Gazeteci yazar Celal Başlangıç, Dicle Haber Ajansı'na verdiği röportajda eskiden Kürt bölgesinden habere ulaşmak zorken bugün gelişen imkanlarla habere ulaşmanın kolaylaştığını ancak zor olanın haberi vermek haline geldiğini söyledi.
Türk medyasının bölge gerçekliğini anlatmamasını eleştiren Başlangıç, OHAL döneminde bile bu kadar ağır yasak, suskunluk ve oto sansüre tanık olmadığını söyledi. Bölgedeki herkesin "terörist" ilan edildiğini, orada yaşananlara bir maçın skoru gibi bakıldığını belirten Başlangıç, medyanın "3 asker şehit oldu, 2 korucu hayatını kaybetti, 1 terörist silahıyla birlikte ölü ele geçirildi" dilinin değişmediğine dikkat çekti. Başbakan Erdoğan'ın medyaya ayar çekmesi nedeniyle bu suskunluğun yaşandığını ifade eden Başlangıç, herkesin hizaya çekildiğini ve hizalarını Başbakan'a göre ayarladığını söyledi. Başlangıç, eskiden habere ulaşmak zorken, şimdi artık teknolojinin gelişmesiyle habere ulaşmanın kolay olduğunu ancak zor olan o haberi vermek olduğunu vurguladı.

Gerçeği öldürdü

Medyanın bugünkü tavrı için "çok vahim" diyen Başlangıç, "Medya hiçbir zaman bu kadar utanç verici bir hale gelmemişti. Eskiden 35 kişi yanlış bir bombardıman sonucu öldürülse çıkar bunu 'PKK öldürdü' derdi. Nitekim söylemiştir; Güçlükonak katliamı. En ufak kanıtı bile olmasa olay söylenirdi. 'Bombalandı ve öldü' diye o haber verilebilirdi. Eğer ulaşmışsa elimize. Ama şimdi haber elimize ulaştığı halde doğruluğunu bildiğimiz halde veremedik bu haberi. Sorun da burada düğümleniyor. Esas çözülmesi gereken oto sansür. Sansürü halletmek daha kolay. Oto sansürü aşmak daha zor. Oto sansürü bu kadar gelişkin medya anlayışıyla bir barış sürecini taşıyamazlar. Basın meslek ilkelerinin basit bir maddesi vardır. 'Gazeteci barıştan yana olmak zorundadır' Gazeteci barıştan yana olmak zorundadır, savaşın olduğu yerde gazetecilik olmaz. Edward Galleano, 'Aşkın ve Savaşın Gündüz Geceleri' kitabında der ki 'Bir savaşta önce gerçekler ölür.' Gerçeğin öldüğü yerde gazetecilik olmaz. Ve şimdi de medyanın kendi eliyle gerçeği öldürdüğü yerde yaşıyoruz" diye ekledi.


Öldürülen Kürt ise istifa gereksiz!
Bu tabloda Başbakan, Genelkurmay Başkanı, İçişleri ve Milli Savunma bakanlarının sorumluluğu olduğunu kaydeden Celal Başlangıç, Türkiye'de hata yapıldığında yapmaları gerektiği gibi istifa etmediklerini, hele ölen Kürt ise bunun hiç yapılmadığını söyledi. İçişleri, Milli Savunma bakanlarının hatta Başbakan'ın bu sorumluluğu taşıması gerektiğine dikkat çeken Başlangıç, "Medeni bir memlekette Başbakan da istifa eder, eğer 35 yurttaşı kendi savaş uçakları tarafından öldürülmüşse. Ama Türkiye'de etmez. Ama şuna şükrediyoruz yaptıklarını kabul ettiler. Öyle bir kabul ki bu. Onlar da kaçakçıydı noktasına geldi. 'Yoksa bunlar PKK'liydi de kendilerini mi bombalattılar' gibi şeyler üretilirdi. Geçmiş bir zamanda bir milletvekilinin kulağı ısırılmıştı. Bir tanesi 'kendi kulağını kendi ısırdı' diyordu. Bizim 35 yurttaşımız da kendilerini öldürttüler noktasına geliyor bu iş" dedi.


 HABER MERKEZİ