Belli ki faşist saldırılar durmayacak ve devam edecek. Gözlerimizin önünde her gün içimizden birilerini katlediyorlar. Yarın hangimizi öldüreceklerini bilmiyoruz ama bildiğimiz her gün birilerinin öldürüleceği. Yazıyı yazdığım şu saatlerde Amed’de polisin halkın üzerine ateş açtığını bir kadının hayatını kaybettiğini, bir gencin ise ağır yaralandığı haberi geldi.
Artık yeter!
Kobanê, Suruç, Amed ve Ankara yakın dönemde yaşadığımız katliamların en büyüğü idi. Bize inanılmaz acılar yaşattılar. Her gün yeni cinayetler, tutuklanmalar, yakılıp, yıkılan kentler ve göçe zorlanan insanlara tanıklık ediyoruz.
Toplum olarak kendi trajedimizin hem sanığı, hem mağduru hem de izleyicisi olduk.
Elimiz kolumuz bağlı dehşet içinde olup bitenleri izlemek, zulüm edenlerin bundan sonra yapacaklarına da razı olmak demektir. Bu kadar çaresizlik, yılgınlık, umutsuzluk olmaz. Böyle bir şey tarihimizde yok. Susmanın ölüm olduğunu, direnmenin kazanmak olduğunu en iyi Kürtler bilir.
Siyasi iktidarlar tarafından topluma yaşatılan zulme sessiz kalmanın tarihte dramatik, trajik ve ağır bir yeri var. Bunun en anlaşılır ve öğretici örneği ise Nazi Almanyası döneminde yaşandı. Nazi faşizmini yaşayan papaz Martin Niemöller’in öğretisini yeniden anımsayalım: "Önce sosyalistleri topladılar sesimi çıkarmadım, çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar sesimi çıkarmadım, çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar sesimi çıkarmadım, çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler, benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı."
Papaz Martin Niemöller'in söylediklerinden çıkaracak önemli derslerimiz olmalı. Bilinmeli ki mevcut hükümet bir yanlışlık içinde değil, bilerek, planlayarak adım adım yeni rejimini inşa ediyor. Her türlü şiddeti ve suçu işleyerek yapıyor bunu. Toplumun beklentili bir ruh hali içinde olması, iktidarı gasp etmiş bir ekipten merhamet beklemesi saflıktan başka bir şey değildir.
En son Diyarbakır’da katledilen Tahir Elçi olayında olduğu gibi... Elçi’nin katledilişi herkesi kendine getirmeli, duyarlılık olmalı. Elçi’nin mücadeleci ruhu hepimize örnek olmalı.
Ankara ve Suruç katliamları herkeste bir sinme ve korku yarattı. Buradan çıkmak lazım. AKP’nin istediği tam da buydu. Bu durum IŞİD vahşilerinin serbestçe sokaklarda cirit atmasını da sağladı.
Ondandır ki MİT tırlarıyla IŞİD’e destek sunanları açığa çıkardıkları için Can Dündar ve Erdem Gül tutuklandı. Ondandır ki, çözüm sürecinde ısrarlı olan Tahir Elçi katledildi. AKP faşizmine karşı direnen Amed, Suruç, Ankara, Cizre, Gever, Silvan, Nusaybin halkının yaşadığı katliamların temel amacı budur.
Tarihte bile aşikardır, hiçbir faşist yönetim hayırlı değildir, olmamıştır, elleri fazlası ile kana bulaşmıştır. Bugün hükümetin yaptığı da tam da budur. AKP’nin JİTEM’inin, Esedullah timlerinin, Osmanlı Ocaklarının, özel harekatçısının, Hitler’in SS subaylarından ne farkı var?
Katiller ordusu, hepimizi ürkütmek, korkutmak, baskıyla, ölümle, katliamla yok etmeye çalışıyor ve böylece iktidarlarının devam edeceklerini sanıyorlar.
Erdoğan sarayında talimatlar yağdırıyor, hedef gösteriyor, kendilerine bağlı suç mekanizmaları da hedef gösterilenleri ya tutukluyor ya da katlediyor. Davutoğlu boşuna, "beyaz Toroslar gezecek" demedi, Kürdistan ve Türkiye’de beyaz Toroslar can almaya devam ediyor.
Susmamak gerek, susmadığımız, mücadele ettiğimiz sürece faşizme karşı dik durabiliriz. Yoksa her gün bir parçamızı alıp götürürler, her geçen gün umutlarımız, hayallerimiz, geleceğimiz ayaklar altına alınır.
Daha önce de yazdım ve ısrarla da yazacağım. Demokratlar, aydınlar, devrimciler, insan hakları savunucuları, vicdanı olan herkes AKP ve her türlü faşizme karşı ciddi bir demokrasi bloğu kurmalılar.
12 Eylül nasıl bir darbe idiyse, 7 Haziran seçim sonuçlarını kabul etmeyip, 1 Kasım seçim darbesiyle iktidarı gasp etmek de bir darbedir. Darbe darbedir, askeri, sivili fark etmiyor, ayrıca darbeyi siviller yapınca daha da iyi olmuyor. O zaman bu darbeden kim rahatsız oluyorsa ortak mücadele etmelidir. AKP’ye karşı mücadele sadece Kürtlerin meselesi olmamalı, herkesin meselesi olmalıdır. Bu saldırıların önüne geçilmezse yarın sıra başkalarına gelir.
Kobanê ruhuyla mücadele her zaman kazandırır.