Dêrsim’de 1990’lılarda boşlatılan köylerine 23 yıl sonra geri dönen Arduç Ailesi, köylerini sular altında bırakan barajla boğuşuyor. “Kaçak” olduğu için yapımı mahkeme kararıyla durdurulan Pembelik Barajı’nın su tutmasıyla tüm yerleşim yerleriyle bağlantıları kesilen Arduç ailesi, başlattıkları açlık greviyle haklarını arıyor. Grevdeki Adile Arduç, “İnsan hayatı bu kadar ucuz mu?” sözleriyle tepkisini dile getirirken, eşi Ayhan Arduç, “Çözüm bulunursa eylemimizi sonlandırırız, yoksa ölüm de olsa devam ettireceğiz” dedi. 

Dêrsim’in Nazımiye İlçesinin Dallıbahçe köyüne bağlı Ilısu mezrasında yaşayan yurttaşlar, bölgenin insansızlaştırılması politikasıyla yüz yüze. Yaklaşık 60 ailenin yaşadığı köy, 1990’lı yıllarda Kürdistan’ın birçok köyünde olduğu gibi devlet güçlerince boşaltılırken, aileler ise, Dêrsim merkez başta olmak üzere Türkiye ve Avrupa’nın farklı kentlerine göç etmek zorunda kaldı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2013 Diyarbakır Newroz’unda yaptığı çağrıyla başlayan çözüm süreciyle beraber Kürdistan’ın birçok yerinde askerlerce yakılan köylere dönüşler başlarken, Ilısu mezrasında yaşayan yaklaşık 60 aile de, köye geri dönmek için elektrik, yol ve altyapının onarılması için yetkili makamlara başvuru yaptı. Yetkililer, başvurulara karşın şuana kadar somut bir girişimde bulunmazken, 4 kişilik Arduç ailesi de kendi imkanlarıyla köye geri döndü.


Önce asker şimdi de baraj engel

Döndükleri köylerinde kendi çabalarıyla ev inşa ederek, 23 yıldır uzak oldukları köylerinde tekrardan yaşama adım atan Arduç ailesi, bu kez de barajın mağduru oldu. Dêrsim ile Elazığ il sınırlarında yapımına 2008 yılında başlanan Pembelik Barajı, imar planı olmadığı ortaya çıkınca açılan dava sonucu Elazığ 1. İdari Mahkemesi, “projenin durdurulması” ve “santralin mühürlenmesi” kararı aldı. Karara rağmen barajda su tutulmaya başlandı. Son bir yılda barajın su tutmasıyla mezraya giden yollar kapanırken, yaklaşık 8 ay önce Peri Çayı üzerinde kurulan tahta köprünün de yıkılmasıyla mezranın kara ile bağlantısı tamamen kesildi. Aynı bölgede bulunan Pagasan, Söğütlü, Saklıca, Avleşan ve Hemuk köylülerinde yaşayan yurttaşlar ise, arazileri sular altında kaldığı için geçim kaynakları olan tarım faaliyetini yürütemiyor.


Sözler tutulmadı 

8 aydır mezra da tek başına yaşayan aile, evde depoladıkları gıda ve ara ara botlarla geçtikleri karşıdan aldıkları temel ihtiyaç malzemeleri ile yaşamlarını idame ederken, bu süre zarfında da mağduriyetlerinin giderilmesi için yetkili makamlara başvurularda bulundu. Pempelik Barajı’nın yapımını gerçekleştiren LİMAK Şirketi’ne mağduriyetlerini bildiren aileye, şirket tarafından taahhüt edilen yol ve köprü sözü de bir türlü yerine getirilemedi. Sözler tutulmayınca Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve siyasi partilere başvuran ailenin tüm girişimleri sonuçsuz kaldı. 


Arduç Ailesi açlık grevinde 

Bunun üzerine Arduç Ailesi, süresiz dönüşümlü açlık grevine başladı. Ailenin yıkılan tahta köprünün başındaki beton üzerine kurdukları çadır içerisinde eylemlerine başlamasıyla, yetkililer aileyle görüşmek zorunda kaldı. Eylemi başlattıkları gün Dêrsim Vali Yardımcısı Hasan Çiçek’in kendilerini aradığını kaydeden aile, Çiçek’in LİMAK Şirketi’ne 6 aylık süre tanıdıklarını bu süre zarfında köprünün yapılmaması halinde yaptırım uygulayacaklarını belirttiğini söyledi. 6 ay sonra kış ayının geleceğini ve yine aynı mağduriyetin devam edeceğini dile getiren aile, resmi bir adım atılmadan eylemlerinden vazgeçmeyeceklerini söyledi. 


‘İnsan hayatı bu kadar ucuz mu?’

Geçirdiği bir iş kazası nedeniyle ayağında kısmi felç oluşan ve mezranın yollarının tümden sular altında kalması nedeniyle tedavisi aksayan açlık grevindeki Ayhan Arduç, kendi topraklarında mülteci durumuna düştüklerini belirtti. Arduç, “Burada başımıza bir şey gelirse sorumlusu Nazimiye Kaymakamı, Tunceli Valisi, Köy Hizmetleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’dır. Eğer resmi bir şekilde bu soruna çözüm bulunursa eylemimizi sonlandırırız yoksa ölüm de olsa devam ettireceğiz” dedi. 

Ayhan Arduç’un eşi Adile Arduç ise, LİMAK Şirketi tarafından bir insanlık suçunun işlendiğini, devlet kurumlarının da buna seyirci kaldığını vurguladı. “İnsan hayatı bu kadar ucuz mu?” diyen Arduç, ikinci bir kışı burada mahsur olarak geçirmek istemediklerini, bu sorun çözüme ulaşmadığı takdirde eylemlerine devam edeceklerinin altını çizdi. 

Açlık grevine, Adile Arduç’un kardeşi Yıldız Köhl ile Ilısu köyünden 1990’lı yıllarda Avrupa’ya göç eden ve Arduç ailesine destek olmak için köye gelen İsmail Altay da katıldı. Altay, “Arduç Ailesi zor durumda, eylemlerine ortak olmak istedik. Burada bir insanlık ayıbı söz konusu” dedi. 


 DİHA/DÊRSIM