AKP’nin kadın aleyhine cinsiyetçiliğini herkes biliyordu. Kadınların bu gerçeği görmesi için çokça gündeme koyup işledik. Ama tüm kadın kesimleri bu konuda hem fikir olmayınca, AKP’nin cesareti buraya kadar dayandı.

Bülent Arınç’ın kadın konusunda yaptığı son çıkışı, ne çalışan ne çalışmayan, ne okuyan, ne okumayan, ne Türk, ne Kürt, ne Laz, Çerkez, Arap, ne Ermeni, Alevi, Êzîdî, Sünni, hiçbir kadının kabul etmemesi gerekir. TÜSİAD’daki kadından tutun da fabrikadaki, okuldaki, sokaktaki, evdeki kadına kadar tüm kadınların, bu haddini aşan erkek cinsiyetçiliğine karşı reaksiyon göstermesi gerekir.  
Yaşamak isteyen, acısıyla tatlısıyla, hüznüyle sevinciyle hayatı, hangi tarzda olursa olsun yaşamak isteyen tüm kadınların bunu red etmesi gerekir.
En başta da AKP kadın kollarının bu rezaleti kabul etmeyip, kamuoyuna açık bir biçimde, Bülent Arınç’a karşı, kadın olmanın gereği olarak tavır ve tutum geliştirmesi gerekir.
Toplumsal cinsiyetçiliğin, kadının her şeyine karıştığı bilinmektedir. Ancak bu duruma toplumsal cinsiyetçilik demek, çok yetersiz gelir. Toplumsal değil, iktidar tutumudur. Bu durum, toplumu bilinçlice zehirlemek dışında hiçbir şey değildir. Ki, cinsiyetçiliği iktidar toplumsallaştırmaktadır zaten. Çünkü baştan aşağı bundan beslenmektedir.
Gülmek, insana özgü bir vasıftır. Hayvanların veya bitkilerin güldükleri, kahkaha attıkları görülmemiştir. Elbet bu canlılar da kendi dünyaları kapsamında, kendi dillerinde neşelenip seviniyorlardır. Ekolojik bilinç ve inançta bu vardır. Ama gülme eylemi, ağız dolusu kahkaha eylemi başka bir şeydir ve bilinebildiği kadarıyla sadece insana ait bir yetenek veya doğadır. Bu doğa en fazla da kadında vardır. Kadındaki yaşam enerjisi, çok katılaşmamış bir enerji türü olmasından ötürü, bunu günlük olarak duygusal tepkilerine yansıtır. Kadındaki ağlama refleksi de gülme refleksi de, erkeğe oranla daha aktiftir, daha fazladır. Çok ciddi bir şiddetle tehdit edilmedikçe bastırılmaya gelmemektedir. Bu durum, kadındaki akışkan enerji türünün taşıdığı doğayla ilgilidir. Bilimin bunu henüz ispatlayamamış olması, böyle olmadığı anlamına gelmemektedir. Zaten ispatlamak da, günümüz cinsiyetçi biliminin işine pek gelmiyor zaten. Bu açıdan olaya, kadının kendi biliminden bakmak lazım.
Kadınları bu doğasından alıkoymak, koparmak, kadınları bu doğasından dolayı yargılamak, cezalandırmak, dünyanın en büyük zulmünü yapmaktır. Tıpkı dil yasağı gibi. Tıpkı kimlik yasağı, inanç yasağı gibi. Hiçbir farkı yok. Hatta bunların daha da ötesinde bir zulümdür bu.
Dili, kimliği, inancı insanlara yasaklamış bir yönetim olabilirsiniz ama kadınlara gülmeyi yasaklayamazsınız. Güzellikleri yasaklayamazsınız. Kahkahaları, coşkulanmaları yasaklayamazsınız. Hiçbir gücün buna gücü yetmez. Çünkü gülmesini, kahkaha atmasını yasakladığınız kadını, insanı artık öldürmüşsünüz demektir.
Milliyetçiliği, dinciliği, devlet ulusçuluğu ve cinsiyetçiliği giderek sorgulamaya başlayan bir toplumsal bilincin gelişme çağında, iktidarın başındaki gücün, üstelik topluma en çok dönüşümü dayatan kadın potansiyeline bu şekilde yönelmesi, kendi içinde önemli niyetler taşımaktadır.
Kürt kadınının Türkiye toplumuna yansıttığı değişim dönüşüm düzeyi, iktidardaki hükümeti oldukça düşündürmektedir. Öyle ki, Erdoğan’ın geliştirdiği üç çocuk taktiği, küçük yaşta evlendirme, genç çiftlere çocuk teşviki, toplu nikah törenleri, Rizeli belediye başkanı Kürt kadınlarına yaptığı ikinci eş hakareti, diyanet başkanının kadın hakları gafı, aynı Arınç’ın sayın Emine Ayna şahsında Kürt siyasetindeki kadınlara hakareti vs. yetmedi, şimdi de getirdiği gülme yasağı.
Fakat görülmelidir ki; toplumsal dönüşüm, iktidar saatinin tersine özgürlük lehine, kadında katılaşmayan, yaşam dolu, akışkan enerjinin yönünde bir kez dönmeye başlamıştır. Deyim yerindeyse cin şişeden çoktan çıkmış bir kere. Şişeden çıkan cini, ne Arınç, ne IŞİD, ne de başka bir güç bir daha yakalayıp geri kapatamaz artık.
Arınç "beyefendi”! Kadınların gülmesini ve kahkahasını, beş bin yıldır dünyayı yöneten hiçbir bilinç ve inanç dayatması durduramadı, bitiremedi. Sesini kısabildi belki ama asla durduramadı, bitiremedi. Hiç boşuna heveslenmeyin!
Çünkü kadınlara gülmeyi yasaklamak, en büyük kadın katliamıdır ve bunu her kadın artık bilmeye başlamıştır. Buna bir gün AKP’li kadınlar da gelecektir.