“Kürtçe eğitim olmaz!” Bu bir emirdir.
TRT-şaş’a rağmen.
Eğer söylediklerini kulağı duymuşsa.
Bu emir veren Zat, hemen o televizyon kanalını kapatmalıydı.
O televizyon kanalında çalışanların büyük bir kesimi İsveç’de Kürtçe eğitim gördü;
Diğerleri Avrupa’nın diğer ülkelerinde;
Diğerleri de, Gerilla mücadelesinin gölgesindeki topraklarda; yani Türk sömürgeciliğinin yasaklarının hakim olduğu topraklarda, çıkarılan dergilerde ve gazetelerde yetişerek o günlere geldiler.
O zaman neden bu sivri çıkış?
Bülent Arınç’dan kara bir mizah mı?
Zihinsel yorgunluk mu?
Şuursuzlukta bir şuur aramak mı?
Yoksa Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in 5 Ocak’ta: “Kürtçe eğitim dili olmaz!” talimatına biat mı?
Özel “Eğitim dili olmaz” demişti.
Dil olur ama “eğitim dili olmaz” demek istemiş.
Bülent Arınç, talimata uyan bir politik mavevra yapıyor ve onun Özel’in söylediklerini siyasi dile tercüme ediyor ve gerekçe belirtiyor:
“Çünkü Kürtçe medeniyet dili değildir!”
İsveçli’ler, Türkiye’de dilleri unutturulmak istenenlere Kürtçe’de eğitim imkanı tanırken, ne yapmak istemişti.
Bülent Arınç’a “kalem kılıçtan daha da keskindir” demiş olamazlar mı?
İsveç, Hitler Almanya’sından kaçan Yahudi’lere kucak açmakla tanınıyordu.
İkinci devrede, Kenan Evren “Türkiyesi’nden” (işgaldeki Kürdistan) kaçan Kürtler’e ev sahipliği yaptı.
Erdoğan, Gül ve Bülent Arınç Türkiye’si, İsveç’te Kürtçe eğitim gören Kürtleri de siyasi asimilasyon ve eritme proğramına alarak, TRT-şaş’ı başlattı.
Böyle olunca da, Bülent Arınç, sarfettiği sözlerle, patolojik bir rahatsızlığı olduğu emaresinde diretiyorsa da, sağlıklı bir “kolonyalist” olmaktan kurtulamıyor.
Tarih Bülent Arınç’a müteşekkir kalabilir, çünkü geriye kalan Kürtler’i de kendisi ve Türkiye’deki Erdoğan-Gül-Arınç “kolonyal faşizm”inden nafret ettirecek tarihi sözler sarfetti.
Cemal Gürsel Kürtler’e, hem de Diyarbekir’de: “Size Kürt diyenlerin yüzüne tükürünüz” demişti.
Bülent Arınç da Gülservari bir söz etti, ama o zaman çoktan geçti.
Şimdi Kürtler’in kimin suratına tüküreceğini hesaplamasını bimeyen bir Başbakan Yardımcısı olduğu için, pişmanlık duyacak onların isimlerini de özellikle zikretmek istemiyorum.
Ancak, eğer duymuşlarsa Arınç’ın sözlerini, TRT-şeş’deki Kürt dilini eğitim dili olarak öğrenenleri, toplu istifaya çağırıyorum.
Eğer, Türkiye’de Erdoğan veya Bülent Arınç ile birlikte kürsüye çıkıp, AKP’nin herhangi bir proğramını açıklamaya hazırlanıyorsa Kemal Burkay, ona da Türkiye’yi hemen terkedip, Kürt halkından özür dileyerek, Diyarbekir’de bir çadırda “Kürdistan meditasyonu” için inzivaya çekilip, bir dönem için, neler yapacağını düşünerek, orada yaşama davet ediyorum.
Geriye ne kalıyor?
Bugünkü hayalimi yazıyorum:
Günün birinde siyasal bir Kürt gücü, askerden arınan her Kürt köyü ve kasabasında Kürt okulları açar ve çocuklar Kürt Milli Marşı söylemeden ilk derslerine başlar ve her gün sadece “Roj baş” derlerse ve de ortalıkta ne süngü ne de ayyıldız olsa…
Arınç’ın utanılacak kara mizahı