EVRİM KEPENEK/JINNEWS/İSTANBUL

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan kentsel dönüşüm programı doğrultusunda, Sarıyer’e bağlı Küçük Armutlu Mahallesi’nde 3 bin 948 yapının yıkılması öngörülüyor. Yıllardır yıkıma karşı direnen ve bu uğurda bedel ödeyen mahalle halkı ise “Dirlik oluruz, birlik oluruz ama yıktırmayız. Bizim burada anılarımız var ölülerimiz var. Bizi buradan gönderemeyecekler” diyor. 

 Çoğunluğu Sivas, Tokat, Dersim gibi kentlerden 1980 Darbesi sonrası göç etmek zorunda kalan Alevi yurttaşlardan oluşan mahalle, yıllardır yıkım tehdidiyle karşı karşıya.  Daha önceki dönemlerde devletin kepçelerle mahalle halkının kapısına dayandığı ve büyük bir direnişle karşılaşarak geri çekilmek zorunda kaldığı da biliniyor. Son olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 22 Ekim'de açıkladığı bir raporla resmi kaynaklarda Fatih Sultan Mehmet Mahallesi olarak geçen Küçük Armutlu'daki 140 hektarlık alanı kentsel dönüşüm programına aldığını ve en az 3 bin 948 yapının yıkılacağını duyurdu. 

Küçük Armutlu halkı için bu yıkım kararı pek şaşırtıcı değil, ancak belirsiz bekleyiş devam ediyor. Çünkü daha önce de benzer şekilde evlerinin yıkılacağını öğrenen mahalle halkının direnişi sayesinde yıkım süreçleri ertelenmişti. Kentsel dönüşüm adı altında barınma hakları gasp edilen Küçük Armutlu halkı, daha önceki direnişlerden hem çok tecrübeli hem de bu direnişlerde yaşamını kaybedenleri hiç unutmuyor. Bu nedenle halk için Küçük Armutlu sadece bir mahalle değil.

 

Politik saldırının parçası

İstanbul'un politik iki mahallesi olan Gazi ve Okmeydanı'ndaki örnekleri gibi yıkım kararının altında. Küçük Armutlu'da yaşayan ve bölgeyi en iyi bilen isimlerden biri olan "Metropol sürgünleri" isimli kitabın yazarı gazeteci Gülşen İşeri, yıkım sebebinin hem rant hem de politik olduğunu düşünüyor. "Bu bölgede insanlar çok zor şartlarda hayata tutundu, kimsenin burayı terk edip gideceğini düşünmüyorum" diyen Gülşen, daha önce de kentsel dönüşüm kararı alındığını ancak özellikle seçim dönemlerinde bir şekilde bu kararların uygulanmadığını hatırlatıyor.

 

'Biz buradan gitmeyiz'

Menekşe Taşdemir ve Hülya Aslan… 30 yıldır bu bölgede yaşayan, yan yana iki evde komşuluk eden iki kadın. Onların komşulukları kendi içinde kadın dayanışması da barındırıyor. Birlikte çalışmışlar ve yine yıkılmak istenen bu evleri de birlikte yapmışlar. "Biz bu evleri dişimizle tırnağımızla yaptık, nerede ev verirlerse versinler, biz buradan başka bir yere gitmek istemiyoruz" diyen bu kadınlar, kendilerine yetkililer tarafından bir antlaşma teklif edilirse asla kabul etmeyeceklerini belirtiyor.

 

'Birlik olacağız dirlik olacağız' 

Mahallede yaşayan Yeter Güneş isimli kadın da yıkım kararını duyduklarını, ancak sonrasında kendilerine hiçbir açıklama yapılmadığını belirterek, belirsizliğin en büyük sorun olduğunu söylüyor.  Lüks sitelere temizliğe giderek yaptığı evini asla yıktırmayacağını ifade eden Yeter, "Dirlik oluruz birlik oluruz yine de evimizi yıktırmayız. Biz, burayı emekle yaptık. Kim gelecek bizi buradan çıkaracak? Bizim burada anılarımız var ölülerimiz var. Bizi buradan gönderemeyecekler. Yıllarca, vergisini ödedik, faturalarını ödedik. Yasaya göre 20 yıl bir yerde oturursan orası senin olur. Biz 30 yıldır burada oturuyoruz. Bizden alıp zenginlere verecekler buraları. Biz buna izin vermeyeceğiz" diyor.