
Ölümün yaşam karşısında giderek zorlandığı, yaşam çelişkisinin ölüm çelişkisi karşısında giderek boyun eğmeye eğilim gösterdiği zamanlarda, insanların ruhsal hassasiyet ve duygusallığının en fazla derinleştiği anlar olduğunu geçmiş tercübemden gayet iyi biliyorum. İşte mektubunu böylesi ruhsal ve duygusal bir atmosferde okudum.
Son derece anlamlı olan, doğruları ifade eden, gerçekliğimizi anlatan, her satırında ‘heval’liğin en derin anlamını taşıyan mektubunuz hem bana, hem de bedenlerini Anadolu ve Mezopotamya halklarının özgürlük ve kardeşliği için ölüme yatıran eylemdeki arkadaşlarıma güç ve moral vermiştir...
Sevgili Murat heval,
Açlık grevleri, düşüncenin ve ruhsal boyutun son derece karmaşık çelişkilerle boğuşulduğu ve ama aynı zamanda en fazla netleşmenin de sağlandığı zamanlardır. Bir taraftan reel yaşamla olan bağın giderek zayıflaması fikri, öte yandan ölümsel çemberin biraz daha daralması ve bu daralma duygusuyla geçmiş ile an arasında gidip gelme hali, taktir edersiniz ki insanı derinden etkileyen anlar oluyor. Bu anlar aynı zamanda her iki tarafı keskin bir kılıç ağzı üzerinde ölümle dans etme anları da oluyor. Bu dans sürecinde birçok çelişkiyi aynı anda yaşama, sanırım insan olmanın en doğal halidir. Tabii ki bu etkileme ve doğal hal ne anlamsız bir ölümün, ne de anlamını yitirmiş bir yaşamı yaşamaya devam etme hali ve kaygısıdır. Bu gerçeği derinden hisseden bir yoldaş olduğunuzu anlatmaya bile gerek olmadığını biliyorum. Ama yine de vurgulama gereğini duydum.
Değerli arkadaşım,
Bunları anlatmamın nedeni, yaşadığımız kirli, kan ve irinle sıvanmış, özgürlüğün ve demokrasinin zerresi olmayan bu dünyada düşünsel anlamda son derece bilinçli bir süreci başlattığımızı ve bu konuda asla, ama asla duygusal davranmadığımızı anlatmak içindir. Böyle düşünmediğini, attığımız adımın son derece bilinçli ve anlamlı olduğunu senin de gayet iyi bildiğinin farkındayım. Ama böyle düşünmeyenlerin de oldukça fazla olduğunu iyi biliyoruz. Bu nedenle böyle bir belirleme yapma gereğini duyuyorum...
Bizler bu eylemi, ‘Öcalan’a Özgürlük’ ve Öcalan’ın sağlığı ile güvenliği hakkında kesin bilgi alma şiarıyla başlattık ve bu şiarla sürdürüyoruz. Biliyorsun ki, Öcalan’a Özgürlük düşüncesi bu mücadeleyi ve bu halkı tanımayanlar tarafından son derece tepki alan ve neredeyse bir küfür olarak algılanan bir durumdur. Barışın sağlanması ve kardeşleşmenin yaratılması için Öcalan’ın özgürleşmesi kaçınılmazdır. İşte biz bu amaçla Öcalan’a Özgürlük’ düşüncesini ilk önce bir algı, somut bir bilinç ve gerçekleşmesi mümkün olan bir fikir haline getirmeye çalışıyoruz. Uzun bir süreci kapsayan bir çalışma olduğunu biliyoruz, ama en azından kafalarda bir algı yaratmanın mümkün olabileceğini düşünüyoruz. İkincisi, Öcalan’ın sağlığı ve güvenliği artık neredeyse büyük bir savaşın gerekçesi haline gelmiştir. Avrupa Konseyi ve CPT bu görevi yerine getirecek birinci dereceden sorumlu iki kurumdur. Bunları da bildiğini ve bu konuda bizimle aynı fikirde olduğunu biliyorum. Ama şuna varmak istiyorum: Ne yazık ki son derece insani olan bu talebimiz hala yerine getirilmiş değildir ve ilgili kurumlar hala duyarsızlığın en derin halini yaşıyorlar. Bu nedenle çağrınızı son derece değerli ve anlamlı bulduğumuz kadar, sizin de talebimize hala yanıt alamayan eylemciler olarak eylemimizi sürdürme konusundaki tutumumuzu da anlamlı bulacağınıza olan inancımızı belirtmek istiyoruz. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyor, halkımızın ve sizin gibi dostların verdiği destek ve katılımcı ruhla, arkadaşlarım adına sevgi ve selamlarımı sunuyorum...
Fuat Kav / Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi Üyesi Strasbourg