Katı göçmenlik yasalarına sahip Japonya’da sığınmacı Kürtler inşaat sektöründe çalıştırılıyor. Ancak yetkililer Kürt sığınmacıların yurtdışı edilmesinde ısrarcı. Bu yüzden çoğu kaçak işçi konumunda.

Giderek azalan çalışan nüfusu ve katı göçmenlik kuralları emek piyasasında adeta bir karaborsanın oluşmasına neden olmuş durumda. Yaklaşık 8 yıl önce Japonya’ya giden 24 yaşındaki Mazlum Balıbay, sığınma başvurusunda Türk güvenlik güçlerinin babasına ve ailesine zulüm yaptığını söylemişti. Koşullu olarak salıverildi. Şu an kanunen çalışamaz durumda. Ancak her an gözlem altına alınabilir. Fakat bu çalışma yasağı Balıbay’ı kendisi gibi kişileri “sakıncalı” olarak tanımlayan hükümet tarafından finanse edilen kamu projelerinde çalışmaktan alıkoymadı. Balıbay, “Japonya bize çalışmayı yasaklıyor. Fakat herkes biliyor ki yabancılar olmadan bu ülkenin rahatı bozulacaktır. İnşaat işleri bitirilemeyecektir. Bu işleri yapmaya yetecek sayıda işçi Japonya’da yok ve genç Japonlar da bu işleri yapmaz. Hükümet de bu gerçeği herkesten daha iyi biliyor” diyor. 

Balıbay’ın kardeşlerinden ikisi Tokyo civarındaki hükümet projelerinde asfalt döşeme ve kanalizasyon işinde çalışma izni olmadan çalışıyorlar.


‘Göç’e alejik başbakan!

Başbakan Shinzo Abe, geçtiğimiz Eylül ayında yaptığı açıklamada, Japonya’nın demografik sorunlarına işaret ederek göçmenlerden önce kadın ve yaşlıların çalışma hayatına katılımını sağlamak gerektiğini vurgulamıştı. Başbakan Abe’nin özel danışmanı olan Masahiko Shibayama ise Reuters’e verdiği demeçte Japonya’da “göç” sözcüğüne yönelik bir alerjinin olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Halk kamu güvenliği hakkında endişe duyuyor. Vatandaşlar yabancı işçilerin Japon işlerini kapacağından endişe ediyor.”

Reuters’e konuşan Adalet Bakanlığı yetkilisi Naoaki Torisu, göçmenlik kanunda yakında gelecek bir değişimin olmayacağını ve göçmenlerin ülkelerine gitmelerin yönündeki görüşlerinin değişmediğini belirtiyor.


Warabistan diye çağrılıyorlar

Balıbay, demir dökümhanelerinin caddelere yayıldığı, çete bağlantılı suçların yaygın olduğu Tokyo’nun kuzeyindeki Warabi ve Kawaguchi banliyölerinde yaşayan yaklaşık 1.200 kişiden oluşan Kürt toplumunun parçası. Tümü sığınmacı olan Kürt göçmenlerin varlığı nedeni ile, yerliler tarafından “Warabistan” lakabıyla çağrılıyorlar.

Uzun mücadeleler sonucunda geçen yıl sığınmacı olarak sadece 27 kişinin yasal haklara kavuştuğu bu bölgede mülteciler adeta yasal alacakaranlık kuşağında yaşıyorlar. Warabi bölgesinde yaklaşık 400 Kürdün yaşadığı tahmin edilmektedir. 


Sosyal haklar yok

Şartlı tahliye durumundaki Kürtlerin çoğu sözleşme olmadan çalışmakta, ücretleri nakit ve gündelik olarak ödenmekte ve uyarı olmadan da işten çıkarılabilmektedir. Sağlık sigortaları olmadığından kendileri ya da aile bireylerinden birinin hasta olması onları zor acı verici bir seçim yapmaya zorluyor. 

Ailesinin temel direği olan Balıbay; annesi, dört erkek kardeşinden ikisi, kızkardeşi ve onun kocası ile onların yeni doğmuş bebeklerinden oluşan geniş bir aileye bakmakla yükümlü. Ayda kazandığı yaklaşık 2.500 dolar ise ailesinin masraflarını karşılamaya yeterli değil.

Balibay biri geçtiğimiz yıl Ağustos ayında olmak üzere 4 iltica başvurusunda bulundu. Japon yasalarına göre sığınmacılar sığınma talepleri karara bağlanmadan sınır dışı edilemiyor. Göçmen hakları savunucuları Japonya’da hiçbir Türkiyeli Kürt’e mülteci statüsü verilmediğini söylüyor. Yetkililer, 2008 yılından bu yana iltica talebinde bulunan 3463 Türkiye vatandaşının mülteci statüsü hakkı elde edip etmediği hakkında da bilgi vermiyor. 

Geçen Kasım ayında, Balıbay ve kardeşleri Kürt ve Türklerin parlemento seçimlerinde oy kullanmak için beklediği sırada Türk mültecilerle yaşanan arbede sırasında yaralandı. Burnu kırıldı, kaburgaları çatladı.

Buradaki mülteciler legal yollardan daire kiralayamıyor, banka hesabı açamıyor veya kendi adlarına cep telefonu

sözleşmesi imzalayamıyorlar.