Almanya Gündemi
Ortadoğu’daki savaş her geçen gün büyüdükçe, şiddeti, yıkımları da o kadar büyüyor, dolayısıyla yarattığı travmalar da bir o kadar derinleşiyor. Savaşın en çok mağduru ise kadınlar. Çünkü; tarih boyunca değişen koşullara ve savaş tekniklerine rağmen, kadın bedeninin taraflar arasında güç gösterme aracına dönüştürülmesi kaidesi değişmedi. Cinsiyetçi mekanizmanın değişmeyen işlevi kadını her alanda, dolayısıyla savaşta da birinci mağdur yapmaya devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde BM Güvenlik Konseyi toplantısının‚ ’insan ticareti’ başlıklı ilk oturumunda konuşması ile bütün salonu etkisi altına alan bir konuk ağırlandı; IŞİD tarafından kaçırılan Êzîdî genç kadın Nadiya Murad Basî Taha... Nadiya IŞİD çetelerinin Êzîdî kadınlara neler yaptıklarını, kaçan kadınların hangi işkencelerden geçirildiğini, çete üyelerinin kendilerine nasıl tecavüz ettiklerini bütün detayları ile anlattı. Bir kaç kaçış denemesinin ardından şiddetli işkencelerden geçtiğini, fakat yılmadığını ve nihayet kaçmayı başardığını belirten Nadiya, şimdi Almanya’da yaşıyor. Yaşadığı travmayı hayatı boyunca atlatamayacağını biliyoruz, zira Nadiya toplantıda son olarak tek isteğinin IŞİD çetelerinin bitirilmesi olduğunu söyledi ve yetkililerden bu konuda yardım istedi. Bu barbarizmi durdurmak adına hala ciddi adımların atıldığını söyleyemeyiz.
Yine başka bir örnek hatırlatalım: Bir süre önce Alman NDR ve SWR kanalları IŞİD’in kaçırdığı Êzîdî kadınların sanal ortamda nasıl satışa çıkarıldığını ortaya koyan bir haber dosyası yayınlamıştı. Bu trafiğin bir irtibat bürosu da Antep’te bulunuyor. (Böylesi bir çirkef karşısında hala Türkiye’ye bir yaptırım yok) Bu bürolara başvuranların bazıları ise kaçırılan kadın ve çocukların akrabaları. Kendi evlatlarını para karşılığında IŞİD’ten satın alıyorlar, öyle ki IŞİD bu ahlaksızlığı bir para kazanma yolu olarak görüyor. IŞİD’in elinde hala bedensel kırımın yanında, kültürel kırımdan geçirilen binlerce (sayıları net olarak bilinmiyor ama 7 binin üstünde olduğu tahmin ediliyor) Êzîdî kadın bulunuyor.
Erkek egemen iktidarların yürüttüğü savaşlarda, mağduriyeti bir orana tabi tuttuğumuzda, kadınların en fazla zarar gören taraf olduğunu bu örnekler bir kez daha ortaya koyuyor. Üzülerek söylüyorum; hala kadın bedeninin esir alınması ile düşmanı karşısında zafer kazandığını düşünen korkunç bir zihniyetin tahakkümü altında yaşıyoruz. Bu barbarizmin yaşattıklarının yanında, mağdur toplumun geri değerleri ile savaşmak zorunda kalan kadının asıl savaşı, maalesef ki yaşadığı trajediden sonra başlıyor.
Bu mağduriyeti yine bir örnekle hatırlatalım: 2013’ten bu yana Almanya’da yaşayan 1995 doğumlu Rojavalı Rokstan Malak savaş mağduru kadınlardan yalnızca biriydi. Qamişlo’da Esad rejiminin askerleri tarafından tecavüze uğrayan Rokstan bir gazeteciye aktarımında genç kızların yanlarında tecavüz durumunda kendilerini öldürmek için bıçak taşıdığını anlatmıştı. Çünkü baş edemedikleri toplumsal yargılar karşısında kendilerini nelerin beklediğini bilmiyorlar. Dayatılan ‘kirletilmiş’ algısı onları zaten mezara gömüyor. Yaşadığı travmaya ve baskılara dayanamayan Rokstan, geldiği Almanya’da ailesinin evinden ayrıldı, ayrıca mülteciler için yardım faaliyetlerinde bulundu. Savaş mağduriyetine, toplumsal normların dışına çıktığı yargıları da eklenince, Rokstan, Almanya’da seçtiği yaşamdan dolayı ailesi tarafından öldürüldü. Bedeni 2 Ekim’de bir bahçede gömülü orak bulundu. Alman medyası namus davasına odaklandı, savaş travması ise yan öğe olarak kaldı.
Yaşanan travmaların suçlularını sadece sıcak savaşa katılan taraflar olarak görmek eksik bir yargıdır. Savaşa dolaylı yollardan destek veren Almanya, yaşanan sonuçların sorumlularından biridir. Artık topraklarına kadar taşınmış trajedilerin boyutlarına rağmen, bu savaşta direk suç ortağı Türkiye ile ilişkilerini her geçen gün güçlendirmeye devam ediyor. Söz konusu trajediye üzülüp gözyaşı dökmekte bu saatten sonra samimi bir reaksiyon olmaktan öte. Yaşanan ahlaksızlığa seyirci kalındıkça suç ortaklığı da devam edecektir. Savaşı sonlandırma adına etkili adımların atılması için, mağduriyet argümanı olarak kullanılan kadınların, vahşet istatistik verilerini daha ne kadar kabartmaları gerekiyor.