin temel haklarının tanınması için çalıştı. Diaolog-Kreis üyeleri Luise Schatz, Dr. Gisela Penteker, Jürgen Neitzert ve Memo Şahin, Andreas Buro’nun vefatından sonra bir açıklama paylaştı.
Almanya Barış Hareketi’nin etkili isimlerinden olan Buro hakkında açıklamada, “Almanya’nın Türkiye ile kurduğu yanlış dostluğu her daim eleştirmiştir” ifadesi yer aldı
Açıklamda Buro’nun 1995’teki sözleri hatılatıldı: “Türkiye ile dostluk, bu tarihsel durumda, tüm ulus, din ve dili kabul ederek, ortak yaşam nasıl inşa edilir? Bu tartışılması gereken bir konu. Aklın galip gelebilmesi, yüz yıllardır Türk ve Kürt halkının arasında barış köprüsünün daha fazla yıkılmaması, halkın barış isteğini güçlendirmek için hepiniz yardım edin.”
Açıklamada, Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde uluslararası politika konusunda eğitim görevlisi olan barış aktivisti Andreas Buro’nun 1980’lerden bu yana Avrupa’dan Asya’ya, Asya’dan Afrika’ya kadar hiç yorulmadan tüm halklar için barış sesini yükselttiği belirtildi. Buro, Aachener Friedenspreis ve Göttinger Friedenspreis gibi barış ödüllerini aldı ve aynı zamanda Temel Haklar ve Demokrasi Komitesi kuruyucularından ve Dialogkreis koordinatörüydü.
HABER MERKEZİ
‘Erdoğan Yargılansın Kampanyası’ sürüyor
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi'nin (SYKP), 'Erdoğan Yargılansın' adıyla başlattığı kampanya sürüyor.
Kampanyanın gerekçelerinde, Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kürt halkına karşı kirli bir savaş yürüttüğü, başta Aleviler olmak üzere Sünni Müslüman olmayan inanç ve inançsızlara karşı nefret suçu işlediği, Suriye ve Irak başta olmak üzere bölge devlet ve halklarına karşı düşmanca politikalar yürüttüğü, DAİŞ ve diğer Selefi terör örgütlerini her alanda desteklediği, kadına yönelik şiddet, cinayet baskı ve tahakkümü arttırdığı, Türk kimliği dışındaki diğer bütün kimliklerin kendi dil ve kültürleriyle varolma hakkını tanımadığı, LGBTİ'leri dışladığı, işçi hayatını hiçe saydığı maddeler halinde sıralanıyor. Avrupa ülkelerinde yapılacak olan kampanya 3 talep üzerinde somutlaşıyor:
* Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan DAİŞ terör örgütleriyle ilişkisi ve başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye ve Ortadoğu halklarına karşı işlediği insan hakları ihlalleri ve savaş suçları incelenerek Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanmalı,
* AB ülkeleri kaçan mültecilerin Türkiye'de tutulması talebi nedeniyle Erdoğan'ın suçlarına göz yummaktan vazgeçmeli,
* Hükümetler ve parlamentolar AKP ve Erdoğanı işlediği insanlık suçlarından dolayı kınamalı ve kamuoyuna duyurmalıdır.
Kampanya kapsamında bir yandan imza toplanırken bir yandan da panel, toplantı, basın kuruluşlarını bilgilendirme, diplomasi çalışmaları gibi faaliyetler yapılacak.
HABER MERKEZİ