İşte bir yıl daha bitiyor. Savaşa kurban edilmiş, barış için ziyan olmuş bir yıl daha geçti… Günler Abluka altındaki kentlerin feryatlarıyla, ölüm haberleriyle geçti.
Bu yılın kelime dağarcığında yine; yasak, hendek, mayın, patlama, roket, toma, bomba, çığlık ve ölümler vardı. Acılarla dolu geçti mevsimler. Yıllar hep can yaktı buralarda zaten. Fermanlar çıkarıldı genç ömürlere. Çocuk yanından vuruldu hayat, yerle bir edildi oyun yerleri. Kana ve cana yazıldı herşey. Kaç mevsim geldi geçti, kaç figan kaç fırtına kaç cehennem. Harabe evlerde, virane sokaklarda kurşunlarla, bombalarla parçalanmış körpe bedenler. Göç etmek zorunda kalan on binlerce insan, evlerine tabutlar içinde gönderilen asker ve polisler… Her gün hava raporu okur gibi, çatışma ve ölüm haberleri...
***
Her şey o kadar açık ki; dün barış diyenler, bugün sonuna kadar savaş diyorlar artık… Ve herşey o kadar dokunaklı ki; zulüm hız kesmeden devam ediyor. Keskin nişancılar çocuk, kadın, yaşlı demeden hareket eden her şeye ateş açıyor. Yerleşim yerleri, antik mekanlar tanklarla, toplarla yerle bir ediliyor. Yaralılar hastahaneye kaldırılamıyor. Öldürülmüş insanların cesetleri günlerce yerde kalıyor, almak isteyen yakınlarının üzerine ateş açılıyor. Morglarda yer kalmadığı için cesetler soğuk hava depolarında tutuluyor artık. Acılar gibi çoğalan hırçınlıklar durmadan öfke büyütüyor. Artık bir kopuş yaşanıyor.
Ölümleri rakamlarla ifade etmek bile acı veriyor insana; Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 16 Ağustos - 25 Aralık arasında çıkma yasağının uygulandığı yedi ildeki resmi yasak süresi boyunca 124 sivilin öldürüldüğünü belirtiyor. Çatışmalarda hayatını kaybeden asker,polis ve militanların sayısı ise yüzlerle ifade ediliyor. TİHV raporunda göre; sadece son 2 hafta içerisinde 41 sivil öldürülmüş (7’si çocuk, 1’i ateşli silahla vurulma sonucu anne karnında ölüm ve 8’i kadın) ve en az 41 sivil yaralanmıştır (14’ü çocuk, 8’i kadın). "En az 15 kişi kendi evlerinin sınırları içerisindeyken, açılan ateş veya tanklardan atılan top mermilerinin evlerine isabet etmesi sonucu yaşamlarını yitirmiştir" ifadeleri yer alıyor. Ve o kadar beter bir acıdır ki; Bunca vahşete rağmen bölge dışında insanlar bir tepki göstermiyor. En trajik olayı bile, en fazla birkaç duyarlı insan dışında kimse görmüyor, duymuyor seslendirmiyor. Bir kelime, bir satır, bir bakış bekliyor birileri.
Ne bir ses veren var ne de bir nefes. Bölge kor gibi yanarken acının en beteri oluyor, bir zulme sessiz bir onay oluyor susmak. Güven ve sevginin içten içe çürümeye başladığı ve fay hatlarının kırılmaya, duygusal kopuşların başladığı yerdir susmak… Ve susmak en acımasız, öldürücü bir silah olur bazen.
***
Birileri bombalıyor, birileri direniyor. Birileri savaş diyor başka bir şey demiyor. Birileri barış diyor, sesine ses arıyor. Her sözcük kendi dar anlamını aşan bir yoğunluk içinde şimdi.
Yeni bir yılın arifesinde yazı yazmanın da böyle boynu bükük oluyor. İyi yıllar, mutlu noeller diyemiyor insan. Yine de çocukları ölümün elinden çekip alacak,adım adım kopuşa giden bu gidişata dur diyecek yeni bir yıl getireceksen bize de uğra Noel Baba.