
Eğer Türkiye tarihinde görülmedik düzeyde karakollar bu bir buçuk yıl içinde yapıldıysa bu da planlı ve amaçlıdır. Bunun da savaş ve Kürtler üzerinde askeri egemenlik kurmayla ilgili olduğu açıktır. Bu açıdan da Kürtlerin karakollara yönelik direnişi anlaşılır ve anlamlıdır. Lice şehitleri militarizm ve kültürel soykırımcı sömürgeciliğe karşı fedai karakterde demokrasi ve özgürlük şehitleridir. Kürt halkının zulme karşı çok yönlü sivil direniş ortaya koyma karakteri, Kürdistan’da demokratik direniş kültürünün ne düzeyde geliştiğini göstermektedir. Elli yıl öncesinin hak aramasını bilmeyen Kürt’ten bugünkü Kürt gerçeğine ulaşmak tabii ki Kürdistan’da gerçekleşen demokratik devrimle ilgilidir. Kırk yıldır büyük bedeller verilerek derinleştirilmiş bir demokratik direniş kültürüne ulaşılmıştır.
Bu demokratik direniş kültürü sadece Kürt halkının değil, tüm Ortadoğu halklarının kazanımıdır. Sadece Türkiye’nin değil, Ortadoğu’nun demokratikleşmesinde bu kültür rolünü oynayacaktır. Kürt sorununun çözüm mücadelesi veren bu direniş aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesidir. Zaten böyle bir demokratik zihniyete ulaşmadığı müddetçe ne Türkiye’nin ne de AKP dahil herhangi bir hükümetin Kürt sorununu çözmesi söz konusu olabilir.
Eğer bugün AKP Kürt sorununu çözmüyorsa, nedeni, demokratik olmadığıdır; Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda bir karaktere sahip bulunmadığıdır. Dolayısıyla bazı çevrelerin PKK AKP ile Kürt sorununu Türkiye’nin hegemon ve otoriter kalması pahasına çözmek istiyor demesi gerçeği yansıtmamaktadır. PKK Türkiye’nin demokratikleşmediği hiçbir çözümü çözüm olarak görmeyecektir ve böyle bir çözümü de kabul etmeyecektir. Daha doğrusu böyle bir çözümün olması mümkün değildir.
Kuşkusuz Türkiye’de yürütülen devrimci demokratik mücadele, Filistin direnişi ve İran İslam Devrimi Ortadoğu’daki demokratik direniş kültürünü yaratmada önemli roller oynamışlardır. Ancak Kürt devrimi ve direnişi bunlardan katbekat demokratik direnişi, kültürü geliştirmiştir. Bugün Ortadoğu’da Arap Baharı denilen toplumsal hareketlere de en önemli etkide bulunan, Kürt direnişinin bu derinlikli demokratik karakteridir. Türkiye’deki Gezi direnişinin ortaya çıkmasında da Kürt demokratik devriminin ve direnişinin çok büyük etkisi bulunmaktadır. Bunu sadece 2013 Newroz manifestosunun etkisi ve yarattığı zemin açısından değil, kırk yıllık mücadelenin yarattığı direnişçi kültür açısından söylemekteyiz.
Lice direnişi şahsında bu kırk yıllık direnişçi kültürü görmemek büyük bir haksızlık olur. Gerillanın yarattığı fedai kültür ve Kürt halkının demokratik direnişinin yarattığı demokratik kültür, Kürt halkının özgür ve demokratik yaşam geleceğinin en temel dayanağı ve değerlerindendirler. Kürt’ün karakteri bu kırk yıl içinde yeniden şekillenmiştir. Bilim İnsanlarının ve bazı çevrelerin bu gerçekliğe “Apo Kürdü” demesi, yaşanılan bu süreç ve ortaya çıkardığı toplumsal karakter ve kişiliklerle ilgilidir. Kürt Halk Önderinin “Ben nasıl bir toplum yarattığımı biliyorum, mezara gitsem de rolümü oynarım” derken kast ettiği de kırk yıllık mücadele içinde yaratılan bu toplumsal gerçeklikle ilgilidir. Bütün olumsuzluklar ve Türk devletinin soykırımcı karakterine rağmen Kürtlerin geleceğe umutlu bakmasına yol açan en temel etken de budur.
Özgüven kazanmış bir Kürt gerçeği ortaya çıkarılmıştır. Ölümüne zalim güçlerin üzerine yürünmesinin nedeni budur. Çünkü Kürt toplumunda mutlaka özgürlüğüne kavuşacağı inancı pekişmiştir. İnsanlar gözlerinin arkada kalmayacağını görerek bu fedai duruşu göstermektedirler.
Kemal Pir daha 1982 yılındaki ölüm orucunda “bu devlete bir kazık çaktık, çıkarabilirse çıkarsın” derken, kastettiği de yaratılan direnişçi kültür ve mücadele tarzıdır. Yani zor koşullarda mücadele edip kazanmanın tarzıdır. Kürt halkı zor koşullarda mücadele edip kazanmanın tarzına ve kültürüne ulaştığı için hiçbir zorluk bu halkı yıldırmamakta, zorluklar altında bile direniş gösterilmekte ve kazanma iradesi ortaya konulmaktadır. Kürt halkının en büyük kazanımı, değeri ve güç kaynağı da zor koşullarda mücadele edip kazanmanın bir tarz ve kültür haline gelmesidir. Kürt toplumu özgüven kazanmışsa böyle bir mücadele tarzına sahip olması nedeniyledir. Zaten PKK böyle bir mücadele tarzına sahip olduğu için yenilmemekte ve her koşulda mücadelesini geliştirmektedir. Kürdistan devriminin tarzı olan zor koşullarda mücadele edip kazanmanın tarzı korundukça her güç Kürt halkı ve özgürlük güçleri karşısında kaybetmeye mahkumdur.
Zaten Kürdistan’da kolayı arayan hiçbir mücadele başarılı olamaz. Hem özgürlük ve demokrasi istenecek, hem de bunun kolay koşullarda kazanılması beklenecek! Bu gerçekçi bir yaklaşım değildir. Her şeyden önce nerede yaşadığını bilmemektir.
Lice direnişi zor koşullarda mücadele edip kazanma kültürüne yeni boyutlar ve derinlikler kazandırdığı için anlamlıdır, değerlidir. Bu nedenle şahadete ulaşan bu demokratik direnişçiler Kürt halkının direniş ve özgürlük tarihine geçeceklerdir. Amiyane deyimle altın harflerle kendilerini tarihe yazdırmışlardır.
AKP Hükümeti zaman kazanma, oyalama, aldatmayla Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye edeceğini düşünüyorsa, o zaman Kürt halkı da demokratik direniş kültürüyle mücadelesini süreklileştirerek özgür ve demokratik yaşamı inşa etme ve aktif savunma mücadelesinde yerini almalıdır. Kürtler direndikleri takdirde özgür ve demokratik yaşama çok yakında kavuşacaklardır. Zaten AKP Hükümeti psikolojik savaşı arttırarak ve çok yönlü irade kırma ve bastırma yöntemlerini uygulayarak bunun önüne geçmek istemektedir.
O halde bir daha Mazlum Doğan direnişçiliğinin “Direniş zafere, teslimiyet ihanete götürür” ilkesini yaşamda pratikleştirerek özgür ve demokratik yaşamı kazanalım.