
Türk devletinin ve AKP zihniyetinin ne olduğunu; yaşama, topluma, insanlara, olaylara nasıl yaklaştığını Bülent Arınç’ın Nursel Aydoğan’a huşu ile bağırmasından gördük. Kadınlara bağırdığında daha heybetli göründüğünü sanan bir iktidar kişiliğini gördük. “Kadın olarak sus” diye bağıran bu adamla, Kürtlere bağırarak ezeriz, keseriz, pişman ettiririz diyen Davutoğlu aynı tezgahın eseridirler. İşte her türlü kötülüğün kaynağı olan iktidar ve devlet zihniyetinin dışa vurumlarına bunların şahsında en çarpıcı biçimde şahit oluyoruz. Bu kafa hiçbir soruna demokratik yaklaşımla bakmaz. Hep üstten bakar; kadına da, kendisiyle eşit düzeyde görmediği herkese, her topluma da böyle yaklaşır. Türkiye’de neden sorunlar çözülmüyor, hep ezeriz, had bildiririz denilerek yaklaşılıyorsa, bunun nedenini Arınç’ın Nursel Aydoğan’a söylediği sözde görmeliyiz.
Kadın, Kürt ya da başka bir toplumsal kesim, halk ve inanç grubu biraz örgütlenip irade olunca Bülent Arınç’ın gösterdiği tutumla karşılaşır. Şimdi hükümet yetkilileri Kürt halkına, Alevilere, emekçilere, başka topluluklara tam da Meclis'te Bülent Arınç’ın kadınlara yaklaştığı gibi yaklaşmaktadırlar. Bülent Arınç nasıl ki karşısında iradeli kadın görmek istemiyorsa, Tayip Erdoğan, Davutoğlu ve diğer hükümet yetkilileri de karşılarında iradeli Kürt görmek istemiyorlar. Şu anda sıcak olarak karşımıza çıkan sorunların kaynağı da, nedeni de bu zihniyettir. Bu zihniyetin sorunlara çözüm bulmasını beklemek katırdan doğum beklemek gibi bir şeydir. Halkın oylarıyla, hem de yüzde seksen oyla seçilmiş bir kadın milletvekiline bu söyleniyorsa, bunlar toplumdaki bir kadına, Kürde, Çerkez’e, Alevi’ye, Êzîdî’ye nasıl yaklaşmaz ve neler söylemez ki! Bunlar için önemli olan ve ciddiye alınacak tek şey; Türk olmak, Hanefi olmak ve erkek olmaktır.
Bülent Arınç kadınlara yeni hakaret etmiyor. Sanki AKP içinde kadınlara hakaret etme bakanı gibi görevlendirilmiş. Bilindiği gibi şu andaki çatışma ortamını hazırlayan konuşmayı da Bülent Arınç Trabzon’da yapmıştı. Terör örgütünü zor günler bekliyor demişti. Bununla esas olarak Türkiye’yi zor günler bekliyor demek istemişti. Çünkü PKK ve gerillaya saldırı demek, kırk yıldır olduğu gibi şiddetli savaş demektir. Şimdi yaşandığı gibi!
Bülent Arınç kadınlara yönelik bu hakaret üslubunu bırakmazsa, Türkiye’de ne Kürt sorunu ne de başka sorunlar çözülür. Çünkü Bülent Arınç sıradan biri değildir. Başbakan yardımcısı ve hükümet sözcüdür; hem de söylendiğine göre AKP’nin abisidir, yani imamıdır. İmam böyle yaparsa cemaati ne yapmaz ki!
Bülent Arınç daha önce Emine Ayna, Gültan Kışanak, Aysel Tuğluk ve Sebahat Tuncel’e de Nursel Aydoğan’a hakaret ettiği gibi hakaret etmişti. Bu saldırılar hem tüm kadınlara hem de Kürtlere yapılmış saldırılardır. Çünkü karşısında kadın ve Kürt gördüğünde böyle bir kişilik haline geliyor. Sadece Bülent Arınç’ın bu tutumları şahsında AKP hükümetinin kadın ve Kürtlere bakışı rahatlıkla anlaşılabilir.
