İsviçre Gündemi

İsviçre’nin ürettiği Pilatus uçaklarına talep bu yıl zirveye ulaştı. Askeri eğitim uçağı olarak da kullanılan Pilatusların birçok modeli iç çatışmalarda savaş uçağı olarak da kullanılıyor. İsviçre sık sık yasaları gereği iç çatışma yaşanan bölge ve ülkelere savaş malzemesi satılmasını yasakladığını belirtiyor olmasına rağmen, silah ve uçak satışlarını her yıl arttırıyor.
 Pilatus modelleri dünyanın birçok ülkesi dışında özellikle çatışmalar yaşanan Laos, Birmanya, Bolivya, Şili, Irak, Çad,  Türkiye, Hindistan, Suudi Arabistan, Katar vb ülkelere de satılıyor. Pilatus uçaklarına talebin bu yıl çok yüksek olduğu ve Firmanın satış pazarında, global lider durumuna geldiği belirtiliyor. Normal bir savaş uçağına göre daha küçük ve daha az masraflı olan Pilatus uçakları, çok yönlü montaj özelliklerinden dolayı hem eğitim, hem özel, hem de savaş uçağı olarak kullanılabiliniyor. Pilatus uçaklarının Ortadoğu’daki bakım ve modifikasyonu dahil tüm çalışmalarıni ise Türkiye’de temsilcilik açın AMAC Aerospace yapıyor. Özetle ekonomik kriz ve uluslararası siyasi dengeler İsviçre’nin kendi yasalarını ihlal etmeyi göze almasına neden oluyor. İsviçre’nin söz konusu uçakları ABD yanlısı rejimlere göndermesi de dikkat çekiyor. Arap ülkelerine de satışları artan uçaklardan kaçanlar, bu ülkeye sığınanların ise İsviçre’den gönderilmesi için her yol deneniyor, her yasa didik didik ediliyor. Yani Arap baharı Pilatus uçaklarının da baharı oldu.

Irkçılık ve duyarsızlık
Irkçılık ve ayırımcılığın gittikçe tırmandığı ve fedaral parlamentoda en büyük parti konumunda olan yabancı düşmanı İsviçre Halk Partisi (SVP)’in her gün yeni girişimleriyle pekişen yabancı düşmanlığına karşı girişim ve eylemler Kürt ve Türk kesimlerin ilgisini çekmiyor. En son Zürich’de çok sayıda örgütün oluşturduğu platform tarafından yapılan gösteriye Kürt ve Türkiyeli sadece 50 kişinin katılması büyük bir hayal kırıklığı oluşturdu. Göstericilerin önlem alan polisten bile az olması İsviçreliler ve örgütleri tarafından da hayretle izlendi. Yaşadıkları ülkenin sorunlarına ve özellikle kendilerine yönelen ırkçı-ayırımcı politikara gösterilen duyarsızlık sağ partilerin de elini güçlendiriyor.
Tepkilerin yükselmemesinden cesaretlenen sağ çevreler, hararetli bir çalışma yürüterek her yıl yeni yasalar çıkarmaya uğraşıyorlar. Bu kesimler bu duyarsızlıklarını sürdürdükçe, kendilerini yaşadıkları ülkenin sorunları dışında tuttukça izole olmak dışında hiç birşey kazanamayacaklarını ve hiç bir konuda inandırıcı olmayacaklarını bilmek durumundadırlar.

Seçimler ve biz
Basel Kantonu göçmen adayların Fedaral ve Kantonal seçimlerde en fazla aday çıkardıkları bir alan. Ekim ayı başlarından başlayıp, Ekim 28 ‘de sonuçlanacak Kanton Meclis seçimlerinde Kürt ve Türkiyeli toplam 20 kişi aday. Bu yıl en az 10 adayın seçimleri kazanması hedefleniyor. Elbette bunun için adayların, derneklerin, sivil örgütlerin el ele çalışması, bir seçim kampanyası sürecine girmeleri gerekiyor. Şu bizim aday, bu ötekinin deyip sadece seçim sonuçlarını beklemek ve sonra da başarısızlık üzerine uzunca bir konuşma yaparak, gerekçeler sıralamak kimsenin işine yaramıyor.
Adaylarımızın başarısı, her alanda göçmen hakları için mücadele demektir. Bu nedenle bulunduğumuz bölge seçimlerinde kendimize yakın bir aday olmasa bile bir göçmen adayı destekleyerek seçimlere katkı sunmalıyız. Seçimlere kadar olan sürede ise adaylar hiç ayırım yapmadan ilanlar, geceler, dernek ve aile ziyaretleri, ortak etkinlikler yaparak oyların gerekli şekilde akmasını sağlayabilirler.
Yani bu ülke sistemine karşı konuşmak mı istiyorsunuz, tavrınızı mı sergilemek istiyorsunuz. İşte size fırsat. Oy kullanın.