Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her şeyi yok sayan tavrı nedeniyle sürecin bittiğini söyleyen PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, çözüm sürecinin şu anda bir ara dönemden geçtiğini vurguladı. Karayılan, silahsızlanma ve çekilme konusunda da net konuştu: “Ne zaman ki tüm Kürt hakları verilir, Türkiye demokratikleşir, Önder Apo dahil bütün siyasi tutuklular özgürleşirse işte o zaman gerilla konum değiştirir.”

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan imc tv’den Ayşegül Doğan’ın sorularını yanıtladı. 

AKP hükümetinin, bir bütünen devletin Kürt sorununa lakayt yaklaşımının, süreci tehlikeli düzeye getirdiğini; mevcut yaklaşımların oldukça zorlayıcı intikamcı, giderek demokratik çözüm ümitlerini tümden ortadan kaldırıcı nitelikte olduğunu belirten Karayılan, var olan zeminin zaten bozulduğunu söyledi.

Kamuoyu önünde açıkça yürütülen sürecin, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müdahalesiyle bitirildiğini kaydeden Karayılan, “İlk önce Kürt sorunu diye bir sorun yoktur, dedi. Sonra İzleme Heyeti’nin oluşumun engelledi, ardından Dolmabahçe mutabakatını reddetti. Masa filan da yok, diyerek her şeyi yok saydı. Tüm bunların yerle bir edilmesinin anlamı, çözümün bitirilmesidir. Dolayısıyla süreç bitmiştir, çözüm yoktur. Aslında şimdi bir ara dönemdeyiz” dedi.


Artık bekleyemeyiz

Türk tarafının mevcut üslubu ve yaklaşımının tamamen dışlayıcı ve çözüme kapalı olduğunu ifade eden Karayılan, şunu vurguladı: “Kurulacak hükümetin rengine bakıp biz de kendi yolumuzu belirleyeceğiz artık. Ortadoğu ve Kürdistan’da yaşananlar var. Bizim bekleme gibi bir durumumuz söz konusu olamaz.”


Tecrit savaş tutumudur

Ağırlıklı olarak bir seçim hükümeti kurulacağının görüldüğünü belirten Karayılan, programı, ne yapacağı ve yaklaşımının önemli olacağını söyledi. AKP’nin şimdiki yaklaşımı değişmezse kiminle kurarsa kursun bunun bir savaş hükümeti olacağını dile getiren Karayılan, “Çünkü AKP’nin şu andaki üslubu, tarzı, yaklaşımı çözümü değil, çözümsüzlüğü esas alıyor. Bir de eğer seçime gidecekse MHP’ye giden oyları çekmek için sertlik siyasetini esas alacağı görülüyor. Zaten bu hesaptan hareketle yani seçim öncesi üsluplarını değiştirmediler” diye konuştu.

Dikkatle izleyip kararlaştırma sürecini gündemlerine aldıklarını aktaran Karayılan, şunları söyledi: “Mevcut yaklaşım karşısında bizim sessiz kalmamızı kimse beklememelidir. Özellikle Önderliğimize yapılan, önderlik şahsında halkımıza hatta seçimde ortaya çıkan iradeye saygısızlıktır, hakarettir. Tecrit bir savaş tutumudur. İkincisi siyasal soykırım sürecini yeniden başlattılar. Her gün bir yerde operasyon yapılıyor ve Kürt gençleri tutuklanıyor. Bu, barış tutumu değil. Zaten askeri hazırlıklar yapılıyor. Günlük olarak en az 7-8 alanda yoğun keşif faaliyeti vardır.”


Türk tarafı karar verdi

Aslında Türk tarafının kararını verdiğini; tecrit, siyasi soykırım, askeri operasyonlar ve baraj-karakol-yol gibi askeri hazırlıklar yaptığını; dolayısıyla savaş konumuna geçtiğini söyleyen Karayılan, “Hükümetin oluşum sürecine ve rengine bakıp tutum belirleyeceğiz” diye konuştu.


Eski formatta olmaz

Öcalan mevcut koşullarda tutulduğu sürece çözümde ilerleme sağlanamayacağını dile getiren Karayılan, Nelson Mandela modelinin uygulanmasını gerektiğini söyledi. Eğer geliştirilmezse yine oyun ve oyalamanın devamı anlamına geleceğini vurgulayan Karayılan, “Denenmiş bir şeyi bir kez daha denemek anlamlı değildir. O yüzden farklı bir formatta müzakere ile başlayabilir. Müzakerenin ön gördüğü İzleme Heyeti, Adalet ve Hakikat Komisyonu kurulabilir” dedi.