Kadına bakış çok önemlidir. Bir insanın, bir grubun, bir örgütün, partinin siyasi oluşumun karakterine bakmak için onun kadın bakışına bakmak yeterlidir. Çünkü kadın bakışı tüm zihniyeti ve karakteri şekillendirmektedir. Kadın, amiyane deyimle turnusoldür; herkesin rengini belli eder. Bu açıdan kadın konusu çok çok önemlidir. İdeolojilerin ve siyasi zihniyetin ilk önce kadın yaklaşımına bakmak gerekir. Kadın bakışına bakarak hem kişiler hem de siyasi yapılar doğru çözümlemeye uğratılabilir. Kadına bakış kesinlikle belirleyicidir. Kadın bakışı tüm demagojileri yerle bir eder. Kadın konusunda demokratik ve özgürlükçü olunmazsa diğer tüm söylemler boştur, demagojidir, toplumu aldatma söylemleridir.
Kadın, köleliğin ve baskının derinleştirildiği bir cinstir. Kölelik ve baskının kadın üzerindeki derinleşmesi ile toplum üzerindeki baskının kapsamlılaşması ve derinleşmesi at başı yürümüştür. Bu nedenle kadın özgürlüğü ve kadının demokratik yaşamı doğrudan toplumun özgür ve demokratik yaşamıdır. Bu açıdan kadını iradeli görmeyen, kadını eşit ve özgür görmeyen, kadının özgürlüğünü toplumun özgür ve demokratik yaşamı olarak görmeyenler hiçbir sorunda özgürlükçü ve demokratik olamazlar. Nitekim AKP hükümeti demokrasi ve özgürlükten söz etse de pratikte bu gerçekleşmiyor. Yıllardır Kürt sorununda toplum aldatılarak, sorunun çözüleceğini bile söylediler. Ama sorununun çözümü için adım atmadılar. Sadece beklenti yaratıp, oyalamayı esas aldılar. Çünkü karakterlerinde özgürlükçülük ve demokratlık yoktur. Bunun kanıtı kadına yaklaşımlarıdır.
Bülent Arınç Meclisteki hakaretini savunduğu gibi, "cav cav konuşuyorlar" diyerek kadınlara nasıl baktığını bir daha gözler önüne sermiştir. İşin en acı yanı ise AKP’li kadınların hiç ses çıkarmamasıdır. Herhalde "koca, abi, baba ne hakaret yapsa da haktır" diyorlar. Onlara göre "Bülent abi hakaret etmişse bu kötü bir şey değildir, Hatta abi sevgisini gösteriyor" diye düşünüyor olabilirler. Çünkü Bülent Arınç sürekli bunu yaptığı halde, ne AKP’li milletvekili kadınlardan, ne de il ve ilçelerde çalışan kadınlardan ses çıkmıştır.
Eğer AKP’de demokratik zihniyet geliştirilmek isteniyorsa, ilk önce AKP’de kadın anlayışının değiştirilmesi gerekir. AKP’nin kadın yaklaşımı değişmeden, AKP’den hiç kimse demokrasi ve özgürlükler konusunda gelişme beklemesin. Olsa olsa kendine demokrat olur, kendi yandaşları için demokrasi ve özgürlük ister.
AKP’nin çok ters şekillenen bir parti olduğunu Bülent Arınç şahsında görebilirsiniz. Güya en vicdanlısı, en akıllısı, en hak biliri Bülent Arınç’mış! AKP’de ölçü Bülent Arınç’tır. Öyle ki İslam’da değer gören, adil, eşit, hakkaniyetli, vicdanlı, sade yaşamıyla örnek olarak ermiş bir kişi olan Abuzer’e benzetilmiştir. Kuşkusuz Bülent Arınç’ın Abuzer’le ilgisi yoktur, olamaz. Çünkü Abuzer’deki özellikleri taşıyan biri kadına büyük saygı gösterir, kadın karşısında konuşurken daha alçakgönüllü ve mütevazı olur. Kadına ses yükseltmek o kişinin adil, hakkaniyetli ve eşit olmadığını gösterir. Kadına en ağır şiddet kadın karşısında sesini yükseltmektir. Çünkü kadına şiddetin kaynağı ve başlangıcı budur. Kadına ses yükseltme bırakılmadığı müddetçe kadına yönelik şiddet de durmaz; topluma yönelik şiddet de durmaz.
Bülent Arınç bin defa hacca da gitse, bin defa zemzem suyuyla yıkansa da temizlenmez. Bülent Arınç ve Bülent Arınç gibilerini temizleyecek tek şey, hakaret ettiği kadınlar önünde diz çökmesi, kadın özgürlük ruhuyla kendini yıkamasıdır. Kadın, özgürlüğün ve demokrasinin mabedidir. Kadın karşısında nasıl davranacağını bilmeyenler, özgürlükten, demokrasiden ve hakkaniyetten söz edemezler. Hakkari’den.........