
Kürdistan’da Türk devletinin yürüttüğü kirli savaşa dikkat çekmek ve barış umutlarının yeşermesi için bedenlerini canlı kalkan yapmışlardı. Onlarca arkadaşı gibi O da savaşa karşı barış tugaylarında yer alıp savaş bölgelerine yürümüş, canlı kalkan aktivisti olarak barış tugayları içinde saf tutmuştu. İsmi Fatma Sağın ya da gerilladaki ismi ile Ezda Ararat. Ancak savaşta ısrar eden faşist Türk devleti O’nun da yaşamına kast etti.
Ezda Ararat, Türk devletinin yürüttüğü kirli savaşın bir sonucu olarak Oramar’da 14 arkadaşı ile birlikte yaşamını yitirdi. O şimdi yürüdüğü özgürlük yolunda çok sevdiği Zagros’un burçlarında bir simge ve dağların bir kardeleni.
Savaşa karşı canlı kalkan oldular
Yıl 2005’e geldiğinde, Türk devleti ve AKP faşizmi, barış çabalarını görmezden gelip, Kürt halkı üzerindeki imha yönelemlerine hız vermişti. Bir kaç yıldır PKK‘nin yürütümüş olduğu tek taraflı ateşkes devletin imha yönelimleri karşısında işlevsiz bir hale geliyordu. Dağda, ovada kısaca yaşamın her alanında Kürt halkının demokratik talepleri inkar ve imha yönelimleri ile karşılık buluyordu. Kürt toplumunun her kesiminden bir çıkış yapmanın arayışları vardı. Zindanda direnen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan onurlu bir barışın sağlanması için çabalıyor, PKK dışarıda tüm zorlanmalara rağmen savaşın kontrolden çıkmaması için meşru savunmada ısrar ediyor, demokratik kurumlar ise faaliyetlerini yürütüyorlardı. Savaş çığırtkanlıklarının yükseldiği bu zeminde bir avuç genç, bedenlerini saldırılara karşı canlık kalkan yapmaya karar verdi. Savaşta ısrar eden Türk devletinin operasyonların dikkat çekmek için dağlara yol aldılar. Barış yolunda bir umut olmak istediler. Ezda, bu umudun bir parçası olmak için çok sevdiği kardeşi ile canlı kalkanlar içinde yer almıştı.
İnançları uğuruna kar kış demeden yollara düşmüşlerdi. Bir şeyleri yapmanın arayışındaydılar. Onlar barış dedikçe, inkar ve imha güçleri saldırılarını yükseltiyordu. Gittikleri yerlerde Türk devletinin baskı ve şiddetine maruz kaldılar. Tutuklanıp, işkence gördüler, zindanlara atıldılar. Yetmedi ölümle tehdit edilerek istiyorlarsa kendilerinin dağa çıkabilecekleri söylendi. Tüm engeleme baskı ve şiddete rağmen onlar barış yolunda ısrar ettiler. Savaşın sürdüğü alanlarda bedenlerini canlı kalkan yaparak direnmişlerdi.
Gerillaya katıldılar
Daha fazla insanın yaşamını yitirmemesi ve Türk ordusunun operasyonlarına dikkat çekmek için Medya Savunma Alanları’na doğru yol almışlardı. Burada aylarca çağrılarını yapmış, taleplerini dile getirmişlerdi. Bu çağrılarına PKK’den olumlu yanıt almışlardı. Ancak Türk devleti inkar ve imhada ısrar edince savaşın son bulması ve Kürt halkının özgürlük umutlarını yeşertmek için gerilla saflarına katılmışlardı.
Gerilla alanlarında savaşa ve operasyonlara dikkat çekmek için gelmişlerdi. Ancak Türk devleti savaştan başka bir seçenek bırakmadığı için yeni bir karar almışlardı. Barış tugayları olarak gerillaya katılımlarını yaptığı basın toplantısı ile duyurdular.
Bugün olduğu gibi AKP faşizmi, Kürt halkı üzerinde siyasi, askeri ve kültürel olarak baskılarını arttırdığı ve barış çağrılarına savaşla karşılık verdiği için gerilla saflarında yer almaya karar vermişlerdi. Daha sonra bir kazada yaşamını yitiren Botan adlı aktivist, süren askeri ve siyasi soykırım operasyonlarına dikkat çekmiş, Öcalan üzerinde ağırlaştırılmış tecride dikkat çekerek gerillaya katıldıklarını dile getirmişti.
Onurlu bir barış için
Barış çağrılarına cevap vermeyen faşist Türk devleti gerillaya katılımlarının gerekçeleri üzerinde düşünme gereğini duymadı. Onlar Kürt’tü ve halen ‘en iyi Kürt ölü olanıydı.’ Yine bugün olduğu gibi 2005 yılının yaz aylarında canlı kalkanların çağrılarının yankı bulmaması için sanal gündemler geliştirilmişti. Bu şekilde şavaştaki ısrarını sürdürmeyi ve barış çağrılarının önü kesilmek istendi.
Ezda, barış arayışlarını yürüttüğü süreçte Türk devletinin kirli yüzü ile karşılaşmıştı. Bundan dolayı gerillaya katılması tereddütsüz olmuştu. Çünkü Türk devleti Kürt’ün barış isteyen, direnen ve devletin kölesi olmayandan korktuğu kadar, ‘ölü’sünden de korkuyor, pervasızca cenazelere saldırıyordu. Bunu yaşayarak öğrenmişti Ararat’ın kızı.
Zagros’u çok seviyordu
Ezda, gerillada ön saflarda yerini almıştı. Sınırsız bir emek, güler yüzü ve sade katılımı ile gerilla saflarında sevgi ve saygı görmüştü. Bu amaçla çeşitli arayışları oldu. Gittiği yerde doğallığı, yaşama katılması ve halka olan bağlığı ile çevresinin güvenini kazanmıştı. Zagros onun için başka bir anlam ifade ediyordu. Çok sevdiği Baran kardeşi yıllardır oradaydı. Ona yakın olmak ve onunla mücadele etmek için Çarçela, Cilo ve Basya’yı mesken edinmişti.
Diğerlerininki gibi yiğit Ararat’ın kızı Ezda’nın da hikayesi uzayıp gidiyor. Ezda gibi Kürt halkı üzerinde yürütülen kirli savaşı durdurmak ve onurlu bir barış ortamının sağlanması için Botan, Soner ve daha nice Kürt genci barış tugaylarında yer almış, daha sonra ölümsüzleşmişlerdi. Onlar verdikleri bedel ile onurlu bir direnişin simgeleri olarak hep yaşayacaklar. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, Ezda ve ardaşlarının kahramanca eylemi sözün bittiği yerdir.
DELİL DİCLE / ANF/ZAGROS