Kendi kararımızı alırız

PKK olarak demokratik yollarla bu sorunun çözümünü istediklerini fakat Kürt halkının doğal haklarından ve kimliğinden vazgeçilemeyeceğinin altını çizen Karayılan, şöyle devam etti: “Devlet ve AKP oyunu bir tarafa bırakacaksa ve samimi, dürüst, iyi niyetle yaklaşım gelişecekse biz çözüme varız. Ama bunu değil de farklı şekilde oyalama veya tasfiyeyi dayatırlarsa artık biz buna gelecek durumda değiliz, bunu yutacak durumda değiliz. Biz de kendi yolumuzda yürümeyi biliriz. Kendi kararımızı alırız. Halk olarak başımızın çaresine bakmayı biliriz. Kürt halkı Ortadoğu bölgesinde bugün yükselen bir güçtür, temel bir aktördür.


Gerillanın konumu

Silahsızlanmanın ve gerillanın tasfiyesinin sözkonusu olmadığını belirten Karayılan, gerillanın rolünü şöyle izah etti: “Gerilla Türkiye toplumunun ve Kürdistan halkının özgürlük ve demokrasi güvencesidir. Eğer gerillanın müdahalesi olmasaydı DAİŞ şimdi tüm Güney Kürdistan’ı, Rojava Kürdistanı’nı işgal edip Erdoğan’ın da itaat etmesini isterdi. Artık Türk devletinin gerilla gerçekliğini kabul etmesi lazım. Ne zaman ki tüm Kürt hakları verilir, Türkiye demokratikleşir, Önder Apo dahil bütün siyasi tutuklular özgürleşirse işte o zaman gerilla konum değiştirir.”


Rojava’ya giremez

Türkiye’nin Rojava’ya direkt müdahale etme koşullarının olmadığını; bunu Türkiye’nin de bildiğini ama bilinçli gürültü çıkardığını söyleyen Karayılan, neyin gürültüsü olduğunu şöyle anlattı: “Onlar DAİŞ’le aralarının kesilebileceğinden korkuyorlar. Kürt fobisi var. YPG’nin Cerablus’a doğru ilerleyeceğini düşünüyorlar. Bunu önlemeye çalışma gürültüleridir. Bir biçimde hem YPG ve Rojava Kanton Yönetimleri’nde hem de ABD’ye dönük etki oluşturmaya dair bir çabadır. Mevcut konjonktürel durum Türkiye’nin Rojava’ya müdahale etme koşullarının olmadığını gösteriyor. Her şeyden önce ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon şuna inanıyor: Türkiye ile DAİŞ sınırdaş olduğu müddetçe zayıflatılamaz. Bu önemli bir şeydir. Erdoğan  IŞİD’le aynı parantez içinde. Dünya böyle görüyor. Siyaseten açıkça söylemiyorlar. Biz biliyoruz, dünya öyle görüyor. AKP eğer Kürt sorununun çözümünde samimi olsaydı bu durumlar yaşanmazdı. Kuzey’de çözüm olmadığı için, Rojava konusu gündeme girdiğinde AKP Rojava’ya kırmızı çizgi olarak yaklaştı.


Değişim emaresi yok

Son zamanlarda Dışişleri’nin bazı gazetecileri çağırarak, PYD’yi rasyonel bulduklarını, DAİŞ‘le mücadele edeceklerini söylediğine işaret eden Karayılan, bunun da yeni bir manevra olduğunu söyledi. “Türkiye siyasetinin değişeceğine dönük bir emare yok” diyen Karayılan, şunları ekledi: “Türk devleti halen Kürtlerin güç olmasından çekiniyor, korkuyor. Onun için Rojava’da güç olmasını istemiyor. Bir biçimde uluslararası güçleri de ikna ederek oraya müdahil olmak istiyor. Ama uluslararası güçler, bugün Ortadoğu’da DAİŞ denilen yapıya karşı en etkili savaşı verebilen gücün YPG olduğunu kabul ediyor, görüyor. Dolayısıyla orada bir ortaklık durumu gelişmiştir. Böyle bir süreç var. Türk devletinin yapmak istediği manevradır.” 


 İSTANBUL