Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda Hesekê‘de DAİŞ çetelerinin katliamına maruz kalan Asuri-Süryanilerin durumu ele alındı. Toplantı sonunda yayınlanan bildiride, DAİŞ ve benzeri insanlık suçu işleyen çetelere karşı mücadele eden YPG ve Süryani Askeri Meclisi dahil demokratik güçler ile işbirliği yapılacağı söylenirken, Türkiye’ye de DAİŞ’e karşı mücadelede pozitif rol oynama çağrısında bulundu. 

AP, DAİŞ ve benzeri insanlık suçu işleyen çetelere karşı verdikleri mücadeleden dolayı YPG ile birlikte hareket eden Asuri-Süryani savaşçıları kutladı. YPG’yi özellikle Kobanê’de DAİŞ işgalcilerine karşı gösterdiği büyük direniş ve başarılarından dolayı tebrik etti. AP, Süryani Askeri Konseyi, Kobanê’nin kurtuluşunda oynadığı rol ile YPG, Federe Kürdistan Yönetimi, insan hakları ve demokrasiye bağlılık gösteren, kendi kendini yöneten bölgesel ve yerel güçler ile işbirliği yapacağını da söyledi. Bu gruba Pêşmerge güçlerini de ekledi.


Rojava desteklenmeli

AP Genel Kurulu’nda önceki gün yoğun bir tartışmadan sonra ezici oy çoğunluğu ile alınan kararda; insan hakları ve demokrasi normlarına uygun davranma ilkesini benimsemiş, Güney Kürdistan Hükümeti dahil Rojava’daki idari ve asayiş güçlerinin azınlık inanç ve topluluklara bu değerler kapsamında sahip çıkmalarının önemine vurgu yapıldı. Rojava’nın, evrensel insan haklarını ve azınlıkları sahiplenmeyi benimsediği, bölgede ve yerelde yükselmekte olan güç olduğu belirtildi. Yine Rojava ve Güney Kürdistan Hükümeti’nin AB, BM ve üye devletler tarafından daha fazla desteklemesi gerektiği ifade edildi.


BM ve AB harekete geçmeli

Kararda, genel olarak Ortadoğu’da ve Suriye ile Irak’ta Hıristiyanlar, Êzîdîler ve diğer inanç ve halklara yönelik sistematik bir baskı ve yok etme politikası uygulandığına dikkat çekildi. Bu kesimlerin karşı karşıya oldukları tehlike için AB ve üye devletler başta olmak üzere BM’nin de tedbir alması için çağrı yapıldı. Kararda, bölgede Hıristiyanların sayısının hızla eksildiğine dikkat çekilerek Uluslararası Koalisyon, BM ve AB’nin bunun önüne geçmesi istendi.


UCM rolünü oynamalı

Başta DAİŞ olmak üzere Selefist-Vahabist yapıların rehin alma, insan kaçırma, kelle kesme, toplu katliamlar yapma uygulamalarının savaş suçu dahil insanlığa karşı suç oluşturduğu, hatta bu grupların yer yer soykırım suçuna bulaştıkları vurgulanan kararda, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve uluslararası kurumların harekete geçmesi istendi.


Türkiye’ye çağrı

Kararda, Suudi Arabistan ve Katar gibi devletlerin terörizmi desteklemekten vazgeçmesi gerektiği belirtilirken, Türkiye’ye de DAİŞ ve benzeri güçlere karşı mücedelede pozitif bir rol oynama çağrısı yapıldı. Bu konuda AB üye devletlerin ve NATO’nun gerekli mesajı ilgili kesimlere iletmesi de kararda yer aldı.


Yardımlar doğrudan yapılmalı

AB başta olmak üzere uluslararası güçlerin Suriye, Irak ve bölge devletlerinde mağdur durumda olanlara yapılması öngörülen yardımların doğrudan ve direkt yapılmasının yollarının mutlaka bulunması gerektiği, aksi takdirde çok zor durumda olanların bu insani yardımlardan yararlanamadığına değinildi.

Kararda, DAİŞ’in bazı medeniyetlerden insanlığa miras kalan kültürel ve arkeolojik değerlere saldırdığı ve bunları imha etmeye giriştiğine de işaret edilirken, Irak ve Suriye’de DAİŞ ve benzeri güçlerin yüzlerce kilise ve farklı inançlardan ibadet yerlerini imha ettiği ve bunun önlenmesi için gerekli her türlü tedbirin alınması gerektiği kaydedildi.


Güvenlikli bölge 

AP, özellikle Süryanilerin son kaçırılma vakalarından sonra Uluslararası Koalisyonu etnik ve dini azınlıkların tarihsel olarak beraber yaşadıkları Ninova Ovasında “Safe Haven” yani güvenlikli bölge oluşturulmaya çağırdı. AP daha önce 13 Ocak 2014’te DAİŞ’in Şengal’e saldırısı sonrası göçen Êzîdîler için de güvenlikli bölge kurma çağrısı yapmıştı. 

AP kararı son bir yılda artan özellikle 18 Eylül 2014’te Irak ve Suriye’de azınlıklara karşı gerçekleşen DAİŞ saldırılarına, 16 Şubat’ta Libya’da 21 Kıpti Hıristiyan’ın öldürülmesine, 23 Şubat’ta Asuri- Süryani köylerine yapılan baskın, çok sayıda kişinin infaz edilmesi ve yüzlerce kişinin kaçırılması ve ardından kültürel mirasa saldırılmasına dayandırıldı.




DAİŞ’in son saldırısı


Cizîrê ve Kobanê’de ağır darbeler alan ve YPG’nin Til Hemîs operasyonundan kaçan DAİŞ çetesi, 23 Şubat günü Til Temir’e bağlı Asuri/Süryani/Keldani köylerindeki sivil halka saldırdı. Cizîrê Kantonu İnsan Hakları Konseyi Başkanı Dr. Senharîb Bersûm yaptığı açıklamada, DAİŞ çetesinin Asuri halkına saldırısının planlı bir soykırım girişimi olduğunu belirtmişti: “Bu saldırıyla Asuri köylerinde bir insanlık trajedisi yaşandı. Yaklaşık 2 bin Asuri yurttaşımız köylerini terk ederek Hesekê ve Qamişlo kentlerine göç etti. Elimize ulaşan bilgilere göre, DAİŞ çetesi, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 350 yurttaşımız kaçırmış, köylere girerken de birçok sivil masum insanı vahşice katletmiştir.”


HÜSEYİN ELMALI/ANF/STRASBOURG